Sürmanşet 6.4.2021 09:48:00 877 defa okundu

YAĞMURUN SESİNDEKİ GİZEM…

Baki SENDAY Yazdı...

 

Dışarıda usul usul yağan bir yağmur vardı, birkaç dakika içinde şiddetli bir dolu kasırgasına çevirdi. Doğa, her şeyi gereği gibi yapmakta çok mahirdir. Boşluğu asla affetmez. Duygusallığı yoktur. Çok gerçekçidir. Balkonumda yağmurun güzelliğini seyre dalarken, ruhum farklı manzaralarla bir gezintiye çıktı. Hiçbir geleceğimin olmamış olan günlerinden ve anlarından birini yaşıyorum aslında. Birden ne olduysa, şimdiye kilitlenip kaldım. Karşımda kale hisarı gibi güçlü, taştan örülmüş bir şimdi var sadece.

Böyle ruhumuzu okşayan bir iklim ortamının birden bire değişmesi, yağmurun gri ve yumuşacık hışırtısı, aniden duvarları döven sert tanelerin saldırısına dönüşünce, duygu dünyam da anında farklı bir mecrada yol alıp aktı. Hissetmek insan için çok değerli bir duygu. Ama hislerin bir rengi var mıdır emin değilim. İnsanın ruhu aldığı darbelerden ve çektiği acılardan zevk almaya başlarsa, tıpkı delilik gibi acı veren şeye teslim olur.

Bugün her nedense, yaşamdan firar etmek gibi tuhaf gelebilecek bir his kapladı içimi. İsteyerek ve bilerek yükseldiğimiz yalnızlığın tutsaklığından ve onun sessiz penceresinden, arada bir firar etmek iyi gelebilir diye düşünmüş olmalıyım.. Ama olmadı işte, yağmurda bu eylemi gerçekleştirmek isterken hayat ve doğa, kendi planını her zaman olduğu gibi önüme seriverdi.

Sıradanlığın geçer akçe olduğu, cehaletin kol gezdiği bir dünyada, arada bir de olsa,  başka bir dünyayı düşlemek sağlıklı düşünen her insanın özlemidir. Düşünen insanın, böylesine varoluşsal bir vasatlıkta derin acılara gömülmesinin ve çektiği ıstırabın, çok haklı nedenleri olmalı. Öyle ki; bu acılar insanda doğal bir sonuç olarak, kayıtsızlık yaratır. Hayat karşısında, düşünebildiği halde kayıtsız kalan insanların acıları çok derindir. Ben, bir insanla ilk karşılaştığım anda, her şeyden önce, onun yüzündeki çizgilerinden, bir zekâ ışıltısı ararım. Sıkıntılı bir ruh hali de sergilese, zeki insanın çektiği acı, onun iç dünyasına bir saygınlık katmıştır diye düşünürüm. En lüks ve modern rezidansların, son teknikle donanmış odalarında bile, düşünen insanın düştüğü sıkıntılardan dolayı çektiği acı, fiziksel bir acıya dönüşür. İçi dopdoluyken dışı ıstırabının aynası gibidir.

İnsan, sürüden kopmaya dursun, vay haline! Devletin, toplumun, ailenin, dinsel ve geleneksel değerlerin dışına taşmayıversin. Başkalarının; bedenine ve ruhuna yedirip, giydirdiği ödünç kişiliğin, dışına çıkmayadursun. Bu tabutluktan sıyrılmayı başaran insan, içgüdüsel ihtiyaçlarını bile görmezden gelir. Düşünen insan, ait olduğu kalabalığı görmenin yanında, büyük boşlukları da görebilen insandır. O boşlukları görebilmek için, kalabalığın içinden dışına akabilmeyi ve yüksek bir mekâna tutunmayı bilmesi gerekir. Tıpkı, En yüksekte uçan martının en uzağı görebilmesi gibi.

İnsanlık, insan denen bir memeli hayvan türünün, biyolojik varlığının çok ötesine geçmek gibi bir ıstırabın sahibi olmalıdır. İnsan olağanüstü bir evrimin sonucudur. Evrimin taşıyıcı mekaniği, bilinçaltı ve görebildiğimiz bellektir. Bilinçaltı, aslında yaşamın temelidir. Bilinçaltının yok edilmesi kişiliğin çöküşüne götürür.

İnsan, bazen hiç sevmediği iki şey arasında seçim yapmak zorunda kalabilir. Tıpkı bugün usulca yağan yağmurdan derin bir haz duyarken, ruhumu titreten dolunun ve onun soğuk ikliminin beni kuşatması gibi. Yağmur, beni yaratıcılığımın düşünce ve düş âlemine götürürken, dolu yaşadığımgerçek dünyayı ve onun soğuk ve acıtan yüzünü gösterdi. Yağmurda yazmaya başladığım ve okumakta olduğunuz bu satırlar, dolunun müdahalesiyle bambaşka bir ruh dünyasına atıverdi beni. Çok duygu yüklü ve âşıkların arayıp bulamayacağı bir yazı kaleme almaya niyetliyken, işte böyle bir doğa olayı gündemi benden alıp götürdü. 

İşte böylece sizin için, bu sayfalara, dökmek istediğim o güzelim ruh halimden akacak olan doyumsuz manzaralar yerine, gözlerimden daha bitkin ve yorgun olan bir ruh hali bıraktım. Kiminiz, dolu da bir doğa olayıdır deyip, geçebilirsiniz elbette. Ama yağmur hangimizin ruhunda menekşe kokusu yaymaz ki? Hele bir de, aylardır sahilin dalgaları beklemesi gibi büyük bir özlemle bekliyorsanız.

Akşam oluyor, farklı ve karanlık bir dünyanın gürültüsü cama vurmadan içeri geçmeliyim. İnsanoğlunun sıradanlığı ve onun kurduğu düzen, huzurumu iyice bozmadan, kendimi en çok kendim olabildiğim geceme taşımak istiyorum. Çünkü sadece kendi gecelerimde gördüğüm düşlerde, kendi bayrağım karşısında alçalabiliyorum. Başka hiçbir kutsalın karşısında eğilmek bana göre değil. Gecelerimin düşlerinde, elimde düşürmediğim bayrağım, beni doğuran ve yücelten yalnızlığımın şafağının da yaratıcısıdır.

                                     Baki SENDAY

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 7869
 Dün : 16244
 Toplam : 42327032
 Ip No : 44.192.27.11