İlçe Haberleri 9.10.2019 10:12:12 414 defa okundu

Ürünler Organik

TUNCELİ/YEREL-Vatandaş kafası inorganik

Tunceli’de yazılı olmayan bir kural, genel kabule dönüşmüş durumda. Meyve-sebze ve tarlalarda ilaç kullanılmıyor. Ancak buna rağmen, köylülerin meyveleri dalında, sebzesi ise tarlada çürüyor. 90’lı yıllarda terörü bitirmek gerekçe gösterilerek boşaltılan köylerden sonra, kalan sınırlı sayıdaki köylü çaresizce bu duruma çözüm bulunmasını istiyor. Köyden getirdiklerini satmakta zorlanan Murat Kasun “Türkiye’nin birçok yerinde üretilen ürünlerde aşırı ilaç kullanılıyor. Oysa bizim hiçbir üründe ilaç yok ama yine de satamıyoruz. Vatandaş geliyor ve bu kurtlu diyor. Kurtlu olması ilaçsız olduğunu gösterir. Aşırı ilaçlı meyve-sebzeye kurt bile girmiyor. Kurdun yemediğini vatandaş yiyor. Sonra da herkes sürekli hasta.” derken, Akpınar Köyünden Kıymet Oran Zazaca çığlığı eşliğinde “Devlet bize sahip çıksın. Nedir bu halimiz? Biz de mi gidip dilenelim?” şeklinde sesini biri duysun istiyor.

 

Hani herkes organik ürün istiyordu?

Tunceli EMEK (Özel)-Tunceli’de yazılı olmayan bir kural, genel kabule dönüşmüş durumda. Meyve-sebze ve tarlalarda ilaç kullanılmıyor. Her şeyin hormonlu ve yenilmeye adeta yasaklı olduğu günümüzde, bu topraklarda yetiştirilen meyve-sebze ve bal gibi ürünler altın değerinde. Ancak, organik sözcüğünü dilinden düşürmeyen ülkem insanı, bu bölgede yetişeni almayınca, elmalar, armutlar dalında, domates, biber ve patlıcan ise tarlalarda çürümeye terk edildi. Kanser vakalarının gribal enfeksiyon kadar yaygın hale geldiği ortamda, organik sözcüğü dillerde dolaşıyor, Tunceli’de üretilen organik ürünler ise üreticinin elinde kalıyor. Hozat Akpınar Köyü’nden Kıymet Oran “Devlet bize sahip çıksın. Nedir bu halimiz? Biz de mi gidip dilenelim?” diyerek dalları elmayı taşıyamadığı için kırılan bahçesini gösterirken, merkezde kurduğu tezgahta organik ürün satan Murat Kasun “İlaçlı meyve-sebzeye kurt bile girmiyor. Kurdun yemediğini vatandaş yiyor. Sonra da herkes hasta.” diyerek organik ürün söyleminin nasıl boşa çıktığına vurgu yapıyor.

 

 

Organik ürünler tarlada ve tezgahta çürüyor

Tunceli’de kendi ürettiği köy ürünlerini satan tezgahtarlarla konuştuk. Kendi yetiştirdiği üzümü Cumhuriyet Caddesi üzerindeki Dar Sokakta satan Hakkı Bektaş “Büyük taneli üzümleri yemeyin” diyerek vatandaşları uyardı ve  “Bakır, göztaşı, zeytinyağı ve mavi bir ilacı var. Üzüme bu ilaçları veriyorlar. Üzüm şişiyor. Simsiyah oluyor. Onları yemeyin, onlar zehir.” dedi. Aynı yerde konuştuğumuz İnan Meriç dağdan topladığı şekok armutlarının doğal olduğunu “Biz bunları Pertek’in köylerindeki dağlardan topluyoruz. Bu ürünler doğal.” diyerek ifade etti. Zeki Bagav kendi bahçesinden topladığı ürünleri ve kendi beslediği hayvanların sütünü, yumurtasını sattığını söyleyerek yediğimiz hormonlu ürünlerin sağlığı bozduğunu, daha sonra iyileşmek için çok fazla para harcandığını ifade ederek  “Hormonlu ürünlerin bozduğu sağlığımıza geri kavuşmak çok maliyetli olabiliyor.” dedi. Muzaffer Yetim köylülerin ürettikleri ürünlerin elinde kaldığını ve Ovacık Tarımsal Kalkınma Kooperatifine verilen ürünlerin parasının geç ödendiği için köylülerin mağdur olduğunu, belediye tarafından köy ürünleri satanlara yer verilmesi gerektiğini söyledi. Bilal Olgunelma merkezdeki Sanat Sokağı’nda kendi yetiştirdiği ürünleri satarken sebze ve meyvelerin kurtlanmasının, şekilsiz olmasının organik olmasından kaynaklı olduğunu söyledi ve İnsanlarımız doğal ürünlere karşı biraz daha duyarlı fakat bu ürünleri diğer ürünlerden ayrıştırmakta güçlük çekiyor. Biraz ezik olsa ya da küçücük bir kurt olsa hemen atıyorlar. Bilmiyorlar ki bu organik ürünlerde doğal bir şey.” dedi. Tunceli merkezdeki Dar Sokakta ve Pazar günleri de belediyenin açtığı pazar yerinde satış yapmaya çalışan Murat Kasun, “Yerli ürünlere rağbet yok. Üstünde ilaç kullanılmadığı için şekil olarak albenisi yok. Ama bu ürünler organik. Her biri altın değerinde. Halkımız organik olsun diyor ama görüntüsü iyi olmadığı için almıyor. Toplum olarak sözde bilinçli olduğumuzu söylesek de bilinçli hareket etmiyoruz. İnsanlara tavsiyemiz zehirli ürünleri yemesinler. Bu ürünler her türlü hastalığa yol açar. Kurdun bile yemediği zehri insanlar tüketiyor.”  şeklinde konuşurken, evin geçimini sağlamak için bahçesinden topladığı ürünleri pazar yerinde satmaya çalışan 65 yaşındaki Sultan Kont, “Sattığımız ürünler % 100 organiktir. İnsanların şüphesi olmasın. Davar gübresinden başka hiçbir şey kullanmıyoruz. Gidip ilaçlı ürün alacaklarına gelip bizden organik ürün alsınlar.” dedi.

Hozat’ın Türktaner Köyü’nde bahçesi olan ve elmalarını satamadığı için ağaçta kalan Nurettin Oran; “Elmalarımızı yetiştirdiğimiz bahçelerimize hiç ilaç atılmadı. Hepsi de organik ürünler. Bu ürünlerimiz elimizde kaldı. Satamıyoruz. Sonbahar mevsimi gelmesine rağmen hala meyvelerimiz dallarında kaldı. Bunları pazara sunacak bir yer yok. Bir kooperatif de yok meyvelerimizi satmak için, verilen bir teşvik de. Yerel yönetimler olsun, devlet olsun bununla ilgili bir şey yapmıyor. En azından köy kooperatifleri kurulmalı. Vatandaş kendi ürünlerini orada satabilmeli.” ifadelerini kullandı.  

 

Kıymet Oran “Nedir bu halimiz?”

Hozat’a bağlı Türktaner Köyü Akpınar Mezrasında ikamet eden Kıymet Oran ise Zazaca yaptığı konuşmada; “Bu millet ne yapsın? Ağaçlarımız bu halde. Elmalarımız dalında çürüyor. Kurutuyoruz alan yok. Kooperatif kurmuşlar ama bizden almıyorlar. Kim için kurmuşlar bu kooperatifi? Satamıyoruz. Bu devlet bize sahip çıksın. Nedir bu halimiz? Ayı gelip gece dallarını kırıyor. Kapıya bile çıkamıyoruz. Yaşlıyız.” diyerek yaşadıkları çaresizliği, ürünlerinin gözleri önünde telef olmasına karşı feryatlarını birinin duymasını istiyor.

 

 

“Üretici verdiği emeğin karşılığını alamıyor”

Köylülerin yetiştirdiği organik ürünler üzerine konuştuğumuz market sahiplerinden Cafer Anhan “Yerli ürünler az yetiştiriliyor. Çünkü üretici verdiği emeğin karşılığını alamıyor. Bu konuda hepimizin fedakarlık yapması gerekir. Yani biz malı 1 TL’den alıyorsak 1,5 TL’den alalım. Biz karımızdan fedakarlık yapalım ki üreticide bu anlamda mağdur olmasın.” derken, Hıdır Gezici “Adana, Mersin, Antalya gibi illerde sürekli tarım yapılıyor. Hep kimyasal ve zehirli ilaçlar kullanılıyor. Bu ürünler sağlıklı değil, zaman zaman yurt dışından geri dönüyor. Ama insanlarımız şekline bakıp ürünü değerlendiriyor. Yerel yönetimler bu konuda üretici köylülere sorumluluk vermeli. Yani nerede hangi ürün daha iyi yetişiyorsa o köylerde o ürün yetiştirilmeli ve tabi yetiştirilen ürünler de vatandaştan alınmalı. Organizeli bir çalışma yürütülmeli.” diyerek Tunceli’de daha çok ürünün yetiştirilmesi gerektiğini yerel yönetimlerin de buna destek vermesi gerektiğini söyledi. Mehmet Çelik ise, Kışın Tunceli’de yetişen pek fazla ürün olmadığı için Mersin’den ürün getirdiklerini söyledi.

Madem ayı-domuz serbest, köylüyü bağlayın (!)

Tunceli merkeze inerek şehir içinde çöpleri karıştıran, zaman zaman vatandaşın elle beslediğine dair domuz görüntülerinden ne kadar hayvansever olduğumuza dair aldığımız övgüleri milletçe görmezden gelemeyeceğimize göre, köylerde ürün bırakmayan domuz ve ayıların serbestliği arasında köylünün sesi yitip gidiyor. Zaman zaman medyaya yansıyan ayı saldırısına uğramış çoban haberleri üzerken, Ovacık’ta bir kahvehaneye girip okey ve pişti oynayan erkekleri kovalayan ayı hepimizi hayli sevindirmişti (!)

Tüm bunlardan sonra; devlet erkanına ve ilgili kurum yetkililerine sesleniyoruz: “Madem ayı-domuzu 19 bin lira ile koruma altına aldınız, köylüyü bağlayın o zaman.”

Haber-Foto: Hüsniye KARAKOYUN

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 7974
 Dün : 18267
 Toplam : 31820940
 Ip No : 100.24.122.228