Kadın & Sağlık 10.9.2020 11:27:36 1951 defa okundu

TUNCELİLİ BİR SAĞLIKÇININ KORONA GÜNLÜĞÜ

Tuncelili Psikolog Mercan Kırmızıçiçek korona oldu. Ten rengi değişti, tat ve koku alma duyusunu yitirdi. Yaşadıklarını Tunceli EMEK'e anlattı. 2 çocuk annesi genç sağlıkçı “Ölürken sevdiklerinin ellerini tutamamak ve gözlerine bakamamak çok acı” dedi. VİDEOLU HABER

Tunceli’de koronaya yakalanan sağlık emekçisi yaşadıklarını anlattı

“Ölürken sevdiklerinin ellerini tutamamak ve gözlerine bakamamak çok acı”

Yakın zamanda koronavirüse yakalanan psikolog olarak görev yapan Mercan Kırmızıçiçek, hastalığa yakalandıktan sonraki süreci Tunceli EMEK’e anlattı. İki çocuk annesi Kırmızıçiçek, aynı evde olmalarına rağmen geceleri yüksek ateş, terleme ve şiddetli ağrılarda dahi eşinden yardım isteyemediğini söyledi. “Ölmek elbette bildiğimiz bir şey ama insanın sevdiklerinin gözünün içine bakamadan, elini tutamadan öleceği düşüncesi korkunç bir şey” diyen Mercan Kırmızıçiçek, bu hastalıkta yaşadığı sırt ağrısı ve baş ağrısının bu güne kadar yaşadığı hiçbir ağrıyla kıyaslanmayacak kadar şiddetli olduğunu da aktardı. Tat ve koku alma duyusu, kulakta şiddetli çınlama, teninde renk değişimi de hastalık sırasında Mercan’ın yaşadıklarından bir kaçı.

 

 

BİR SAĞLIKÇININ KORONA GÜNLÜĞÜ

Tunceli EMEK (ÖZEL)- Tunceli Valiliği bünyesinde Psikolog olarak görev yapan Mercan Kırmızıçiçek, geçtiğimiz ay korona virüse yakalandığını öğrendi. Evinde 14 gün süreyle karantina altında tutulan 2 çocuk annesi Kırmızıçiçek, hastalığın belirtileri, teşhis ve evinde karantinada olduğunda yaşadığı duygu devinimlerini gazetemize anlattı. Anne olarak hastalık sürecinde çocuklarının durumuna dair çok kaygılandığını aktaran Mercan Kırmızıçiçek ile yaptığımız röportajı Youtube’daki Tunceli EMEK Gazetesi adlı kanalımızdan izleyebilirsiniz.

 

İŞTE MERCAN KIRMIZIÇİÇEK’İN RÖPORTAJINDA ÖNE ÇIKAN CÜMLELERİ

Tunceli'de koronavirüs hastalığına yakalanan Psikolog Mercan Kırmızıçiçek, hastalıkla ilgili yaşadıklarını anlatırken o süreçteki duygu devinimlerini de paylaştı.

İşte Mercan’ın sürece dair paylaştıkları; “10 Ağustos tarihinde teşhis konuldu. Koronavirüs testimin pozitif çıktığını öğrendikten sonra zor bir süreç yaşadım. İnsan yaşamda kendinden olduğu kadar başkalarından da sorumludur. Bu hastalık sürecinde de mümkün mertebe sosyal medya hesaplarımdan bilgilendirme yapmaya çalıştım. Ben bu süreci hafif semptomlarla atlattım. Buna rağmen süreç beni travmatize etti ve çok zorladı. Ben 10 Ağustos tarihinde rahatsızlandım. Baş ağrısı, mide bulantısı ile başladı. Migren ataklarından biri sandım. Ardından gece ateşlenmeleri başladı. Enfeksiyon kaynaklı olabileceğini düşündüm. Ateşlenmeler artınca halsizlik baş gösterdi. Sabah uyandığımda bir an önce doktora gitmeliyim düşüncesi belirdi bende. Doktora gidip kan tahlili yaptırınca enfeksiyon çok yüksek çıktı. Beni koronavirüs servisine aldıktan sonra tekrar ateş ölçümü yaptılar ve ateşim 38,5’a yükselmişti. 10 dakika içerisinde vücut ısım değişti. Uzman doktor tarafından tekrar test yapıldı. Testlerim yapıldığı süreç içerisinde de birden fazla kişi aparatları değiştirerek hijyen kurallarına dikkat ederek testlerimi yaptı. Yalnız doktorlarımızın rahat hareketleri bize de olumlu yansıyordu. Tomografi sonuçlarımız temiz çıkmıştı. Doktorumuz hemen antibiyotik almamız gerektiğini söyledi. Tomografi sonuçlarımın temiz çıkması bende büyük rahatlama yarattı. İlaçlarımı alıp eve geçtim ama ateşim yine çok yüksekti. Vücudumun her tarafında ağrılar vardı. Ertesi gün işe gidemeyecek kadar kendimi kötü hissettim ve aile hekimine gitmek istedim. Evden çıkıp sağlık ocağına giderken yolda çok kez oturmak zorunda kaldım. Aile hekiminin yanına vardığımda ona işe gidemeyecek kadar kötü olduğumu ve kovit şüphelisi olduğumu söyledim. Raporu aldıktan sonra eve dönüp ilaçlarımı almaya devam ettim. Gece uyku esnasında çok rahatsızdım. Kuru öksürük,  ense köküme vuran bir ağrı, kulaklarımda uğultu vardı. Bir süre sonra Aile Hekimim beni aradı ve test sonucumun pozitif çıktığını söyledi. Bu süreçte evde kalın denildi. Hemen eşimi aradım. Filyasyon ekibi aradı. Hastalık duyulunca telefon trafiği başladı. Tanıdıklar, aile fertleri, arkadaşlar aradıkça benim kaygı seviyem daha da arttı. Filyasyon ekibinden yetkili birini aradım ve ne olacağını sordum. Bana evde kalmam gerektiğini söyledi ve kendimi kötü hissettiğimde onlara ulaşmam gerektiğini söyledi. Temas halinde olduğum kişilerin ismini istediler. Onların da karantinaya gireceğini belirttiler.

İNSAN BİR ANDA KENDİNİ YAPAYALNIZ HİSSEDİYOR

Yaşanan olaylar karşısında nasıl davranacağımı bilememezliğin içine düştüm. İlk yapmam gerekenin odaya geçerek maskemi takmak olduğunu düşündüm. Süreç içerisinde insan moralman çöküyor. Ekstra bir şey yapmam gerekli mi, yeme içme nasıl olacak diye düşünmeye başladım. Antibiyotik ilaçlarla kendimi biraz daha iyi hissediyordum.

 

ARKADAŞIMLA HEP İLETİŞİM HALİNDEYDİM

Başka bir arkadaşımda Diyarbakır’da kovit olmuştu ve onunla hep iletişim halindeydim. Aynı zaman diliminde testlerimiz pozitif çıktı ve arkadaşım giderek iyileştiğini söylerken bir anda 10. günden sonra kendini daha kötü hissetmeye başlamıştı. Arkadaşımın kontrolleri sonrasında akciğerinde lekelerin olduğu ortaya çıktı. Böyle bir durum yaşanınca ben de hemen kaygı duymayan başladım. Beni yoklayan sırt ve böbrek ağrılarım vardı. Bu süreçte aile hekimim de beni arıyor ve nasıl olduğumu soruyordu. Ateşli günlerden sonra geceleri de terleme ve uyuyamama sorunu oluyordu. Yaşanan bu hastalık, vücudun bağışıklık sistemini de çökerten bir durum yaşatıyordu. Vücudumda değişimler hissediyordum. Bir yandan da kendime her açıdan çok dikkat etmeye çalışıyordum. Ten rengim değişiyordu, tat ve koku alma duyumu yitirmiştim.

 

MAHALLEDE SESSİZLİK OLUŞTU

Çocuklarıma dokunamıyordum ve bunun yanında hastalığımın duyulmasından sonra cıvıltılı olan mahallemizde ölüm sessizliği oluştu. Komşular çocuklarını alıyor başka yerlere gidiyorlardı. Bir gün eşime espriyle karışık ‘mahallenin neşesini de aldım.’ dedim. Süreç içerisinde çok üzülüyordum. Yaşadığım her durumla kendim baş etmek zorunda kalıyordum. Bu süreçte kızım özellikle hep yanıma gelmek istiyor ama izin vermiyordum. İnsanın sevdiklerine dokunamadan ölmesi hissi insanı çok kötü ediyor.

 

TERZİ KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKEMEZMİŞ

Hastalık öncesinde sağlık çalışanı olarak süreci takip eden bir psikolog olarak, hastalık sürecinde tam tersi oldu. Psikolog depresyona girince daha kötü olur. Biraz hassas yaklaştım hastalığıma ve de bir çok konuya. Kısa süre içinde vücut direncim düştü.

Çünkü bu hastalık insanlık için yıkıcı bir süreç. Bir sürü kayıp yaşadık. İnsanların bu hastalığa hassasiyet göstererek yaklaşması gerekiyor. Başka insanları da düşünüp korumak zorundayız. Hastaneler artık o kadar dolu durumda ki, ilk zamanki gibi hemen hastaneye alamıyorlar. Çok kötü olduğunda hastaneye yatmak zorunda kalıyorsun. Sağlık personellerimiz bu süreçte çok yoruldu. Herkes bu işi çok ciddiye alsın. Yaşadıklarımdan sonra daha çok dikkat ediyorum her şeye. Maske ve sosyal mesafe gerçekten çok önemli. Bu hassasiyet duygusuyla yaklaşılmalı.”

***

Mercan KIRMIZIÇİÇEK ile yaptığımız bu röportajı, Youtube’daki Tunceli EMEK Gazetesi adlı kanalımızdan izleyebilirsiniz.

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 1323
 Dün : 19110
 Toplam : 39334515
 Ip No : 3.237.94.109