BUGÜNKİ EMEĞİMİZ 4.2.2019 09:11:58 5465 defa okundu

Sürgündeki İnsanlık…

Baki Senday'ın kaleminden...

            Çoğu zaman anlamakta zorlandığım bir konudur, ben mi uyuyamıyorum yoksa insanlık mı uyuyor diye. Bir zamanlar, çok büyük fedakârlıklar pahasına ulaşılan bilgi, şimdi ellerimizde, yan ceplerimizde ama yine de müthiş örgütlü bir cehalet kasırgasının altında ezilmekten kurtulamıyoruz. İnsanlar dinlerin, ideolojilerin ve mitolojik büyük yalanların esaretine tutsak olmuş, birbirlerini boğazlıyorlar. İnsan, Sakallı Celal adıyla bilinen Celal Yalnız’ın “Bu kadar cehalet ancak eğitimle verilir” sözünü anmadan geçemiyor.

            İçine doldurabileceğimiz insanlık değerlerimiz yoksa! Bedenimiz hiçbir anlam taşımaz. Yozlaşmış ve insani değerlerden yoksun kişilikler, kendine yetmediklerinden, bir gruba, partiye, ideolojiye, dinsel cemaate veya aileye yaslanarak varlık göstermeye çalışırlar. Bu; herkes böyledir anlamı taşımaz elbette. Ama birey olabilmek için, insanın kendi onuruyla varoluşsal yaşamını ilmek ilmek örmesi gerekir. Kalabalıklarda, sınırlandırılmış hayatları içinde, kendine yaşam alanı bulmaya çalışan sıradan, basit insanların yalan ve gerçek, onur ve sevgi gibi değerlere çok kolay bir cevap verecekleri kesindir.

            İnsanlık onuru pisliğin içinden çıkarılarak yıkanıp temizlenemez. Kişi bir kez yozlaşmasın, iflah olmaz hastaya hiçbir hekim çare olamaz. Toplumsal dokumuz erozyona uğramış sanki. Genetik yapısı bozulan hasta toplumlar, büyük travmalar yaşamadan farkındalık geliştiremezler. Kişiliksizlik kişilik haline gelmişse, tuz kokmuş demektir. Yozlaşmış bir varlığı anlatmakla tahliye edemezsiniz. Bu ülkenin en güzel beyinleri sürgünlerde yaşamaya mahkûm oldular yıllarca. Ülkenin keskin düşünen ve mantıksal çözümlemeler yapabilen beyinlere çok ihtiyacı var.

            Şimdi insanlık vasatlığa alkış tutuyor. Entelektüel dediklerimizin çoğu güç karşısında el pençe duruyorlar. Siyaset, toplumun en üst ilmi olması gerekirken, ayaklar altında. Oysa sistemin kendisinin bile ayakta kalabilmesi için, solunumunu sağlayan ciğerler gibi, entelektüele ihtiyacı vardır. İnsanın mutlu olmak için kullanabileceği tek para birimi kişiliğidir. Güç karşısında eğilmek ve yalakalık yapmak yalancı mutluluk getirir olsa olsa. Yalancılığın eşlik ettiği kaçışlarla gerçekten özgür olamayız.

            Haklı olmak mutlu olmak için yetmez elbette. Haklı olanların onuruna sahip çıkması, insan olmanın asgari gereğidir. Güneş nasıl ki utancını örtmek için daha çok parlarsa, insan da haksızlığını örtmek için daha çok bağırır, yani parlar. Gerçekten adil olan ve haksızlık yapmayan insan sesini yükseltmez. Suçlu olan bağırmakla haklı olduğunu sanır. Durmadan köpüren bir denizde, hangi tekne huzur bulabilir? Çok basit bir ilkedir ama gerçektir, mutlu olmak için sadece insan olmak yeterlidir.

            Bir ülkede erdemli insan sayısı erdemsizlerden fazla ise orada yaşam daha kolaydır. Ama erdemli insanlar az bile olsalar, erdemlerini pislik üretenlerin üzerine salmalıdırlar. En büyük sahtekârlık, insanın kendini pazarlamasıdır. Kendimizi kandırmaktan vazgeçmediğimiz sürece, yaşadığımız yerin önemi yok, cehennemdeyiz demektir. Erdem ve ahlâk gibi değerlerin karakterinde, zorbalığa ve karanlığa karşı entelektüel bir isyan çığlığı vardır, tarihin her döneminde.

            İnsanı insan yapan özelliklerin başında, tüm karanlıklara ve haksızlıklara karşı bilinçli eylem olgusu vardır. Bilinç ve sevgiden yoksun her toplumsal proje mutsuzluk ve daha çok haksızlık üretir. İnsan doğasını bilgi ve erdem ırmaklarıyla beslemezsek, ortaya bugün gördüklerimiz ve yaşadıklarımız çıkar. İnsanlığımız ve yaşamımız yürekler acısıdır. Bir yandan yaşamının anlamını, sadece maddi varlıkta arayan mutsuz bir azınlık, diğer yandan, çöplüklerden beslenmeye çalışan insanlar topluluğu.

             Yeni bir insan tipine ve yeni bir dünyaya kesin ihtiyacımız var. Ötekileştirmelerin olmadığı, insan olma paydasında ortaklaştığımız ve çalışarak kazanmanın erdem kabul edildiği bir yaşam felsefesine acil ihtiyaç var. Basit, sıradan ve sığ olmaktan kurtulmalıyız. Kendi erdemlerini ve değerlerini esas alarak yaşayan insanların payına hep yalnızlık düşmüştür. Birey için nitelikli tek başınalık, kalabalıktaki yalnızlıktan çok daha farklı bir işlevsellik taşımaktadır hiç şüphesiz.

            Öyle bir çağdayız ki, popülist olmak için insanlar en naif değerlerini ayakaltına alabilmektedirler. Sanatçıdan siyasetçiye kadar bir yozlaşma kültürü salgın gibi yayılmaktadır. Daha birkaç yıl evvel, insanlığa büyük hizmetler sunan bilim insanları ve filozofları kimse hatırlamazken, sahne alan bir pop starın önünde ağlayanların gözyaşları sel halini almaktadır. Aşk ve sevgi gibi saf ve temiz duygular, artık ticari bir meta haline gelmiştir ne yazık ki!

            Tek bir çözüm yolumuz var, o da sürgüne gönderdiğimiz insanlığı geri getirmek. Çok büyük çabalar gerektirse de yolunu bulmak zorundayız. İdeolojik paradigmalar, dinsel fanteziler ve mitolojik hikâyelerin, insanlığın kurtuluşunu getiremediklerini, yaşadığımız dünyanın cehenneme dönmesiyle anlamış olmamız gerekir. Zira; binlerce yıldır, bu saydıklarım, topluma kurtuluş reçeteleri sundular, sonuç bu olduğuna göre çözüm olamamışlarıdır.

            Daha yaşanılır bir dünya için daha nitelikli insan gerekir. Yozlaşmış, değerlerden yoksun insan kalabalıkları, nitelikli bir yaşamın yaratıcısı olmaktan çok uzaktırlar. Yeni ve sağlıklı toplum için yeni ve özgür insan tipine gerek vardır.       

 

 

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 3197
 Dün : 19845
 Toplam : 43659291
 Ip No : 3.215.79.116