Sürmanşet 5.12.2018 18:11:23 258 defa okundu

Sefaleti Öfkeyle Aşmak…

Baki SENDAY'ın Kaleminden

 

 

Fransa’da, bu günlerde ilk bakışta toplumsal bir kalkışma gibi görünen hareketin olası sonuçları hakkında çok farklı yorumlara rastlamaktayız. Tarihsel belleğimizi yokladığımızda, Fransa’da Fransız İhtilali’nin gerçekleştiği günlerde, gece yarısı giyotine gönderilen Danton’un ölüm emrini imzalayan Robespierr’in de, sabaha ulaşmadan aynı şekilde katledildiğini görürüz. Demem odur ki, Fransa’daki eylemlerin simgesi olan “Sefalet eken öfke biçer” sloganı, bir gerçekliği ifade etse de, öfke, insanın kontrolden çıktığı bir duygu halidir. Her öfkenin sonunda kendi küpüne zarar verdiği de geçektir.

 

Horatius binlerce yıl evvel “Öfke geçici bir çılgınlıktır, ona hükmetmeye bak yoksa o sana hükmeder” demişti. Başlangıcı çılgınlık gibi görünse de, sonu pişmanlıktır öfkenin. Özellikle toplumsal talepler nedeniyle kitlesel özellik kazanan hareketlerde, tam da devletin istediği şeydir öfkeyle kontrolden çıkmak. Devlet, isteyip başaramadığını, birkaç provokatör eliyle çok rahat gerçekleştirir. Eylemler amacından saptırılır ve haklılık temelleri böylece çürütülür.

           

Çağımız yatay toplumlar çağıdır. Yani en alttan başlayarak, her çeşit insan topluluğunun; kültürel, etnik, mesleki, cinsel ve ekonomik örgütlülüğünün hayata geçirilmesi çağıdır. Sorunların özüne uygun tepki ve örgütlenme biçimi ise, sivil itaatsizliktir. Çünkü deneyimle görülmüştür ki, cenneti bile kursanız, kullandığınız araçlar belirleyici unsurdur. Araç neticede amaç oluveriyor olayın sonucunda. Şiddete dayanan devrim teorilerinden yola çıkılarak oluşan bütün sistemler, kapitalizmin sürekli kendini aşan ve yenileyen durumu karşısında çöktü. Sol ve emeğin özgürlüğü adına yola çıkan her insanın, önce mücadele edeceği sistemi çok iyi tanıması gerekir.

 

Türkiye toplumunun temel paradigması, korkunç denilebilecek bir yanılsama üzerine kurulmuştur. Resmi ideolojinin oluşturduğu bu paradigma, kısaca şöyle özetlenebilir. Sıradan insanlarla ucundan bir dokunuşla siyasete girerseniz, hemen şu parabol veya çok bilinmeyenli bir denklemle karşılaşırsınız. Kafasında istediğinin komünist devlet ama istediği sistemin kapitalizm olduğunu gülerek görürsünüz. Yani devlet ona iş verecek, aş verecek, yoksulluktan kurtaracak, baba olacak ama sistem kapitalizm olacak, aile, özel mülkiyet, din ve devlet kutsal olacak! İşte bizim insanımızın rüyasındaki ucube kurtuluş reçetesi ne yazık ki budur. Yıllarca ‘sol’ ve ‘sosyalist’ olanların bile, devletin mülkiyete ve özel girişimciliğe müdahale etmesine karşı çıkmasında, bu temel yanılgı yatmaktadır. Yani özel sektör şeker fabrikasını almasın da devlet işletsin mantığı, tam da bu durumu yansıtır. Oysa o devlet de, egemen güçlerin ve sermayenin, ortak düşüncesini ve çıkarını korumak adına, kadife eldiven takarak çelik yumruğunu gizlemek için kullandığı bir araçtır. Cumhuriyet ve yeni devlet kurulurken, yoksulların emeğinden devşirilen sömürünün devlet eliyle zengin yarattığını bilmemek safdilliktir.

 

Sağ düşünce, dünyanın her yerinde, sermayenin güçlü ortaklığını savunan bir düşünce sistemidir. Kapitalizmin temeli de buna dayanır. Bu sistem zenginlere gelir aktarma modelidir. Bunu yaparken kullandığı en önemli aygıtlardan biri de devlet örgütlenmesidir. Siyaset adamlarının devletlerarasındaki seyahatlerinde, kafileler halinde iş adamı taşımaları başka nasıl izah edilebilir?

 

Bir ülkede, hem sağ siyasi partilere oy verip hem de yoksulluktan yakınmak, ancak bizim gibi kahraman kurtarıcılar bekleyen, niteliksiz kalabalıkların, seçimlerde belirleyici unsur oldukları ülke insanının acınası halleridir. Bir yerde rant, zenginlik ve para varsa onu zenginler, bir yerde ödenecek borç varsa onu yoksullar fakirler ve emekçiler paylaşır. Bu kapitalist sistemin temeli ve doğasıdır. Bu duruma en güzel örnekler ise kapitalizmin bilinçli ve devrevi krizleridir. Yirminci yüzyılda, bu krizler zaman zaman kontrol edilmeyebilirlerdi. Ancak sermaye gurupları bu durumu çok iyi analiz edip, krizleri emeğin aleyhine ve kendileri için bir fırsata dönüştürmeyi başardılar. O günden beri, hiçbir kriz kontrol dışı değildir sermaye için. Sermayede tekelleşme olgusunda, orta sınıflar ile alt sınıfların elindeki tasarruf ve birikimlerin, el değiştirmesinin fırsatlarıdır krizler. Hiç kimse bugüne değin, büyük sermayedarların hiç birinin bir krizde iflas ederek, yok olduğunu gösteremez. Krizler orta ve alt sınıfların elindeki son kuruşların birkaç kapitaliste aktarılmasının en güzel yoludur şimdilerde. Hatta bazı alt sınıf unsurları da yararlandırılır ki, büyük sermayenin pazarlama kolları tamamen yok olmasınlar. Zira ürettiklerinin tüketicilere ulaşması için aracı volantirist kayışlara ihtiyaçları var.

 

Sağ ideolojiler, emekten ve yoksullardan alarak, zenginlere gelir aktarma üzerine inşa edilmişlerdir. Peki; sol ne yapmalıdır? Solun ilk yapması gereken öncelikle insanın doğasını, egosunu ve yaşamdaki anlam arayışını doğru analiz etmesidir. Tarihten ders çıkarmak, geçmiş sloganların tekrarı demek değildir. İdeolojiler sınırlı bir zaman döngüsüne tabi düşüncelerdir. Yenilenme olmazsa deri değiştirmeyen yılanlar gibi, düşüncelerini değiştirmeyenler de sonuçta ölmeye mahkumdurlar. Kapitalist sistemin başarısı, canavarlaştırdığı insan egosuna çok iyi hakim olmasıdır. Aynı zamanda ve her defasında kendini yeniden üretmeyi başarmasıdır. İnsanların anlık ve günlük istemlerine çare üretebilecek bir esnekliğe sahiptir. İnsan doğasının doyumsuz ve saldırgan egosunu iyi kavradığından, ahtapotun kolları gibi, çeşitli türden ideolojik aygıtlarıyla insanı tutsak almıştır. En yoksul insanı bile, renkli reklam panolarıyla ve kültürel erozyonlarıyla umutlu olmaya ikna edebilmektedir. En büyük yalanlarını en masum araçlarla (örneğin reklamlarında bebekleri ve çocukları kullanarak) zihinlere kazımaktadır.

 

Sol adına yola çıkanların, önemli bir Türkiye gerçeğini çok iyi kavramaları gerekir. Türkiye’deki ticaret erbabının çok eskiye dayanan bir lonca sistemi vardır. Bu gelenek, sosyal özünü bozmuş olsa da, hala siyasette çok etkili ve belirleyici konumdadır. Sağ sendikaların (ki bir memur sendikası, toplu sözleşme görüşmeleri öncesinde, devletin vereceğinden daha az zam talebinde bulunabilmektedir), meslek odalarının, ‘sözde’ sivil toplum kuruluşlarının, dini cemaatlerin, çeşitli amaçlar güden cemiyetlerin ve ticaret erbabının üye olduğu kredi kuruluşlarının gücü iyi analiz edilmelidir. Büyük sermaye gurupları ve feodal mütegalibe (Büyük toprak sahipleri) bu ticaret erbabının gücünü çok iyi mobilize ederek her defasında seçimleri kazanmaktadırlar. Son derece haklı talepleri olan sivil toplum eylemlerinde, durup dururken saldıran esnafın ruh halini analiz etmek gerekir.

 

Türkiye ‘sol’u daha çekirdek halindeyken prematüre doğan bir sol’dur. Başından beri ideolojik olarak travmalıdır. Resmi ideolojiden göbek bağını koparamamıştır. Keskin söylemi hep aldatıcı olmuştur. Ülke insanına jakoben bir bakışı vardır. Dışı komünizm ve sosyalizm cilası ile kapatılmış bir “Kemalizmdir” Kemalizm, yukarıdan aşağıya inşa edilmiş askeri bir devlet paradigmasıdır. Türkiye, Almanya ve İtalya gibi uluslaşma sürecini geç tamamlayan, dolayısıyla devlet eliyle millet ve ilkel sermaye birikimi yaratmaya yoğunlaşmış totaliter ideolojilerin eserleridir. Nitekim yönetimleri çoğu zaman askeri darbeler veya seçimle işbaşına gelen diktatörler tarafından sağlanmıştır.

 

Çağımız, yatay toplumlar çağıdır. Mücadele yöntemi ve araçları arasında şiddet asla olmamalıdır. Şiddetin tarihteki rolü artık yerini başka argümanlara bırakmıştır. Devlet için, şiddetin karıştığı toplumsal olaylar en büyük avantaj olarak kullanılmaktadır. Zira hem olaylar karşısında deneyimler kazanmakta, hem de yeni silahlarla prova yapabilmektedir. Ayrıca büyük bir yanılsama olan seçim ve demokrasi de, iyi birer ideolojik örgütlenme araçlarıdır devlet için. O zaman sol da, kalabalıkların niceliksel ve niteliksel gücünü nasıl kazanacağına kafa yormalıdır. Her şeyden evvel, ekonomik ve manevi dayanışma, bölüşme ve sevgi solun en değerli argümanlarıdır…

 

Baki SENDAY

bakisenday62@gmail.com

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 12684
 Dün : 13327
 Toplam : 26740336
 Ip No : 54.167.15.6