Manşet 24.11.2021 20:16:41 181 defa okundu

Şanslı Fakirlik

Oğuzhan Aygören Yazdı

Babam anlatırdı. Köyde elektrikle tanışması 15 yaşındayken olmuş. İlk televizyonu 20 yaşında görmüş. İlk kez denize 25 yaşında girmiş. Tek kıyafetle bir seneyi geçirmiş. “Biz ne yokluklar gördük. Siz o günleri görmeyin ama bugünlerin de kıymetini bilin.” Babamın anlattıkları bana o kadar tarih öncesi gelirdi ki ne dediğini anlamazdım bile. Halbuki benim doğumumdan sadece 10-15 yıl öncesini anlatıyordu. Bense kendi doğumumla başlayan dünya ile ilgileniyordum.

 

Benim dünyam yeniliklerle dolu oldu. İlk kişisel bilgisayar, internet, cep telefonları gibi birçok buluşun doğuşuna şahit oldum. Sahip olduklarımın öncesini ve sonrasını görme imkânım oldu. Şu anki jenerasyon ise daha önce benim yaptığım gibi bu yeniliklerin her zaman var olduğunu düşünüyor. Bugün birçok kişinin anlamadığı, farkında olmadığı işlerle uğraşıyor. Şeker dükkanına giren çocuk gibi yenilik ve fırsat dünyasında bir yerden diğerine ağzının suyunu akıtarak heyecanla koşuyor.

 

Hans Rosling’in TED konuşmasında anlattığı ve https://www.gapminder.org sitesinde gösterdiği gibi ekonomik ve politik göstergelerin tümünde dünyanın refah seviyesi artmış durumda. Her şeyi üretmek, satmak ve satın almak mümkün. Eskiden imkânsızlık sebebiyle yokluk ve kıtlık varken bugün her şeyden bolca var. Dünyaya bu zamanda gelmeyi şans olarak görmek ve bunu dünyanın refah seviyesinin artışına bağlamak mümkün.

Peki, bütün bu refaha rağmen niye büyük bir çoğunluk, dünyadan beklediklerini alamıyor? Bizden önceki jenerasyon maaşlı işinde çalışarak ev, araba, yazlık alma gücüne sahipken bugün daha yüksek eğitim düzeyine sahip jenerasyon niye aynı imkânları bulamıyor?

Çünkü hayatta başarılı olmanın formülü bize öğretildiği gibi değil artık. Kıtlık dünyasında toplumsal refah düşüktü ancak mutlu olmak kolaydı. Eldekinden fazlasını istediğinizde imkânlar yoktu. Siz de kaderinize razı oluyordunuz. Ya da eğitim ve iyi bir iş yolu ile toplumun geri kalanının çok önüne geçmeniz mümkündü. Şimdi ise insanlar çalışmalarının karşılığını alamıyor. Çevremizde herkes eğitimli. Ancak eskilerin bize öğrettiği şekilde iş bulmak, iyi bir hayat sürdürmek eskisinden çok daha zor. Gelir düzeyi ve alım gücü düşmüş durumda. Öte yandan dünyadan beklentilerimiz çok artmış durumda. Çünkü çok fazla bolluk var ve her şeyi istiyoruz. İşin enteresan tarafı bunu yapanları ve yaşadıkları hayatları her gün Instagram’dan takip ediyoruz.

Yani aslında bir yandan bildiğimiz yöntemlerle dramatik bir fakirleşme yaşıyoruz bir yandan da bilmediğimiz yöntemlerle müthiş bir zenginlik yaşayanları izliyoruz.

Aslında bu sorunun cevabı gözümüzün önünde. Sistemin fırsat olarak sunduklarını bırakıp kendi şansını kendi yaratanlar “şanslı fakirlik” yerine “disiplinli zenginlik” yaşıyorlar. Mesela internetten ürün veya hizmet satışı yapan e-ticaret girişimleri ya da Youtube, Instagram, TikTok üzerinde düzenli içerik üretenler. Hele her zamankinden daha fazla dijitalleştiğimiz bu günlerde kendisine farklı işler ve nişler bulanlar arasında hiç beklemedikleri kazançlarla karşılaşanlar mevcut.

Bu yüzden girişimcilik bir tercih değil. Bir zorunluluk, bir ihtiyaç. Çünkü sistemden çıkıp kendi sistemini kuranlar girişimciler. Girişimcilik zor ama sistemin mağduru ve mahkûmu olmak daha zor. O zaman hayatımızın kontrolünü kendi elimize alıp bu dünyanın sunduğu şansları ve fırsatları kullanma zamanı.

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 4835
 Dün : 23381
 Toplam : 46821337
 Ip No : 54.227.97.219