Manşet 15.4.2019 10:14:22 801 defa okundu

“Pertek Halkı Büyük Bir Nimetin Başında”

Pertek Termal Tesislerinde Klinik açan Doçent Doktor Kenan Şener, “medikal su” diye tanımladığı termal su hakkında merak edilenleri anlattı. VİDEOLU HABER

VİDEOYU BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ

Hacamat, akupunktur ve sülük tedavisi de uygulayan Dr. Şener, Tunceli’nin Pertek ilçesindeki Termal Tesisin insanlar tarafından öneminin henüz anlaşılmadığı görüşünde. “Pertek halkı büyük bir nimetin başında”  diyen Şener, Ankara’dan gelip Pertek’te neden klinik açtığını ve uyguladığı tamamlayıcı tıp tekniklerini anlattı.

 

“Biz bu suya doğal medikal su diyoruz”

Tunceli EMEK (Özel)- “Pertek Termal Tesislerinde Sağlık Bakanlığının ruhsatlı kliniğini açtık. Klinik açmamızın en büyük sebebi, Pertek Termal’de doğal ve şifalı bir kaynağın bulunmasıydı. Biz bu suya doğal medikal su diyoruz. Çünkü bu su pek çok yerde bulunamayacak niteliklere sahip. Bu anlamda Pertek halkı büyük bir nimetin başında bulunuyor. Doğal medikal suyumuz, içerisinde zengin minerallerin bulunduğu zengin termomineralli sular gurubunda bulunan bir su.  Kalsiyum, magnezyum ve bikarbonat gibi vücudumuz için çok yararlı olan mineraller, burada tedavi edici seviyelerde. Aynı zamanda suyun içerisinde bulunan çözülmüş karbondioksit miktarı da yüksek oranlarda. Karbondioksitin yüksekliği, suyumuza anti mikrobiyel bir özellik katıyor ve suda özellikle oksijenli ortamlarda üreyen mikroorganizmaların üremesine engel oluyor. Karbondioksit, kişilerde bir nevi karboksil tedavisi özelliğini öne çıkarıyor.

 

“Türkiye’de değil Dünyada ender bulunan bir su”

Suyumuz hem kaplıca hem de içmece niteliğinde olan bir su. İçilebilir özellikleri var. Renksiz, kokusuz ve uygun PH’ta. Aynı zamanda bölgede tarımsal kirlilik olmadığı için bu anlamda da çok temiz bir su.  Genellikle termal sular içerisinde ağır metaller bulunduğu için içilemez. Ancak buradaki su termal tedavi için uygun sıcaklıkta bir su olmasına rağmen, ağır metal düzeyi çok düşük. Bu nedenle hem sıcaktan fayda gören hastaların kullanımlarına uygun hem de vücut ısısına yakın 40-41 derece olduğu için doğal yollarla soğutularak vücut ısısına getirilerek sıcaktan etkilenen hastalarda da rahatlıkla kullanılabilir. Tüm bu özellikleri bir arada değerlendirdiğimizde, Türkiye’de değil Dünyada ender bulunan bir su diyebiliriz.

 

“Kronik cilt hastalıklarını tedavi ediyor”

Tedavi edici özellikleri yüksek olan suya biz doğal medikal su diyoruz. Bu sudan yararlanan hastalarımızın büyük çoğunluğu cilt hastalıkları olan kişiler. Kronik cilt hastalıkları olan sedef, egzama veya akne gibi şikayetleri olanlar çok hızlı şekilde klinik olarak düzeliyor yani şifa buluyorlar. Bunun haricinde; kas-iskelet sistemi hastalıkları dediğimiz eklem ağrıları, romatizmal ağrılar, kireçlenmeler gibi hastaların da burada şifa bulduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca içilebilir olduğunu söylemiştik. Bunun da kabızlıkta, midede, bağırsakta rahatlatıcı özelliği olması, özellikle reflü şikayeti olan hastaların şikayetlerinin giderilmesi ve ödem çözücü özellikleri nedeniyle içilerek de hastalarımızın şifa gördüğü bir kaynak. Biz burada hastalarımıza bu şifa kaynağının dışında, geleneksel ve tamamlayıcı ‘Tıp’la da destek olmaya çalışıyoruz. Zaman zaman hastalarımız tam olarak küre devam edemiyor. İstediğimiz sürede termalden istifade edemeyen, tam iyileşememiş veya şikayetleri giderilmemiş hastalarımıza da geleneksel tıpla yardımcı oluyoruz. Bu geleneksel tıpta kullandığımız yöntemler ise akupunktur, hacamat ve sülük uygulamalarıdır.

 

“Hastalarımıza aromaterapi yağlarla yardımcı olmaya çalışıyoruz”

Bunun haricinde; kliniğimizin Homeopati ve Mezoterapi sertifikaları var. Hastalarımıza aromaterapi yağlarla yardımcı olmaya çalışıyoruz. Hastalarımızı değerlendirirken, öncelikle tedavisi devam eden hastalarımıza hiçbir şekilde müdahil olmuyoruz. Eğer tedavilerini takip eden bir hekim varsa, onunla irtibata geçip kendisinden hasta için bilgi alıp ve gerekirse onayını alıyoruz. Bu şekilde hastalarımızın tedavisine devam ediyoruz. Buraya gelip şifa bulanlar, ilaç dozunu azaltıyor veya kendilerini takip eden hekimler gözetiminde ilaçlarını da kesebiliyor. Ancak biz hastalarımıza, başlangıçta tedavi görüyorlarsa tedavilerini kesinlikle kesmelerini önermiyoruz.”

 

 

Dr. Kenan Şener tedavi amaçlı uygulamalarını da anlattı

“Diyelim ki hastamızda diz problemi var. Hastamızın dizine kupa tedavisi yapacağız. Öncelikle dezenfekte ediyoruz. Ardından kupalarımızı uyguluyoruz. Kupa dediğimiz tedavinin tarihi çok eskilere dayanıyor. 2.000 yıldan fazla bir süredir pek çok toplum bu tedavi yöntemini kullanmış. Çinliler, Hintliler, Araplar, Mısırlılar, Anadolu toplumlarında yer bulmuş bir yöntem.

 

Bu tedavide iki uygulama var;

Biri kuru kupa dediğimiz uygulama. İlgili bölgeyi vakumluyoruz ve o bölgenin kanlanmasını sağlıyoruz.

 

Bir diğer uygulama da yaş kupa dediğimiz, vakumladığımız alanlara minik kesikler atarak yapılan uygulama. Bu işleme aynı zamanda hacamat işlemi diyoruz. Bu işlemde amaç sadece kan çıkarmak değil. Bu bölgede minik mikro travmalar oluşturarak vücudun kendi tamir mekanizmalarını harekete geçirmek. Aynı zamanda bu travmaya karşı vücutta bir takım endorfin ve moleküller salgılanıyor. Bu da ağrı hissini ortadan kaldırmaya yardımcı oluyor. İz kalmaması için çok minik ve yüzeysel kesikler atıyoruz. Bu kesik attığımız yerleri tekrar vakumluyoruz. Bu işlemin bilir kişilerle ve Sağlık Bakanlığı’ndan sertifika almış kişilerce steril şartlarda yapılmasını öneririz. Kullandığımız malzemeler tek kullanımlık. Kupa ve yaş kupa (hacamat) dediğimiz tedavi, sıklıkla sırt ve bel bölgesinde uygulanıyor. Ancak hastanın şikayetine göre lokal uygulamalar da yapılıyor. Bu uygulama öncesinde hastalarımıza kan akışkanlığının artması için rutin proteinli gıdaları 24 saat öncesinden kesmesini öneriyoruz. Özellikle hayvansal gıdaları tüketmemesini tavsiye ediyoruz. Bu tedavi yöntemini Peygamber Efendimiz de yaptırmış ve yapılmasını da tavsiye etmiş. Bu nedenle de dinimizde kutsallık atfedilen bir yönü var. Belli günlerde yapılması tavsiye edilmiş. Bunun nedeni ise ayın dönemleriyle alakalı. Hicri takvime göre; 17-19 ve 21. günler yapılması tavsiye ediliyor. İbn-i Sina da kitaplarında Hicri takvimine göre ayın ilk ve son haftası yapılmaması gerektiğini söylemiş. Bununla ilgili bilimsel bir çalışma yok ancak biliyoruz ki, koca okyanuslar ayın durumundan etkileniyor. Gel-git olayları meydana geliyor. İnsan vücudunun da yüzde 60-70’i su. Dolayısıyla ayın hareketlerinden etkilenmesi doğal. Sonuçta bir tedavi yöntemi. Hastaya gerekli olduğunda bu müdahaleyi herhangi bir gün takibi yapmaksızın uyguluyoruz. İşlemden  sonra, yaklaşık 8-10 dakika vakumlama işlemimiz devam ediyor. Daha sonra bu bölgeyi güzelce temizleyip, pansuman yapıp hastamızı gönderiyoruz.”

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 4088
 Dün : 22373
 Toplam : 28772516
 Ip No : 3.90.12.112