Manşet 24.1.2020 08:31:14 579 defa okundu

NASIL BİR EĞİTİM?

Baki SENDAY yazdı.

İster ailede ister okulda olsun, verilen eğitim bireyin yaşama sanatını kavramasına rehberlik edip yol göstermiyorsa, verilmemesi daha iyi olur. Yaşam okulu düzensiz ve karışıktır. Kuramsal eğitim doktrinleri, hayatın gerçekliğine yanıt aramak için düzenlenmelidir. İlk çocukluk ve ergenlik döneminde öğrenilen ve kazanılan bütün değerlerden, bilinçaltına ve bilinç dışına adeta kayıt yapılır. Bu kayıtlar, bir yaşam boyunca bireyi etkiler, çoğu zaman da davranışlarına yön verir.

 

Aile bireylerinin ve ebeveynlerin daha doğar doğmaz, çocuklara sevgi ve ilgisinden çocuk etkilenmeye başlar. Gereksiz ve abartılı sevgi veya mesafe, çocuğu direkt ilgilendiren olgulardır. Annenin çocuk üzerindeki etkisi ve bağı, göbek bağının kesilmesiyle bitmez. Aksine, daha önce içerden beslediği minik bebeğini, şimdi de kucağında besler ve onun duygudaşı durumundadır. Değişen tek şey, küçük varlığın atmosfer ortamına düşmesidir. Anne memesinin ucu sadece bedeni besleyen bir kaynak değil, aynı zamanda yaşayan ruhun büyük kapılarındandır. Yani bebeğin ruhsal dünyası, emerken annenin ruhsal dünyasıyla duygudaştır.

 

Bebek, emme işlemini gerçekleştirirken, üç beyinsel tepkiyi gerçekleştirir. Bunlar; dokunma, tatma ve kokudur. İleri yaşlarda, bu üç etken çocuğun akılsal temeline dayanak olacaktır. İnsanın varoluşsal doğasının gereği ilk edindiği bilgi, izlenimdir. Bütün akılsal bilgimiz bu izlenim ve anılardan oluşur. Doğamızın ilk temel izlenimleri bedenseldir. Çocuk önce içtepileriyle davranır. Görme, muhakeme ve düşünme sonradan kazanılan etkileşimlerdir.

 

Anne baba ve öğretmenlerden beklenen, çocuklara neler düşünmesi gerektiğini anlatmak değil, düşüncelerin, hayatın içinden ve yaşayarak kazanılan deneyimlerin bir toplamı olduğunu ve her bireyin yaşamının, onun deneyimlerinin eseri olacağını belirtmeleridir. Çocuğa hayatın bir serüven olduğunu ve bu serüveni yalnız yaşamanın da, bireysel gelişim için çok önemli olduğunu kavratmak gerekir. Çoğu zaman çok büyük hatalar yaparız ve bunun da bilimsel olduğuna inanırız. Gerçi, şimdiki bilim de yaşayan insanın değil, ölümün bilimidir sanki! Bilimsel veya dinsel eğitim kuramlarının bombardımanına maruz kalan çocukların, ileride mutsuz ve doyumsuz olduklarını görünce de şaşırıp kalırız.

 

Doğadan koparak duvarlar arasına sıkışmış bir bilimin, insan ruhunun derinliklerine inemeyeceği kesindir. Makinemsi bir mekanik içinde işleyen ve rakamlarla, istatistiklerle insanın sağlık sorunlarına çözüm olunmadığı açık bir gerçek. Tıpta ve eğitimde bu denli ileri teknolojiye rağmen, yayılan ve hızı kesilemeyen hastalıkları nasıl açıklayabiliriz ki? Faturayı salt ilaç baronlarına ihale etmek de tek doğru değildir.

 

Doğru çözüm, bebeklikten ve ilk çocukluktan başlayarak, doğayla uyumlu ve devinimsel, coşkulu ve enerjik bir hayatın güzelliğini, çocukların yaşamasına olanak sağlamaktır. Çocuklara, kendiliğinden etkili ve candan gelen bir sevgi gösterilmelidir. Sevgi ısmarlamakla veya öğretmekle elde edilen bir duygu değildir. Gereksiz ve fazla ilgi de, çocuğu boğarak gelişimini engeller. Anne baba veya öğretmen, çocukla arkadaş olamaz, olmamalı. Daima roller doğru oynanmalı. Çocuğun yargıları oluşurken denge hep gözetilmeli. Fazla yakınlık veya uzaklık çocuğu yanlış yönelmelere götürür.

 

İleri yaşlarında kadınların babasına, erkeklerinde annelerine benzeyen eş arama arzusu bu yanlış eğitimlerin kanıtlanmış birer sonucudur. Çünkü; çocuklar bebeklikten ergenliğe giriş dönemine kadar, ebeveynleriyle çok yakın duygudaşlık ilişkisi içinde bulunurlar ve bu durum, hayatları boyunca onlarda iz bırakacak kadar önemlidir. Sevgi ve iyilikseverlik yerinde, zamanında ve dozunda verilmezse, hem veren hem de alan için, çok etkili bir zehir gibidir.

 

Yapılan en tehlikeli ve yanlış uygulamalardan biri de, devletin çocuklarımızın aklından ve kişiliğinden sorumlu olmasıdır. Devletin kendisi, en güçlü ideolojik örgütlenme aygıtıdır. Okullarda, dünyanın her yerinde, düzenli işleyen bir makine gibi, resmi ideoloji üretilir. Bu, o ülke halklarının gelişmişlik düzeyleriyle orantılı gider. Özellikle, geri kabul edilen ve tarihi olarak, askeri niteliklerle oluşturulan devletlerde eğitim; militarist öğelerle donatılmıştır.

 

Böyle kurulan devletlerin genetik kodlarında daima şiddet sorunsalı vardır.  Beni çok etkileyen bir anımı burada paylaşmak isterim. Bir lisede görev yapıyordum. O okula atanışımın ilk haftası ve ilk İstiklal Marşı töreniydi. Bir öğrencimizin toplanma alanındaki sırasına girmesine ramak kala, ‘hazır ol’ komutu verildi. Öğrenci esas duruşa geçerek marşın okunmasına katıldı. Marş bitince, bir meslek dersi öğretmeni hışımla öğrenciye doğru hamle yaparak, sabahın,  eğitim yılının ve haftanın o ilk gününde, yüzüne var gücüyle şamarı indirdi. Öğrenci öğretmenlerine duyduğu derin saygıdan ve vatan haini olmaktan kurtulmak için hiç tepki vermedi.

 

Teneffüs aralığında atölyesine giderek, öğretmenin bu davranışının altında yatan nedeni öğrenmek istedim. Neden eğitimin bu ilk gününde, lise son sınıf öğrencisinin psikolojisini bu denli tahrip ettiniz dedim. Cevabı şu oldu: “Benim psikolojim ne olacak, onu kim düşünecek” dedi. Mesleğimin ilk yıllarında yaptığım yanlışlıklar aklıma geldi. Hepimiz çok kaba yanlışlıklara düştük eğitim adına. Şimdi daha iyi görüyorum ki, sistem size neyi boca ediyorsa, onun kılıcını taşıyorsunuz. Ona rağmen, el yordamıyla öğrencilerimize çok yararlı olduğumuz yıllarımız da oldu.

 

Ailede, sokakta, işyerinde, okulda ve hayatın bütün alanlarında şiddet sorgulanmadıkça, bireysel çabaların etkisi sınırlıdır. Amaç iyi niyet bile taşısa, uygulamada çok büyük yanlıştır şiddet. Çocuklarımızı büyütürken, onların duygu dünyasına, bireysel alanına ve ruhsal dünyasına müdahale etmemek gerekir. Hatta, kendilerinin sorunlarını çözmeleri gerektiğine teşvik edilmelidirler. Hayatın göreli olduğunu, asla ama asla unutmamak gerekir…

bakisenday62@gmail.com   

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 16973
 Dün : 21252
 Toplam : 34370620
 Ip No : 35.175.172.211