Sürmanşet 11.1.2021 22:45:52 330 defa okundu

KOŞULLARIN TUTSAKLIĞINDAKİ YAŞAMLARIMIZ…

Baki SENDAY Yazdı...

Hepimizin zaman zaman zihnine bir gölge düştüğü anlar olmuştur. Böyle zamanlarda dinginlik ve huzur bulduğumuzu düşünürüz. Kendimizi, basit ve kapısız olan özümüze kapatırız. Bu özde yapacağımız yolculuk, kendimizi bulmaya ve bilmeye yaklaştıran bir adımdır.

Çoğumuz, kendi dışımızda bize giydirilen bir kıyafet niteliğindeki koşulların tutsağıyız. Aslında, gönüllü köleliğin bir biçimidir yaşadığımız hayatlar. Bu durumdan kurtulabilenler, kendilerini eriterek, kendi içinde kaybolmayı başardıktan ve küllerinden yeniden doğmayı göze alabilenlerdir. Bu düzeye yükselmenin bedeli, muazzam bir acı ve sorgulamanın sonucu ve ödülüdür.

Hayatın; huzur vermeyen, uykusuz, insansız ve sıradanlıktan uzak bir yaşam biçiminin elbette büyük ödülü olmalıydı. İşte buradaki ödül, bilge olmaktır. Kişiliğimizi, onu yitirirken bulmak, düzeyli yaşamın yazgısıdır. Ne şan, ne şöhret, ne zenginlik, ne de iktidar gereklidir. Böyle bilgece bir yaşam için, sadece özgürlük yeterlidir. İnançlarda ki hortlaklardan ve hayaletlerden kurtulduk derken, aklın hortlaklarına tutulmak da mutlu bir yaşama götürmez bizi. Çünkü akıl hesapçıdır ve duygu dünyasını zehirleyen bir özelliği vardır. Bilgenin yaşamında, bedenin de aklı vardır ve işlevseldir. Bedenin organlar yoluyla dile gelmesi, duygusal zekâmızın bir işlevidir. Duygularımız ne ise biz oyuz. En kritik durumlarımızda bize yön veren ve baskın gelen duygu dünyamızdır.

Sıradanlığın getirdiği varsayımsal ve bitkisel bir yaşamın tutsağı olanların, gerçek anlamda özgürlüğü tanımaları mümkün olabilir mi? Olası görünmüyor. Bütün hayatını, nesneler biriktirmekle geçiren ve anlarını geçmişle gelecek zamanlara tutsak eden zihin sahiplerinin halleri yürekler acısıdır. Kişi, kendine ve hayata gülüp geçebilmelidir. Zaman zaman yüreğimizde bizi kasıp kavuran kasırgalar olsa da, yaşam son derece yalındır. İnsan gündelik yaşamın sıradan ve basit olaylarına tutsak düştüğünde, baharın kucağında bile olsa, gözlerinde ve yüreğinde hüzünle karışık bir acının varlığını hep hisseder.

Aslında yaşamı, genç ve güzel bir kızın, göğsüne iliştirdiği bir bahar mevsimi gibi yaşamak gerekir. Yaşadığımız hayata uyum göstermenin en iyi ve tek yolu, kendi kendimizle uyumsuz olmaktır! Başkalarının bize giydirdiklerini üzerimizden söküp atarken, kendimizi kendi ellerimizle boğmamak için, bu uyumsuzluk şarttır. Çünkü kendimizi kendimizin inandığı sabit düşüncelere karşı da korumak gerekir. Sıradanlığa düşüren de tam bu kendini tekrar hali değil midir?

Bilge kendi krallığında hüküm süren kişidir. Ama her krallık doğası gereği aşınmaya meyilli değil midir? Dağılmayan krallıkların kralları bilge kişiliklerdir. Tek sorunu kendini oyalamak olan sıradan ve koşullanmış insanın hayatı, yastık kenarına nakış yapan genç kızın yaşamı gibidir. Belli kalıpları olan motifleri, defalarca tekrarlamak. Hayat bundan fazlası olmalı!

Dünyanın her ülkesinde, büyük kalabalıkların, yaşamın farkındalığına ulaşmaması için, egemen olanların olağanüstü çabaları var. En son, ABD de yaşanan olaylara dikkatlice bakan her insan, dünyaya özgürlük dersi vermeye kalkan bir devletin, koşullanmış kafalara neler yaptırabildiğini görebilir. Örgütlenmiş cehaletin son örneğidir, yaşananlar. Peki, bu durum, sadece o ülkeye özgüdür demek mümkün müdür? Mümkün değildir! Çünkü büyük ve niteliksiz kalabalıkların, seçim şansını kullanarak iktidara taşıdıkları diktatörlüğe hevesli bu şahsiyetler, dünyanın her ülkesinde ve devletin olduğu her yerde mevcutturlar.

Dışımızdaki koşulların tutsaklığından kurtulmak ancak, bilgi, farkındalık ve akıl yoluyla mümkündür. Elbette buna, derin ve keskin bir duyarlılık eklemeyi de unutmadan. Bilginin cebimizde taşındığı bir zaman diliminde, cehalet olsa olsa bir tercih meselesidir diye düşünüyorum. Kitlelere bilinç taşıma klişesi, yaşanan pratiklerle suya yazılan yazı misali yok olup gitti. Her insan ayrı bir dünyaya sahiptir ve kendisi istemedikçe, değişime uğramaz. Yine her insan, ayrı bir duygu dünyasına sahiptir. Ne kadar yukarıya zirvelere tırmansak da, ne kadar aşağılara en diplere inmeye çabalasak da, en zor durumlarda karar verici olan duygularımızdır. Sevgi, korku, özlem, savaş ve sevinçlerimizde duygu akıldan hızlı yol alır.

Aklımızı ve duygu dünyamızı başkalarından özgürleştirmedikçe, kendimiz olamayız. Kendi olamayan başkasına yararlı da olamaz. Sürünün dışına çürümeye terk edilmiş olsak bile, çürümenin de bir mayalanma olduğunu unutmamak gerekir. Sıradanlığın ve koşullanmış yaşamların dışına çıkmadan gerçekten yaşayamayız.

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 654
 Dün : 10146
 Toplam : 41203964
 Ip No : 18.215.185.97