Pertek 10.5.2019 10:31:32 6805 defa okundu

İşte size müdür: Kaba, nobran ve hoyrat

Liyakat derken bunu mu anlamalıydık? Hükümetin son yıllarda özellikle liyakate dayalı çalışan söylemi var. Bu söylemi duyunca insan heyecanlanıyor. İşi bilene teslim edecekler diye düşünüyoruz haliyle. Bizim beynimiz bunu böyle algılayıp “E! Çok iyiymiş” derken, Tunceli’nin payına katipten yaratılmış bir müdür düştü. Şimdi soruyorum: Liyaketten kasıt bu muydu? Hüsniye KARAKOYUN Yazdı….

KOSGEB…

Açılımı: Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı.

Kuruluş Gerekçesi: Türkiye'deki küçük ve orta ölçekli işletmelerin ekonomideki rolünü ve etkinliğini artırmak, rekabet güçlerini artırmak ve sanayide entegrasyonu ekonomik gelişmelere uygun biçimde gerçekleştirmek.

Yani tam da Tunceli gibi çatışmalı sürecin uzun, yorgun, çaresiz hallerini yaşamış, bir avuç insanın olduğu yerde kendisini idame etmenin, işletmesini ayakta tutmanın gayretinde olan işletmelere can suyu için kurulmuş.

Ancak, siz en muhteşem kurumları kurun, en muhteşem ve ileri teknolojik makine ile teknik donanımla donatın, başına kalifiye insan koymadığınız sürece atıl durumda kalır onca EMEK.

İşe almak için insan seçtiğinizde, karşınıza gelen kişi “Ne iş olursa yaparım” diyorsa, orda iş bitmiştir. Ülkedeki işsiz profili bu olduğu için, Türkiye’de işsizlik sorunu giderilemiyor. İşveren çalışan bulamamaktan, işsiz iş bulamamaktan şikayetçi. Ebeveynler çocuğunu salt devlete kapak atıp “Salla başını al maaşını” ile motive edince, ortaya iyi bir aşçı, bilinçli çiftçi, yaratıcı bir ev kadını, tornacı, garson vs çıkmıyor. Bu kısır eğitim sisteminin bireyleri bir hedefe ulaştırmadığının en çarpıcı örneğini aslında Tunceli’de görürsünüz. Çünkü; “En çok okuyan şehir” ünü dünyaya yayılmış bu kentin bilim üretmesi gerekirken, kentte en çok kahvehane, birahane, kafe varsa, alın size o çok okumuşluğun dönütleri.

İşte böyle eğitimin sonunda, çok okuyan bir işe yaramadığı gibi çok bilmişliğiyle size hayatı zehir de edebiliyor.

Tam da bu nedenle bazı kurumların lokomotif olması halinde, aslında işçi, işveren, aşçı, çöpçü…kısaca herkes daha mutlu olabilir.

O birkaç kurumun ürettikleri, toplumsal bir hareket başlatıp bunu berekete dönüştürebilir. Üretmek kazanmayı, kazanmak ve daha iyi bir yaşam mutluluğu getirir çoğu zaman.

Mersin’de yaşayan Tuncelili iş insanı Sayın Mustafa Güler’in dediği gibi “sefaletten fazilet çıkmıyor”

Bu nedenle ben bu kentin gelişmişliğinde özellikle 6 kuruma çok iş düştüğü görüşündeyim. KOSGEB, FKA, İŞKUR, Üniversite, Tarım-Orman Müdürlüğü, Halk Eğitim Merkezi…

Diğer kurumlar elbette el ense yatma yeri olmamalı ancak burada saydığım kurumlardaki işleyişi, başındaki insanları doğru kişilerden konumlandırırsanız ancak Tunceli gibi küçük kentleri kalkındırabilir, insanların üzerine sinen yorgunluğu ve bezginliği giderebilirsiniz.

Bu mealde, ben KOSGEB’in Tunceli’de müdürlük kurması için çok uğraşanlardanım. Çünkü; projeler konusunda önce Elazığ’a ardından da Malatya’da bu kurumun müdürlüklerine bağlıydı Tunceli. Düşünün saatlerce yol katedip bilgi alıyor veya evrak sunuyorsunuz. Zaten kentte proje yapma heves ve çabasında olan çok az insan var.

Ancak, Elazığ’da akademisyen Sayın Ahmet Orhan’ın başında olduğu kurumdan hizmet alırken “Ben işverenin ve sanayicinin hizmetkarıyım. Size hizmet etmek üzere buradayım” diyen mantığı, Tunceli’de müdürlük kurulup başına da adliyede katip olarak çalışan Kadir Yıldırım getirilince “Ben sizin efendinizim. Kapımda bekleyin, ne zaman lütfedersem sizi huzura alırım”a dönüştü. KOSGEB’in Tunceli’deki müdürlüğü bugün Elazığ’dan daha uzak kentteki insanlara emin olun.

Bu noktada yukarıda söylediğim şey yine devreye giriyor. Okumak ama okuduğunu dönüştürememek. Hazım sorunu yaşayan herkes, böyle nobran, hoyrat ve makam sevdasına yenik düşüp buyurganlıkla harmanlanmış kabalığa dönüşüyor.

Saydığım bu vasıfların tamamını Kadir Yıldırım’da bulabilirsiniz. Saygınlığı, bir koltuk ve makamla sınırlandırma histerisinin yalnızlığında bir müdür bir memur, orda bir KOSGEB var uzakta, gitmesek de, müdür parasını alır mantığıyla, bu kentte katmadeğer yaratması gereken kurum ve müdürü, şu aralar en sık şikayetlerle anılır oldu.

Hükümetin son yıllarda liyakete dayalı atama yapacağı söyleminin geldiği noktada, Tunceli’deki iş insanlarının payına, adliyedeki katipten KOSGEB Müdürü düştü.

Bu nedenle, KOSGEB’e gidip AR-GE projesi yapmak istiyorum diyen Ovacıklı birine, Kadir “Efendim ne yapacaksın AR-GE Projesini. Git biz Halkbankasıyla protokol imzaladık, düşük faizli kredi çek” der.

Der, çünkü; liyakati bu kadarına elveriyordur.

İlkokul üçten terk birini öğretmen yapıp, sonrada “efendim neden iyi bir öğretmen değilsin” diyerek nasıl sorgulayamazsanız, işte Kadir Yıldırım’ı da bu nedenle sorgulayamazsınız.

KOSGEB’in küçük ölçekli projelere desteği, düşük faizli kredi, nitelikli eleman desteği var. Tüm bunlar, Kadir KOSGEB’in başına atanmadan da bilenlerin kendi çapında yararlandığı hizmetlerdi. Şimdi, bu hizmetleri alanlarda durum eziyete dönüştüyse, orada sistemi tıkayanları yoldan çekmek gerekiyor demektir.

Önceki gün Tunceli Ticaret ve Sanayi Odasının aktif olması gerektiği konusunda bir makale kaleme almıştım. Anladınız mı neden? İşte meslek odaları, mülki ve yerel yöneticilerin ortak ve koordineli çalışması, böyle adamların makam işgali değil, çalışma hareketine dönüşür.

Munzur Üniversitesi sık sık halktan kopuk diye eleştiri konusu olur. Sanayicinin Tunceli’deki başucu rehberine dönüşen Akademisyen Ekrem Akbulut, KOSGEB projeleri ile bir çok konuda sığınılan liman gibi. Akbulut’un, TSO ile imzalanan bir protokol çerçevesinde odaya gelmesi gerekiyor her Çarşamba. Ama projeler konusunda bilgi ve deneyimine rağmen, Ekrem Hocanın odaya geliş gidişinden haberi olan yok. Yok, çünkü duyurusunu yapan yok. “Başımıza iş çıkarın” sloganıyla yapıp odaya getirdiği afişler, yan taraftaki marketin çöp kutusundan çıkıyor.

Muhtemelen TSO “Başımıza iş çıkarma” dedi.

KOSGEB’den hizmet alamayanların Sayın Ekrem Akbulut’tan yardımında da finale gelindi. Çünkü; Akbulut Turgut Özal Üniversitesi’ne gidiyor. Ailece oradaki bir yaşam üzerine kurgu yapanlara gitme de diyemeyeceğimize göre, Munzur Üniversitesi Rektörü Ubeyde İpek, bu ikinci atama döneminde artık nekahatten silkinip yeni rol modeller, iş insanlarıyla kentin arasında bağ oluşturacak akademisyenler görevlendirmeli.

Tunceli Çalışma ve İşkurumu Müdürü Özdemir Aktaş, Tunceli’nin bir şansıyken, rotasyon kapsamında gidebileceği konuşuluyor.

Zaten elde mevcut birkaç lokomotif insan var. Onlarda giderse, önerimdir; İşkur’a Feti Beyaz’ı atayın. KOSGEB’de Kadir. HEM’e de uygun bir donör bulun. Zaten kent oturmaya heveskar, biz de katılırız araya. Oh misss. En azından hepimiz birbirimize benzediğimizde yazan-çizen de olmaz(!)

Etrafınızı saran çalışmayan insanları tahayyül edince kasvet bastı mı? İçiniz daraldı mı?

O zaman bence lütfen hemen bugün harekete geçin; siz koşanlar, üretenler, değişim ve dönüşüm olmadan yaşayamayanlar. Yoksa bu çalışmayan güruh bizi de kendisine benzetir ki, işte biz o gün ölürüz.

Geçen gün bu nedenle Tunceli Valisi Sayın Tuncay Sonel ile Belediye Başkanı Maçoğlu’na çağrıda bulunmuş ve alınganlığın zamanı olmadığını söylemiştim. Lütfen, bırakın bu kırgınlıkları, bu kent yeterince çok şey kaybetti. Artık değişim zamanı olsun. Ben gibi çok koşturan insanlara, çevresindeki miskinlik ölüm demek. Ayağını sürüyerek yürüyen, duman altı muhabbetlerde zaman öldürenlerin arasına bizi de eklemeyin.

 

Hüsniye KARAKOYUN

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 7902
 Dün : 15795
 Toplam : 31312742
 Ip No : 34.226.234.20