Manşet 11.1.2019 08:26:14 365 defa okundu

Hakikatlerin Özgürleştirici Gücü…

Yapaylığın kuşattığı bir yüzyılın başındayız. Baki Senday'ın Kaleminden...

 

            Yapaylığın kuşattığı bir yüzyılın başındayız. İnsan denilen memeli canavarın en bariz davranış şekli, aldatmak ve aldanmak oldu ne yazık ki. Dürüst ve onurlu bir kişilikle yaşamak neredeyse olanaksız oldu. Sizi aşan ve güç yettiremediğiniz bir dizi bariyer var karşınızda. Hakikatin derin çığlığı sığ ve niteliksiz kalabalıkların uğultuları arasında adeta kaybolmakta. Oysa hakikat özü gereği özgürleştirici bir niteliğe sahiptir. Hakikati söyleyince insan muazzam bir hafiflik hisseder, rahatlar ve özgürleşir.

            Korkularımızın çoğu zihnimizin eseridir. Çoğumuz olayların ve yaşadıklarımızdan değil, korkudan korkarız. İçe kapanır, başkalarıyla paylaşıp çözüm aramayız. Gündelik yaşamımızda, özel yaşam ve sorunlarımız kisvesi altında, en insani duygu ve düşüncelerimizi ve sorunsal çıkmazlarımızı kimseyle paylaşmak istemeyiz. Oysa hepimiz aynı gezegenin üzerinde, aynı gökyüzünün altında, aynı kaoslu ortamın cüceleriyiz. Başkalarından bir şey talep etmek içine onlara yönelmeyi bir eksiklik ve zaaf olarak görürüz. Oysa zeki insanlar sadece kendi akıllarından değil, başka insanların zekâlarından da istifade etmeyi bilen insanlardır.

            Seçme şansımızın olduğu yerde ve zamanda seçim yapmamak yaşamımızın akışını rüzgâra göre düzenlemek bizi kontrolsüz olaylara ve derinliğini ölçemediğimiz sulara götürür. Hakikate ulaşmak, onunla yaşamak, ciddi sorumluluk gerektiren bir durumdur. Bunun için bazen canımızdan da olabiliriz. Tercih hakkımızı kullanırken vazgeçmemiz gereken şeyler de mutlaka olur. Gönülden bağlı olduğumuz ve çok istediğimiz bir değer için, bazı şeylerden vazgeçmesini bilmeliyiz. Unutmamak gerekir yeni bir şey kazanmak için bir şey de kaybetmek gerekir. Yaşamın diyalektiğidir bu aynı zamanda.

            Seçmekten ve vazgeçmekten kaçınmak demek, yaşamdan kaçmak demektir. Kendimizi bütünüyle yaşamak için, kendi yolumuzu izlemek gerekir. Bu uğurda harcayacağımız çaba ne kadar büyükse, getireceği mutlulukta o denli yoğun yaşanır. Hayat başkalarına açılmaktır kendi içimize kapanmak değil. Dünyada sekiz milyardan fazla insan olduğu söylenmektedir. Her birimiz eşsiz birer numuneyiz. Hiçi kimsenin DNA’sı bir diğeriyle aynı değildir. Herkesin parmak izi farklıdır. İdeolojik paradigmaların en önemli çıkmazı da bu noktadan sonra başlar. İnsanları kategorize ederek bir çuval elma gibi göremeyiz. Onların bireysel özelliklerini ve ruhsal dünyalarını analiz etmeden yapılan her mühendislik projesi çökmeye mahkûmdur.

            Her birinin kendine özgü kimliği, kişiliği ve özgünlüğü vardır. Özel zevkleri, ihtiyaçları ve geçmiş bir tarihleri vardır. İnsanları topluluklar veya guruplar halinde kategorize ederek toplumsal mühendisliklere uydurmaya çalışmak, onların her birinin özelliklerini, güzelliklerini ve değerini dışlamak demektir. Bu durum bizi dar görüşlülüğe ve engellemeye götürür. İdeolojik veya inançsal teorilerimizin kobayları olmamalı insanlar. Her bireyi kendisini aşan bir varlık olarak ele alırsak yaşamın içine doğru büyük bir adım atmış olacağız.

            İnsan kendisi olarak var olunca, kendi değerleriyle uyum içerisinde, ne yeteneği ve kapasitesi varsa onu sergiler. Bireyi, kendi düşlerini gerçekleştirecek bir atmosfer içine almadıkça, onun yaratıcı enerjisini açığa çıkaramayız. Ne düşünceye sahip olursak olalım en büyük gücün sevgi olduğunu asla unutmamak gerekir. Kimi insanlar kendilerini bile sevmeyecek derecede kötüdürler. Kimi insanlar zor insanlardır. Kimi insanlar çok aldatılmış olmaktan çok acımasızdırlar. Kimileri çok acı çektiğinden başkalarına da acı vermek isterler. Kimi insanlar çalışmadan ve üretmeden parazit yaşamak isterler. Kimileri bencil olduklarından herkesi bencil sanırlar.

            Bütün bu insanları şaşırtmak için tek bir ilaç vardır sevgi. Hiç ummadığımız en acımasız insanlar bile sevgiyi görünce başlarını eğerler. Bir kişiyi sevmenin en kestirme yolu, onu yapıp ettiklerinden ayrı tutmaktır. Yani hem yargılamak hem de sevmek olmaz. Bir insanı sürekli eleştirdiğimizde, o kendi doğru sandığı yanlışına daha sıkı sarılır. Yaşam tercihlerimizi başkalarının ellerine bıraktığımızda,  bizim kendi hakikatimiz olmaz. Kendi hakikatlarımızı yaşadığımız oranda, bizi sınırlayan düşüncelerden uzaklaşırız. Biz kendi yazgımızın hakimi olurken başkalarının da özgür ve özgün yapılarına saygılı olmak durumundayız. Kendi değerlerimize ve yeteneklerimize gösterdiğimiz saygıyı başka insanlara da göstermek görevimizdir.

            Bilmeliyiz ki tek değerli rekabet bireyin kendisiyle giriştiği rekabettir. Başkalarını geride bırakmak yerine kendimizi aşmak gibi bir derdimiz olmalı. Herkes kendi işini yaptığında ortak payda ve düşünceler kendiliğinden akarak mecrasını bulur. Hiç kimsenin inancını ve düşüncesini yargılamamalıyız,, sadece sonuçlarıyla ilgilenmeli ve çıkarımları ortaklaşa paylaşmalıyız. Karşılaştırma yapılan bir dostlukta aşk yaşanmaz. Bireyin yetişmesi her şeyden evvel çok bilinçli anne ve babalar gerektiren bir durumdur. Küçüklükten itibaren kendi geleneksel inanç ve değerlerini çocuğa yükleyen bir anne ve babanın ondan özgür birey olmasını beklemesi abesle iştigaldir.

            Böyle bir ortamda yetişen çocuk, özgürlük denilen değerden yoksundur. Ama biz o yoksunluğun faturasını herhangi bir diktatöre ihale edemeyiz. Onun sorumlusu kişinin ailesi, kendisi ve inançsal değerleridir. Sokakta bedenini teşhir etmekten zevk alan bir kadının,” Baştan çıkarıyorum öyleyse varım” veya bir erkeğin “Ya benimsin ya da kara toprağın” türünden sergilediği kişiliklerin sorumlusu diktatörlerden önce, onu çocukken zehirleyen ebeveynler ve çevresel ortamdır.

            Sahip olmamız gereken özürlüğün çok azına sahip olmamızın nedeni, hakikati öğrenmekten kaçınmamızdır. Hakikat sorumluluk getirir. Zorluklarla boğuşmayı gerektirir. Risk almadan yaşamın mümkün olmadığını bize gösterir. Yalın ve sade oluşu, kalabalıklara inandırıcı gelmez. Çünkü kalabalıklar zor olan gerçekle değil, kolay olan yalanla yaşamayı tercih ederler. Hakikat acıtıcıdır ama özgürleştiricidir de. Kendi inançlarımızın kölesi olamamalıyız ve başkalarının inançsal ve düşünsel dünyasını yargılamak yerine anlamak ve sonuçlarıyla çıkarım elde etmeliyiz.

 

Baki Senday

bakisenday62@gmail.com          

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 3092
 Dün : 17437
 Toplam : 28327505
 Ip No : 54.242.115.55