Güncel 18.10.2019 16:30:00 1979 defa okundu

Duyun bu çığlığı artık

Gazetemizin Sahibi Hüsniye KARAKOYUN yazdı. Devlet erkanı, Tunceli'deki etkili-yetkili kurumlara seslenen, hicvin gerçeklerle karıştığı bir yazı okuyacaksınız.

1980 ve 90’lı yıllarda, baştakiler ve askeri erkan, bu bölgede çatışmalı süreci bitireceği iddiasıyla köyleri boşalttı. Köylerinden sürülen insanlar, büyükşehirlere yahut başka ülkelere savrulup yeniden yaşamlarını kurmaya çalışırken, çok canı yananlar oldu. Hayvanını haraç mezat sattı insanlar. Çaresizliği bohçalayıp, gözyaşlarıyla yollara koyulanlardan; yaşadığı ağırlığa yenik düşüp kah kötü yola düşenler de oldu kah doğduğu ama doymasına izin verilmeyen bu topraklara özleminden amansız hastalıklara yakalananlar da.

Bu gün gelinen noktada, sınırlı sayıda köylü kaldı Tunceli’de. Alzheimer-demans, parkinson gibi hastalıklarla yaşayan ne çok insan görür olduk son yıllarda. Demek ki, uzaklara çocuğunu korumak üzere uğurlayan bu çınarlarımız, geçmişte her evde onlarcası olan, şimdilerde özgürlüğe, daha iyi yetiştirme hikayesine yenik düşüp doğurulmayan çocuklarına özlemin sonunda, o büyük ağırlığı unutarak yenmeye çalışıyor çaresizce. Gidenler, büyükşehirler ve başka ülkelerdeki yaşam koşulları arasında durmadan tutunma gayretiyle savrulurken, geride kalanlar; özlem, çaresizlik, kimsesizlik sarmalında debelenerek hayatlarının son demlerinde acıları heybelerinde biriktirip bu dünyadan göçüp gidiyor.

Özellikle bu yıl sınırlı sayıda köylümüzün ürettiği, asla ilaç kullanılmayan ürünlerinden meyvenin dalında, sebzenin tarlada çürüdüğü manzaralara tanık oluyoruz. Doğa bu yıl çok lütufkar. Elma ve armut dalları, ürünlerini taşıyamamaktan yerlere kadar eğilmiş, bazen kırılmışken, bunu satamamak ise başka bir çaresizlik.

Kanser vakalarındaki artışa bakın lütfen. Çevrenizde dikkatinizi çekiyordur, gribal enfeksiyon gibi olağan bir vakaya dönüştü kanser. Hormonlu, aşırı ilaçlı ürünler tüketmekten yorulmuş edasıyla sürekli organik söylemine sarılan ülkem insanının söylediği ile sergilediği tavır arasındaki mesafe ise uçurum gibi.

İlaç kullanılmadığı için 8-9 adedi ancak bir kg gelen organik elmayı 1 liradan yemek için pazarlık yapıp, ilaçsız olduğu için haliyle kurtlu olan domates-elma-armudun şeklini beğenmeyip dişini geçirirken içinde kalmasından korktuğu Akdeniz ve Ege’den gelen meyveye 7-8 lira vermekte beis görmüyor.

 

Yıllardır gazetemize de açıklamalarda bulunan il dışında yaşayan bazı kişiler ve STK temsilcileri, Tunceli’nin çeşitli ilçelerinde kooperatif kurarak üreticinin ürünlerini alacağını taahhüt ediyor. Ancak kışın yapılan bu açıklamalar, yaz aylarında ürünler çıktığında büyük bir hayal kırıklığına dönüşüyor. Çünkü; sözlerin boş olduğu ortada.

 

Tunceli’nin Hozat ilçesinde geçtiğimiz yıllarda kadınlar tarafından kurulduğu için gazetemizde büyük heyecan uyandıran üretim kooperatifi, üzerinden yıllar geçmesine rağmen faaliyete geçmedi. Ovacık ilçesinde önceki yıllarda kurulan kooperatif hayli yol kat ederken, il genelindeki tüm alım taleplerine yetişemiyor. Boşaltılan köylerden ötürü her geçen gün çoğalan yaban hayvanları, artık bırakın köyleri Tunceli merkeze iniyor. Domuzları elle besleyen Tunceli’de yaşayan ahalinin bu şefkatine karşılık, 3-5 yaşlının yaşadığı köylerimizde insanlar gece kapısının önüne çıkamıyor. Domuz gelip ekili tarlaları hallaç pamuğu gibi karıştırıp ürünü ziyan ederken, ayı elma-armudu sırıklayıp yedikten sonra dalını kırıp üstüne oturuyor. Sincap, artık ortalıkta göz göre göre ceviz sektirirken, kargalar sürülerle tarlaları, meyve ağaçlarını talan ediyor. Vurulamıyor da bu hayvanlar. İnsanını korumak konusunda kayıtsız bir ülkede, yaban hayvanının öldürülmesine 19 bin liralık cezai işlem uygulanıyor. Ortada; domuz-ayı-kurt ve tilkisi serbest, vatandaşının eli-kolu bağlı bir garip seramoni yaşanıyor.

Bu gariplikler silsilesinde, sözde hayvanseverler ise bir başka eğreti duruyor. Gittiği restoranda kuzu şiş, kasaptan kuzu gerdan isteyenler, 1 yaşına dahi girmeyen üstelik zararsız bir hayvanın etini yerken, domuz-ayı gibi yırtıcı hayvanlara gösterdiği şefkat tuhaf değil mi?

 

Bir başka tuhaflık ise, Sosyal Yardımlar ve İŞKUR’lar eliyle vizyonda. Sosyal yardımlarla ne kadar sosyal (!) olduğunu gösteren devlet ve bağlı-ilgili kurumları, Tarım İl-ilçe müdürlükleri ürettiği ürünü vatandaşından alıp üreteni desteklemiyor. Onun yerine, asalaklığı teşvik eden yapıda sürekli işsizlik rakamları ve işsiz ordusuna 3-6 aylık İŞKUR eliyle Toplum Yararına Program adı altında, topluma yararı olmayan komediler sergileniyor. 60 küsur yaşında dizlerinin ve belinin ağrısından eğilip ayakkabısının bağını çözemeyen bir çok kadın, devlet eliyle istihdam seferberliğinde (!) rol alıyor.

Suriyelilere dair iki kelam edeceğim ama bu onların ülkemizde olmalarına karşı olduğum gibi algılanmasın lütfen. Çünkü, dünya küresel köye dönüşüp, insanlar sürekli yer değiştirirken, onların ülkemizde ne işi var söylemi zannımca çok çirkin.

Ancak, onlara devletçe gösterilen sevgi gösterisinin yarısını bu bölgede de görmek temennimizdir.

 

Öte yandan, özellikle büyük şehirlerde ve yurt dışında yaşayanlar, bilmelisiniz ki bu halkın devletten beklentisinden daha büyüktür sizden beklentisi. Kastım, “onlara para gönderin” değil bu böylece ve kalın hatlarla biline. Bunların ürettiklerini alın misal. Başka şehirlerde olmanız bunları almanıza engel değil çünkü. Kilosu 7 liradan organik elma aldığınızda 10 kg’ı 70 TL yapıyor. 10 kg armut 80 TL. Karşı ödemeli aldığınızda 18 TL gibi bir kargo ücreti ödersiniz. Bilmelisiniz ki bu ürünler buna fazlasıyla değiyor. Üstelik 2 ile 3 gün gibi kısa sürede de elinizde oluyor. Yurt dışındakiler, elbette size yaş hali gönderilemez ama kurutulmuş elma-armut-kayısı-ceviz pekalada buralardan alabilirsiniz. Böylece, doğalı yetiştireni daha heveskar yapar, organik ürün yelpazesini ve devamlılığını sağlarsınız.

Gidip 8.000 lira verip özel hastanelerde tahlil yaptırırken parasal kısmına itirazı olmayanların 8 liralık doğal armuda yaptığı pazarlıkta, bağırsağınız beyninizi teslim alır ve işte böyle sürekli huzursuz-mutsuz dolaşır, hastalıklarla cebelleşirsiniz.

Demiyor mu doktorlar sık sık “Bağırsaklar ikinci beyindir” diye.

Beyninize giden yolda, bağırsaklarınızı Tunceli’de üretilen ürünleri tüketerek sağlığına kavuşturabilirsiniz.

Afaki değil inanın şimdi söyleyeceğim; buradan size ulaştırılan bir elmayı ısırıp gözlerinizi kapatarak çiğneyin, göreceksiniz mutluluk damarlarınızda dolaşacak.

                             

                                      Hüsniye KARAKOYUN/Tunceli EMEK Gazetesi

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 8591
 Dün : 18267
 Toplam : 31821557
 Ip No : 100.24.122.228