Eğitim 11.9.2021 11:06:00 2175 defa okundu

Dijital Dünyada Mahremiyet Hakkı

Gönül Görgülü Yazdı...

Sonunda sosyal medya düzenlemesi olarak bilinen internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi Adalet Komisyonu'nda kabul edildi.

Teklif ile, sosyal ağ sağlayıcıları tanımlanıyor. Bir milyondan fazla izlenen ağ sağlayıcılarına temsilci belirleme yükümlülüğü getiriliyor. Tasarıdaki kişilik haklarıyla ilgili bir ihlal olduğunu düşünen bir kişinin başvurusuna 48 saat içinde cevap verilmemesi durumunda o sosyal ağ merkezine 5 milyon TL ceza kesilecek. Temsilci bulundurma yükümlülüğüne uyulmadığı takdirde beş aşamalı bir ceza öngörülüyor. Bu da yerine getirilmezse, 10 milyon lira idari ceza uygulanacak. Teklif ile içerik çıkarma ve/veya içeriğin engellenmesi cezası verilebilecek. Bu alanda yaşanan sıkıntılara ve sorunlara çözüm olacak mı, onu da zaman içinde göreceğiz.

İnternetin ilk yıllarında kişisel bilgilerini dışarıya açmakta temkinli davranan kullanıcılar artık bu konuda çok daha serbest bir tutum içindeler. Özellikle mobil cihazların kullanımının artması ile giderek çeşitlenen ve kalabalıklaşan sosyal medyayı besleyen temel güç, bireylerin görünür olma isteği. Bu arzusu gün geçtikçe artan ve kişisel verilerinin mahremiyeti konusunda bilincini neredeyse tamamen yitiren bireyin yanında olmamayı tercih eden yasalar da işin içine eklenince ortaya uzun yıllardır ağzımıza sakız olan bir isim çıkıyor: Big Brother. Yıllardır kişisel güvenlik yasasının çıkmasını bekleyen ya da beklemeyen elinde cep telefonu veya bilgisayarı ile kendini her gittiği yerde ‘paylaşma’ adı altında ifşa eden bireyin ta kendisi yeni Big Brother.

“Sosyalleşme” dijital çağda pek moda olan ve hepimizin sıklıkla kullandığı bir terim. Ancak, yol açtığı sorunları açacak olursak, birey hakkında olabildiğince çok bilgi edinilmesi, bu bilgilerin formülize edilip bireyin profilinin çıkarılması ve bu sonuca göre reklam ve promosyon e-postaları gibi onu bir şeyler satın almaya yöneltecek süreçlerin harekete geçirilmesi gibi sonuçlara varırız.

Mahremiyet Hakkı” zamana ve sosyokültürel dinamiklere göre değişim gösteren bir tanım olup, içinde bulunduğumuz çağda bireyin özel hayatının mahremiyeti de buna paralel olarak yeniden tanımlanıyor. Google yetkililerinin yaptığı açıklama bunun çok açık bir göstergesi.

Google tarafından satın alınan ve tüm dünyada ücretsiz e- posta hizmeti veren “G mail e-posta” hizmeti  ile ilgili olarak firmanın açıklaması şöyleydi.”

Tüm kullanıcıların e-postalarının işlemden geçtiğini bilmesi gerekir.” Bu açıklamalarıyla bunun doğal hakları olduğu mesajını bir kez daha verdiler.

Tüm dünyadaki e-postalarının okunması elbette insan gücüyle olacak bir şey değil. Ücretsiz olan bu hizmeti “sosyal sorumluluk projesi” olarak sunmadıkları hepimizin bildiği bir konu. Bu arada bazı kurumlar, bu bilgileri firmalardan talep edebilir ya da bu hatlara kendi sistemlerini yerleştirerek istedikleri bilgiyi elde edebilirler.

Siyasi literatürde  “Fişle(n)me”, “ötekileri” belirleyip bertaraf etmek amacıyla yapılan bilgi toplama çalışmalarının en sevimsiz tanımlaması. Güç kimin elindeyse onun gibi olmayanlar “öteki” konumuna düşer ve fişlenir. Bu durum düzenli alışveriş yaptığımız mağazalar için de geçerli aslında. Verdiği indirim kartını almak için verilen forma kendiniz hakkındaki yazdığınız adres, doğum tarihi vb. bilgiler mağazanın veri bankasına kaydedilir.

Varsaydığımız şey, mağazanın bu bilgileri başka birileriyle paylaşmayacağı ve sadece ticari amaçlı kullanması. Oysa, bizde de olduğu gibi, dünyanın birçok ülkesinde bu tür veri bankaları satın alınabiliyor. Hiç gitmediğiniz bir ilin ya da ilçenin belediye ve parti başkanlarından tebrik mesajları alanlarınız olmuştur.

Günümüzde bütün bu bilgiler ışığında, temel bir hak da olsa, haklarımızı öncelikle korumalı ve sahip çıkmalıyız. E-posta hizmetini ücretsiz alıyorsak bunun karşılığında bir şey ödüyoruz. Üstünde durmamız gereken husus, alışveriş olmamalı; bu alışverişte kazançlı mıyız yoksa kaybeden taraf mıyız konusunu tartarak karar vermek olmalı. Her şeyde olduğu gibi burada da bilinçli tüketici olmak önem kazanıyor.

 

Türkiye’de kişisel verilerin korunması anayasal hak olsa da, mahremiyet ve kişisel veri korunması konusunda yasa yoktu. Bu yasa yürürlüğe girse bile, mahremiyetin korunması konusunda Türkiye’nin yapacağı çok şey var. Mahremiyetin bireysel, toplumsal ve kurumsal boyutları; mahremiyetin sınırları ve kapsamı; bilgi ve iletişim platformları (her türlü medya, sosyal paylaşım ağları) ile mahremiyet çıkarları arasında denge kurulması; bireylere dair bilgilerin mahremiyet gözetilerek toplanması, saklanması, kullanılması bir an önce halledilmesi gereken konular.

Elektronik koruma sektöründe veri koruma üzerine Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK)  Sektörel Rekabet ve Tüketici Hakları Daire Başkanı, yaptığı açıklamada, Türkiye’deki kişisel verilerin korunması sorumluluğunun BTK’da olduğunu ve gizli bilgilere usulsüz olarak erişenlere uygulanan yaptırımlara değindi. Veri güvenliğini sağlarken, verileri işleyerek gelir etme etmeye çalışan firmaların bulunduğunu, bankacılık, GSM numaraları, adres bilgileri gibi kişisel verilerin üçte birinin tek bir firmanın elinde olduğunun unutulmaması gerektiğini söyledi.

Sosyal medya ve mahremiyetten bahsederken çoğu zaman her şeyin kendi kontrolümüzde olduğunu sanıyoruz ama değil. Hele biraz göz önünde biriyseniz siz elinizi elektrikli hiçbir alete değdirmeseniz bile birileri sizin adınıza çalışıyor. Ve ne yazık ki bundan kaçış yok.

Üstelik endişelenmeyelim diye hizmete sokulmadığı kesin olan sosyal ağların iç arama motorları devreye girdiğinde hepimize ait ne çok bilginin birkaç tık ötede toplanacağını düşünün! (Facebook bile yeterince ürkütücü bilgiye sahip pek çoğumuz için; farkında bile değiliz).

Bugün artık Facebook günlük yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Aynı zamanda sosyal ağ sitesi 100 milyar dolar değerinde dev bir şirket. Ama Facebook’u sadece bir sosyal ağ sitesi olarak görmek de mümkün değil çünkü bu 100 milyar dolarlık değerin nedeni aslında Facebook’un en büyük reklam ağı olması. Dolayısıyla Facebook reklam verenlerin beklentilerini de göz ardı etme lüksüne sahip değil. Çünkü, Facebook çıktığında ilk sosyal ağ sitesi değildi ve sonuncu da olmayacak. Bugüne kadar rakiplerin hep mahremiyet vurgusu ile fark yaratmaya çalışıyor olması da Facebook için nelerin değişmesi gerektiğine dair önemli bir ipucu olmalı…

Aslında Facebook da kullanıcıların mahremiyet konusundaki zaman içerisinde yaygınlaşan tepkilerin farkında ve bu yüzden ufak ifade değişiklikleri ile kendi konumunu daha iyi ifade edebilmeye çalışıyor. Bu sırada da benzer tepkileri azaltabilmek için daha önceden “gizlilik politikası” (privacy policy) olarak ifade ettiği bu büyük dokümanın adını “veri kullanma politikası” (data-use policy) şeklinde değiştirdi.

 

Geciken Tepki

Fakat bu değişiklik en azından şimdilik pek işe yaramış görünmüyor. Örneğin Alman kullanıcıların ayaklanmalarına neden olan detaylardan biri Facebook’ta sizin aslında kullanmadığınız ama arkadaşlarınız tarafından kullanılan uygulamaların sizin de verilerinize erişebiliyor olması. Yeni değişikliği incelerken bunu fark eden Alman kullanıcılar, bu duruma büyük tepki gösterdiler. Ama aslında bu politika pek yeni sayılmaz. Bunun son örneği Almanya’da yaşandı. Facebook veri kullanma politikasında ufak bazı değişiklikler yaptı. Gerçekleşen değişiklikler aslında sadece kullanıcı “hakları ve sorumlulukları” sayfasının daha rahat anlaşılabilmesine yönelik kelime ve ifade düzeltmelerinden ibaretti. Facebook’ta varlığını sürdüren bu durum, o zamandan beri de mahremiyetle ilgili dokümanlarda yer alıyor.

“Fakat Facebook’un belki de biraz aşırı sıklıkla değiştirdiği mahremiyet politikalarının takibini yapmak da artık çok zorlaşmaya başladı. Hangi değişikliğin ne zaman yapıldığını ayırt edebilmek pek kolay değil. Bu yüzden de ufak kelime değişiklikleri yapıldığında bile 2007’den beri değişmemiş politikalara tepkiler ortaya çıkabiliyor.

Bilişim teknolojilerinde her şeye rağmen özgür mü olalım, yoksa bir takım koruma güdüleri ve korkularımızla daha mı kısıtlayıcı olalım, bunu toplum olarak sosyolojik ve bilişim anlamında düşünmemizin zamanı geldi.

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 14464
 Dün : 18615
 Toplam : 45537134
 Ip No : 3.239.58.199