Sürmanşet 8.11.2018 18:23:07 211 defa okundu

Aydınlanma Üzerine Düşünceler…

Baki Senday'ın Kaleminden

Aydın, yaşadığı çağa tanıklık etmekle yetinmeyen, aynı zamanda çağın ve dağın ötesini görebilen, değişime öncülük eden kişidir. Değişime öncülük etmek için de öncelikle bireyin kurumsallaşmış önyargılardan ve kolektif doğru olarak kabul edilmiş, geleneksel değerlerle mesafesini koruması gerekir. Bu geleneksel ile kısır döngüye dönüşen cebelleşme olarak algılanmamalı hiç şüphesiz.

 

Yerleşik kolektif marazlarla en doğru mücadele yöntemi, aydının somut olarak ortaya koyduğu en güçlü eserleri olmalıdır. Eser daima en etkili silah özelliği taşır. Bir başka özelliği de, savunduklarının bedelini ödemekten asla geri durmamasıdır. Aydın, düşünceleri uğrunda ölüme gülerek gidebiliyorsa, aydın olma vasfını hak eder. Bruno, Sokrates ve Danton gibi…

 

Aydınlanma sanıldığı gibi din ve inançlarla birebir boğazlaşma değildir. Laik olmak da aydın olmak değildir. Hiç şüphesiz bir aydın için en büyük bariyer, din ve geleneksel değerler topluluğudur. Ancak soyut tartışma yürütülerek bu bariyerler aşılamaz. Hayat daima düşünceden önce eylemin en büyük değişime yol açtığını bize göstermiştir. Düşünce, eylemlerin soyut bir sonucu ve ifadesidir. Tıpkı madde olmadan var olmayacağı gibi. Nesnelere anlam yükleyen ve isimlendiren bizim zihnimizdir.

 

Her çağda ve dünyanın her yerinde, daima önce en iyi olanlar feda edilmiştir. İlk çağlarda kurban ve sunu törenlerine bakmak yeterlidir. Bilge kişiler o gün için en değerli buldukları tanrıları için, en iyi ve değerli olan insanları kurban ederlerdi. Toplumların hayatında da değişim ve dönüşümlerde en iyi olanlar, ilk yüz metreyi koşanlar olmuştur. Çoğu canlarıyla bedelini ödemişlerdir. Bir ülkenin yazar ve çizerleri tanıklık ettikleri haksızlıklara karşı kalemlerini en yürekli şekilde kullanmazlarsa, aydın olma vasfına layık olamazlar.

 

Aydın olmak bir unvan ve kariyer sahibi olmakla da gerçekleşmez. Fransa’da yaklaşık iki yüz aydının dayanışmasıyla ortaya konan Ansiklopedi isimli eser, 1771 yılında sarayın kararıyla yasaklanır. Bu eser, Fransız devriminin önemli akademik manifestosu niteliğindedir. Ama kaderin cilvesine bakın ki bu yasağın kaldırılması Fransa kralı XV Louis’nin birinci metresi sayesinde olmuştur. Barones Madem de Pompadour isimli bu kadın, aynı zamanda Diderot’un yakından görüştüğü biridir. Demek ki aydın olmak için isimlerimizin önünde parlak ve yaldızlı unvanlar gerekmiyor.

 

Francis Bacon’u ateş kümeleri üzerinde yakmak isteyen kilise ve din tacirleri, aforoz kararı çıkarmak için onunla tartışmak isteyince; onlara, “benimle tartışmanıza gerek yok, eserlerimi ve buluşlarımı inceleyin, kararı ona göre verin” demişti. Çünkü eserleri, geniş kalabalıkları hastalık ve felaketlerden kurtaran şeylerdi. Bildiğiniz gibi Bacon deneysel psikoloji ve bilimin kurucularındandır. Bulduğu aşılar ve icatlarla insanlığa büyük hizmetleri dokunan bu şahıs, din çevreleriyle cebelleşmekten ziyade iş üretmiştir. Çünkü bir aydın için kısır tartışma, zaman ve emek kaybıdır.

 

Türkiye’de yıllardır bilinçli olarak yaratılan yapay bir laik ve anti laik tartışması ne yazık ki aydınlanmanın lokomotifi gibi görülmüş ve dağ fare doğurmuştur. Aslında, devletin temeldeki kuruluş felsefesinin anlaşılmaması için, iyi düşünülmüş bir projedir bu. Kitleler ve kalabalıkların birey olma çabası böylece yaklaşık yüz yıl önlenmiş ve önlenmektedir hala. Bütün sorun, aydınlanmanın temeli olan kişinin kendini keşfe çıkmasıdır. Kendini keşfedemeyen kendini tanıyamaz. Kendini tanıyamayan başkasını asla doğru tanıyamaz. Hurafelerle kafası doldurulan bir kalabalık, yeni olan her şeye anında tepki vererek cezalandırır. Türkiye de düşüncelerin daha embriyon halindeyken ezilerek yok edilmesinin temelinde, cehaletin büyük oranda örgütlenmiş gücü yatmaktadır.

 

Araba, villa, koltuk ve rant devşirme peşinde kalemşorluk yapanlar, aydın olmaktan çok uzaktırlar. Bütün bu nesneler için ruhunu satmak zorundadırlar. Aydın insanların hayattaki amacı, nesnelere sahip olmak olamaz. Aydın, elden düşme düşüncelerin peşinden koşmayandır. Bağımsız yargılama yetisi ve kararlılığı bir aydın için vazgeçilmez değerdir. Bu yetisini askıya alan bir insan, bilincini de askıya almış olur. Aydın namusu denilen o müthiş değer, böylece ayakaltına alınmış olur. Çünkü bilinci durdurmak, hayatı durdurmaktır. Yaşamı felç etmektir. Koyu karanlığa gömülmekte olan güruhun bir parçası olmaktır.

 

Sonuç olarak aydınlanma; kendimizi başkalarının içinde arama düşünce ve öğretisinden kurtulduğumuz anda başlar. Kendimizi keşfetmek ve ona göre bir yaşam sürmek doğru olandır. Aydınlanmak, ne istediğimizin bilincinde olmaktır. En son model cep telefonu kullanmak, aydın olmak değildir. Teknik buluşlar eğer zihinsel yargılama gücü yoksa sadece aptallaşmaya yol açar. Dünyanın en geri ülkelerinde, en son teknoloji ürünler en fazla satılmaktadır. Ama açlık ve sömürü de bu ülkelerde değişmez kader olarak varlığını sürdürmektedir.

 

Dünyanın her yerinde ve her zamanda, kuru kalabalıklar boş bir kürsü olarak, aydının kafasının üzerinde Demokles’in kılıcı gibi onu yargılayan olmuştur. Başıboş kalmış bu kör kitleler, hep aydının peşine düşmüş akıldan ve amaçtan yoksun bir biçimde, onu ezmeye kalkmıştır. Bağımsız düşüncelere karşı tarihin her döneminde, yığınların ve kitlelerin bu habis direnişlerine tanık olmaktayız. Mutluluğun her türlüsü kişiye özeldir. En büyük anılarımız kişisel olanlardır. Bizim için kutsal olan ve paylaşılmayan bütün değerlerimiz ortalığa sunmadığımız değerlerdir. Bireyin özgürlüğü de en başat olanıdır bu kutsallar arasında. Birey olunmadan aydın olunamaz…

 

Baki Senday

bakisenday62@gmail.com

           

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 6117
 Dün : 10303
 Toplam : 26432608
 Ip No : 54.144.82.216