Güncel 21.10.2020 14:18:00 1582 defa okundu

Askıda ekmek ve demokrasi

Son birkaç gündür “askıda ekmek” diye bir uygulama başlatıldı. Bu uygulamanın, patolojik bir vaka olarak irdelenmesi gerekir diye düşünüyorum...Baki SENDAY Yazdı...

            Son birkaç gündür “askıda ekmek” diye bir uygulama başlatıldı. Bu uygulamanın, patolojik bir vaka olarak irdelenmesi gerekir diye düşünüyorum. Ancak bu durum, kitle ruhuna ve düşüncesine sahip kişiler için aynı anlama gelmez. Merak eden olursa, gecekondularda evine ekmek götüremeyenleri bir ziyaret etsin derim. Zira karnı tok sırtı pek olanların havai sözler etmesi gerçeği yansıtmıyor.

            Diğer bir yanılgımız da, sanki kitleler önceden çok iyi yaşıyorlardı da son yirmi yılda perişan oldular, algısıdır. Seçimle oy kullanmayı demokrasi sananların çuvallamasıdır bu durum. Bu ülkede geniş kitleler ve çalışanlar hiçbir zaman gerçekten insanca yaşamı tanımadılar. Son yıllarda daha da yoksullaştıkları göz ardı edilemez elbette. Peki, bu durumun sorumlusu sadece yöneten elitler midir? Sadece kapitalizm midir? Bu duruma “Bana değmeyen yılan bin yaşasın” zihniyetine sahip kitlelerin katkısı yok mudur? Bütün mesele yine dönüp dolaşıp, kişinin kendi varoluşunu sorgulamamasında düğümleniyor. Yoksulluğu onlara dayatanlardan kurtuluş beklemek, tam da gelişimini ve ‘oluş’unu tamamlayamayan niteliksiz kitle insanının davranış biçimidir.

            Hiçbir insanın, kendinden büyük bir amacı olamaz. Her insan düşünebildiği kadardır. Sıradan bir insan, bir gecekondu hayaliyle yaşarken, daha varsıl olanı bir villa, kral olmak isteyen ise bir saray hayal eder. Kişinin yaşamdan beklentisi, kendi varoluş kapasitesinin limitidir aynı zamanda. “Askıda ekmek” projesi bir sefalet projesidir, ama bu onun tutmadığı anlamına gelmemeli. Kenar mahallelerde yoksullukla boğuşan insanlara sormak gerekir. Ben, muhalif dostlarımızın ve siyasal yapıların ezberleri tekrarlayan söylemlerine katılmadığımı belirtmeliyim.

            Sıradan insanın isteklerinin doruk noktası, gündelik basit çıkarlardır. Bu bir ekmek bile olabilir. Eğer böyle olmasaydı, bu denli onur kırıcı bir duruma kitlelerin müthiş bir tavır sergilemesi gerekirdi. Devlet denilen yapının, sosyal ve hukuksal bir boyutu kalmamış ise veya başından beri amacı farklı kurgulanmış ise, kitlelerin bu durumu yadsımaması doğal değil mi?

            Türkiye toplumunun temel sorunlarından biri, mevcut devlet yapısının demokrasiye uygun olduğuna inanmasıdır. Cumhuriyet yönetiminin seçim ve oy hakkını, demokrasi sanmak çok büyük yanılgılardan biridir. Sıradan insanlarla sohbet ederken tanık olmuşuzdur çoğu zaman, seçme hakkını demokrasi olarak algıladığını gözlemlemek mümkündür. Oysa demokrasi çok daha kurumsal işlevi ve kurumları olan bir devlet biçimidir. Bizde, yönetim ve devlet biçimi algıları yer değiştirmiş gibidir.

            Sıradanlıktan birey ‘oluş’a doğru bir gelişme olmadıkça, daha çok “askıda ekmek” ninnileriyle yoksulluk ve yoksunluk devam eder. Çünkü birey, hiç kimsenin müridi değildir. Hiçbir dinin, felsefenin ve ideolojinin sabit ve kilitlenmiş militanı değildir. Bu nedenle kullanılması ve güdülmesi mümkün değildir. Herhangi bir etikete yapışık olmadığı gibi, sınırlarını da kendisi belirler. Birey, kınında taşıdığı kılıç gibi keskin bir öngörüye sahiptir. Onuruyla oynanmasına izin vermez, çünkü onursuz yaşamaktansa ölmeyi tercih eder.

            Başka bir yanılgımız da, kitlelere dışarıdan bilinç taşınacağı düşüncesidir. Kolay yoldan, yapay bir mutluluğa kitleleri taşımak kolaydır, tıpkı “askıda ekmek “gibi onur kırıcı ama günü kurtarıcı bir yaklaşımla. Fakat onlara uzun erimli felsefi ve bilimsel doğrularla gittiğinizde, hemen sırtını dönerler. Öyleyse yapılması gereken şey, kitlelerin ruh hallerini doğru analiz ederek en derin felsefi düşünceyi ete kemiğe büründürüp, onları kazanmaktır. Bunun yolunu bulmak da, elbette siyaset sahnesinde rol alanlara düşer. Düşünür, yazar, tarihçi, sanat ve edebiyat insanları, gerçeği, entelektüel bir dille izah ederler, ama bu gerçekleri halkın düzeyine taşıyacak olan siyaset alanıdır. Dikkat ediyorum, muhalefet hiçbir inceleme ve araştırma yapmadan, kenar mahallenin yoksuluna uğramadan “askıda ekmek” patolojisine eleştiriler getiriyor. Halbuki, deneyin göreceksiniz, mevcut iktidara oy vermeyenler bile, evine iki ekmek girince tavır değiştireceklerdir. Çünkü o yoksulun istediği ve beklediği o iki ekmektir.

            Yoksulluk ve cehalet içinde yaşayan hiçbir insanın içindeki karanlığa, onun etrafını kuşatan hiçbir aydınlık işlemez emin olun! Açlıktan gözü kararan bir insana felsefe yapılmaz. Yoksul insanlar ve ona yanlış yöntemlerle gidenlerin, tarih boyunca çarmıha ters gerilmelerinin nedeni işte bu yanılgılardır. Düşüncelerimizi, inançlarımızı, değer yargılarımızı ve değerlerimizi her an sorgulama sürecinde tutmadıkça gelişemeyiz. Kendisi gelişemeyen başkasını etkileyemez.          

            Türkiye demokrasi güçleri vizyondan yoksun bir tablo sunmaktalar. Oysa yaşamımız ve yaptıklarımız, vizyonumuzun bir yansımasıdır. Zorluklar karşısında ağlamak ve aynı nakaratı tekrarlamak vizyonsuzluktur. Kitlelere ulaşmak, önce onları tanımak ve anlamakla olur. Sırça köşklerden talimatla siyaset yapıldıkça sonuç daha büyük hüsranlar olur. “Askıda ekmek” gibi tuhaf ve onur kırıcı bir yaklaşımı doğru okumak gerekir. Yoksul ve cahil insanın onur anlayışı bireyin anlayışıyla aynı değildir, bilinmesi gerekir. Bir zamanlar Dersim’de ev eşyası dağıtılmıştı insanlara. Bu çabaları oy devşirmeye yönelikti ama sonuç alamamışlardı.

Fakat her yer Dersim değildir.

                                               Baki Senday

                                               bakisenday62@gmail com

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 1958
 Dün : 14046
 Toplam : 40424168
 Ip No : 100.27.44.5