Manşet 9.1.2021 15:08:05 1227 defa okundu

     = ÖLMEK İSTEMİYORUM=

Saat sabahın 8’i gibiydi. Ağır adımlarla yürüyordu Alişer. Kafasında binbir düşünceyle. Son bir yıldır istisnasız her sabah bu yolda yürürdü...A. Dersim GÜLER

Saat sabahın 8’i gibiydi. Ağır adımlarla yürüyordu Alişer. Kafasında binbir düşünceyle. Son bir yıldır istisnasız her sabah bu yolda yürürdü. Zeytin siyahı gözleri belli belirsiz ıslanmış, bir kaç damla süzülüp beyaz sakallarının içinde kayboldu. Henüz 50’sindeydi ama o uzun boyundan mıdır nedir, beli kamburlaşmıştı. Saçlarında bir tek siyah dahi kalmamış, hepsi kırlaşmıştı. Onu yeni tanıyan birileri 70 yaşında zannederdi...

    Derin düşünceler ile yürürken, kulağına gelen bir ses uyandırdı düşlerinden. 30’lu yaşlarda bir adam ile  5-6 yaşlarındaki bir çocuk ele ele yürüyorlardı. Muhtemelen babasıydı. “Ağam, Paşam benim, sen yeter ki iste. Ne istersen alırım sana…" diyordu adam çocuğa. “Ağam, paşam" dedi sessizce Alişer ve dudakları büküldü. Olduğu yerde durdu ve geriye dönüp, kendisini henüz yeni geçmiş olan adama seslendi. “Bak hele kardeş. Bu çocuğu ağam, paşam diye sevme. Paşalığa değil, insanlığa özendir" dedi.

Küçük çocuğun elini tutmuş olan adam, kendisini hiç duymamış gibi, yanındaki küçük çocuk ile sohbet ede ede uzaklaşıp gitti. Alişer arkalarından bakıp, derin bir iç çekti ve yürümeye devam etti. Aklında sevdiği kadın.   “Ah Esma" dedi. Bir kaç adım sonra karşıdan gelen sesler yavaş yavaş yaklaştı kendisine doğru. Genç bir çift, 7-8 yaşlarındaki bir kız çocuğu ile, 9-10 yaşlarındaki erkek çocuğu birlikte yürüyordu. Kadın; “Benim aslan oğlum. Çükünü yediğim. Hep koruyup, kollayacak kardeşini. Bak kızım eğer bir yanlışın olursa, abin kırar bacaklarını. Babana bile gerek yok artık"

Baba ise “çükünü yediğim. Erkeğime bak hele. Bak kızım, abinin sözünden çıkarsan, benden çekeceğin var. Ben yarın gidiyorum ve bir hafta yokum. Evin erkeği abin. Sen ve annen koçuma emanetsiniz.”

Kendilerini geçip ilerleyen aileye yaklaşmak için geri dönüp, adımlarını hızlandırdı Alişer. Yanlarına yaklaşınca “hanım kızım, bari sen yapma böyle. Yani bir kadın olarak oğlunun çüküne bu kadar anlam yükleme. Sonra oğlun zanneder ki, bütün hayatı o et parçasından ibarettir. Yapmayın böyle" dedi öfkeli bir ses tonu ile.  

Ne kadın ne adam ne de çocuklar dönüp kendisine bıkmadı bile. Yürümeye devam edip gözden kaybolana kadar Alişer baktı arkalarından.  “Vah ki vah" dedi ve dönüp ağır ağır yürümeye devam etti.

 Az ileride, acı acı havlayan yavru bir köpek ve kahkahalarla gülen  12-13 yaşlarında, beş-altı çocuk gördü Alişer. Köpeğin kuyruğuna  iplerle birbirine bağlı çokça boş konserve kutusu bağlamışlardı. Köpek acı acı sağa sola kaçışırken, onlar bu acıdan haz duyup, eğleniyorlardı.

Yanlarından gelip geçen birkaç adamdan, hiç biri dönüp tek bir söz etmedi. “Yapmayın çocuklar, hayvanlara eziyet etmeyin” demediler.

Alişer çocuklara yaklaşıp “birileri size aynı şeyi yapsaydı hoşunuza gider miydi? O da bir canlı. Şu an acı çekiyor. Yazıktır çocuklar, etmeyin böyle. Bugün bu canlıya, yarın başka bir canlıya daha büyük zararlar verirsiniz" deyip, çocukların çembere almış olduğu küçük köpeğin yanına gelip oturdu. Acı acı bakıyordu köpek yavrusu Alişer'e.  “Kurtar beni" dedi yavru köpek. Bunu sadece Alişer duydu. Çocuklar güle oynaya oradan ayrılırken, Alişer köpeğin kuyruğuna bağlı olan boş konserve kutularının ipini çözüyordu.

Kafasını, o koca ellerinin arasına alıp sevdi yavru köpeği ve kalkıp yürümeye devam etti.

“Ahhh Esma, gönlümün sultanı” dedi ve yine dalıp gitti geçmiş günlere.

Alişer kulağını çınlatan bir ses ile yeniden kendine geldi. Karşıdan gelen liseli bir çift, sözlü kavgaya tutuşmuş, genç kadın “seni sevmiyorum anlamıyor musun. Başkasını seviyorum ben" diyordu. Genç erkek ise “seni kimselere yar etmem. Ya benimsin ya da kara toprağın kızımmm" diyor, tehditler savuruyordu.

Alişer'i tam geçmişlerdi ki arkalarından seslendi. “İnsan hiç böyle sever mi? İnsan sevdiğine kıyar mı hiç? Seviyorsan gerçekten, bırak nasıl mutluysa öyle yaşasın” dedi. 

Fakat kendisini hiç duymuyorlar gibi, kavga ede ede yürümeye devam ettiler. Yarım saat boyunca sessiz sakin yürüdü Alişer. Tam neden bu yol böyle sessizleşti derken, orta yaşlarda bir kadın ile bir adamın kavga ede ede geldiklerini gördü. Kadın her ağzını açtığında, adam okkalı bir yumruk indiriyordu kadının yüzüne. Alişer yaklaştıkça kadının yüzündeki morluklar daha da belirginleşiyordu. Kadın acı acı inliyor “vurma ne olursun, canım yanıyor. Ben ayrılmak istiyorum. Dayanamıyorum artık" dedikçe, adam yeniden yumruk atıyor ve “ben sana ne demiştim. Öldürürüm kızım seni. Benimsin sen, benim. Ben istemediğim sürece ayrılamazsın benden. Ancak ben istersem ayrılırız” diyor ve vurmaya devam ediyordu. Alişer çok daha öfkeli bir şekilde çiftin önüne geçip durdu. “Sen kimsin ulan, kadının ağzını burnunu kırmışsın. Nasıl bir erkekliktir bu, savunmasız birine el kaldırmak. Yapma, iş işten geçmeden önce anla sevdiğinin değerini. Sonra çook pişman olursun çok" dedi.

Sinirden ağzından salyalar akıyor, öfkeden elleri titriyordu.  Adam kadının kolunu tutup, ardı sıra çeke çeke zorla götürmeye çalışıyordu. Alişer az sonra olacakları biliyordu. Kadın, kocasının elinden kurtulup kaçacaktı ve adam koşup yakalayacak ve cebinden çıkardığı bıçağı, tam 10 kez kadının bedenine saplayıp, saplayıp çıkaracaktı.

Evet öyle oldu. Kadın ilk aldığı bıçak yarası ile yardım edin çığlığı atacaktı.

10 bıçak yarasından sonra, tam yarım saat acı çeke çeke, yavaş yavaş hayatının sonuna gelecekti. Gözlerinden yaşlar akıp “ölmek istemiyorum, yardım edin ne olur" diyecekti. Ama kimse yardım etmeyecekti. Çünkü bu onlara göre, sadece sıradan bir karı koca kavgasıydı. Bir kadının yavaş yavaş kapanırken gözleri, yüreğine saplanan acıları kimseler bilmeyecekti. Bir kadının hayatını çalan bir erkeğin cezası ise sadece 5 yıl olacaktı.

10 bıçak yarasına, sadece 5 sene...

Alişer , yürüdüğü bir saatlik bu yolda, kendi geçmişini yeniden yaşadı. Babasının ve annesinin kendisine yükledikleri yanlış değeri, bir canlıya verdikleri zararı,  lisede Esma'ya olan tutkusunu, “seni sevmiyorum" demesine rağmen Esma’yı zorla kaçırıp evlenmesi  ve Esma'yı öldürmesi.

İşte bunların hepsini yeniden, yeniden yasadı yol boyunca. Kendisini geçen herkes, kendi geçmişiydi aslında.

Yolun sonu mezarlıktı. Gelip oturdu bir mezarın yanına. “Ah Esma ahh, 6 sene önce, o yolda tam 10 bıçak yarası ile bıraktım seni.

Erkekliğe saplamışım ben o bıçakları. Ben erkekliğe yüklenen o yanlış değeri orada öldürdüm. Ama neye yarar, çok geç kaldım çok.

Çünkü önce seni öldürmüştüm.

İnsan hiç kıyar mı sevdiğine?

İnsan sevdiğine sarılınca hayat güzelleşir. Soğuk mezar taşına değil” dedi ve sarılıp Esma'nın mezar taşına, gözyaşları tükenene kadar ağladı...

  1. Dersim GÜLER

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 405
 Dün : 10146
 Toplam : 41203715
 Ip No : 18.215.185.97