Hüsniye KARAKOYUN 28.3.2020 20:00:00

Orda bir üniversite var uzakta

tunceliemek@yahoo.com

 

İlk kurulduğu adıyla Tunceli, şimdiki adıyla Munzur Üniversitesi’nin kurulması bu kentte büyük heyecan yaratmıştı. Ancak üzerinden geçen zamanda kente ne bilimsel, ne düşünsel ne de manevi hiç bir katkısı olmayan, kentin kamburuna dönüştü adeta.

Sözümona bilim yuvası iddiasıyla kurulan üniversite; kendi içinde entrika, kaos, iddialarla yol alır halde, kurulduğu tepe itibariyle Tunceli’ye uzak Elazığ’a yakın halde faaliyetlerini sürdürüyor.

Yeni rektör İpek seçildiğinde genç olması, dinamik bir yapı olacağı beklentisini kısa sürede halk deyimiyle ‘Suya düşürdü’

Üniversite bilim üretmekten çok uzak, kentin dahi gerisinde bir halde. Kenti sürüklemesi gereken kurum, kentin eteğinden çekiştirip geriye düşüren halde.

Geçtiğimiz yıllarda yazdığım bir makalede, tüm kurumlarına müdürü Elazığ’dan atanan, milletvekilleri varla yok arası olan bu kenti de Elazığ’a bağlayın en azından biz de mutsuz olmayız diye yazmıştım. Yoksa, her işi Elazığ üzerinden yürüyen kentin tüm bu yaşananlara sitem etmesi, öfkesi anlaşılabilir bir şey, öyle değil mi?

Munzur Üniversitesi öğrenci staj defteri bastıracak. 3.000 adet.

Tanesi 4-5 TL arası maliyete sahip işi  dahi Elazığ’daki bir matbaa yapacak. Tekliflerin saat 12.00’da verilmesi istenmişti. Saat 10.30’da götüren arkadaşımız soruyor ‘açılacak mı saatinde’ evet deniliyor. Sadece Tunceli’ye mi verdiniz teklifleri diye sorunca da Hayır, Elazığ’dan matbaalara da verdik diyorlar. Arkadaşımız ‘Ama Fırat Üniversitesi Tunceli’den teklif almıyor, siz neden Elazığ’a teklif veriyorsunuz’ diye sorduğunda ‘Biz devletin çıkarlarını korumak ve devletimizi düşünmek zorundayız’ diyor oradaki zat.

O saat geldiğinde gidiliyor ama açılmıyor. Saat 13.00’da aradıklarında komisyon başkanı gelmedi 14.30 gibi açarız muhtemelen diyor.

Yani açılış saati belirsiz.

Yıllardır bu Rektöre bu durumun güven duygusunu zedelediğini söylüyoruz ama her defasında arıyor ilgili kişiyi...(!)  ama durum değişmiyor.

Bol şovlu bu durumun sonunda, muhtemelen Kayserili esnaf usulü ‘Koş oğlum Dursun çay getir’ misali, bizden sonra ilgili yerlere “bakmayın benim öyle dediğime, benim şehrimi (Elazığ’ı) beslemeye devam” diye talimat veriyor. Yoksa rektörü takmıyorlar gibi bir sonuç çıkar öyle değil mi?

Nitekim her fırsatta Tunceli esnafından alışveriş yapılsın diye talimat verdiğini söyleyen Ubeyde İpek’i yine kendisiyle uzun yıllar çalışan ve çok yakınında, evinde, makamında, yemekte-içmekte yani uzun süre olabildiğince yakın yaşayan biri yalanlıyor.

Rektörün Tuncelililerden nefret ettiğini ima ediyor, Tunceli’den bir çekirdek dahi alınmasın diye talimatı olduğunu aktarıyor. Daha çok iddiası var ve de tarafımıza ulaştırdığı çeşitli belgeler de.

Bugünkü teklif kimde kaldı diye aklınız yukarıdaki cümlede kaldı öyle değil mi?

Elazığ’daki bir matbaada.

Genellikle tüm işler hep o matbaada kalıyor.

Güler Matbaası.

Üniversitenin dergilerini, staj defterini, ıvırını-zıvırını hep aynı matbaa alıyor. Teklifler nedense bir türlü saatinde açılmadığından gidip o anda ne oluyor diye göremiyoruz.

Zaten tekliflerde çok komik oluyor. Misal, kitap için çıktıkları bir teklifte, 3. Hamur, 1. Kalite kağıt… Böyle bir tabir yok. Yani siz iyi bir kağıda da basabilirsiniz, vasat bir kağıda da. Ama Tunceli matbaasıysanız  teknik şartnamenin iyi kağıt kısmı, Elazığ matbaasıysa 3. Hamur kısmı baz alınır. Arada çıkan fark da 1.000 adet kitapta yaklaşık 5.000-6.000 TL’dir.

Şimdi döneyim, o devletin menfaati için Elazığ’a teklif verdiğini söyleyen zatı muhtereme.

Muhterem efendi, devleti korumak kollamaksa, bak Batının taşra kasabası nüfusuna sahip kenti milyonluk nüfusu olan İstanbul’un dahi önüne geçip vergisini en iyi ödeyen il unvanını yıllardır Tunceli kimseye kaptırmıyor.

Elektriği kaçak kullanmıyor. Askerlikten firar edeni, asker kaçağı olanı yok.

Bırakın bu afili cümleleri.

Devleti korumak ve iyi vatandaşlık budur.

Çünkü, o devlet bizim verdiğimiz düzenli vergilerimizle dönerken, sen istersen dön de işini düzgün yap. Bırak bu boş cümleleri.

Bugün Korona virüs nedeniyle kent büyük çaresizliğe sürüklenmişken, 7 personelimizi işten çıkarmadan devletin sırtından istihdam yükünü azaltıyorken, biz zaten hayırlı vatandaşız.

Sen dön de bilim yuvasında bilim üret.

Misal; geçtiğimiz yıl sera kurdum. Üniversitenin rektörüne akademisyenlerinize ücret ödeyeyim, özel araçla alıp köye götüreyim, ürün üretme ve bana fikir versinler diye öneride bulunmuştum.

Ne oldu diye merak ediyor musunuz?

Rektör yine birilerini aramıştı, güya hemen halledeceklerdi.

Akademisyen beni arayacaktı, gereğini yapacaklardı.

Sonuç mu?

Koca bir hiç...

Hep aynı seremoni...

Şimdi CİMER’den ve YÖK’e yazacağım bu durumla ilgili dilekçelerden, Tunceli’ye bir hayrı dokunmayan, devletin menfaatini hep belirsiz zamanlarda açtığı tekliflerle Elazığ ile koruyan Munzur Üniversitesi’ni bir incelemelerini isteyeceğim.

Hatta yasal yollara da başvuracağım, bu andan itibaren Tunceli’den bir çekirdek dahi almayın diyen o rektör de bu kentte rektör olmayı hak etmiyordur.

Bu da böyle not alına...

Hüsniye KARAKOYUN yazarına ait diğer yazılar

26.11.2020 12:43:01
16.9.2020 18:02:17
8.7.2020 09:00:00


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 8096
 Dün : 16244
 Toplam : 42327259
 Ip No : 44.192.27.11