Helin KARAKOYUN 6.1.2012 00:00:00

İnsanlık Kazası...?

tunceliemek@yahoo.com

Hozat'ta askeri karakola ekmek götüren 31 yaşındaki Veli Sarısaltuk adlı genç, geçtiğimiz yıl ekim ayı ortalarında öldürüldü. Tunceli EMEK Gazetesi dışındaki medya organları, PKK örgüt üyelerince öldürüldüğü şeklinde verdi haberi.

PKK öldürmediğini açıklasa da, yaygın medya bunu da aldığı tepkiler üzerine inkara kalkıştığı devam haber şeklinde verdi.

Üzerinden bir süre geçtikten sonra, TİKKO bir açıklama yaptı. Genci, kendilerinin öldürdüğünü açıkladıktan sonra, gerekçesini de; açıklamayı özetlemek gerekirse bu tür işlerle uğraşanlara "gözdağı” olarak  gururla deklare etti.

Öldürülen Veli Sarısaltuk'u tanıyanlar, babasının öldüğünü ve ailenin geçimini üstlenen biri olduğunu anlatır. Yaşlı da bir annesi varmış sık sık hastalanan. Hozat'ı bilenler iş imkanlarının kısıtlı olduğunu da bilir. Köyler 80'li yıllardan itibaren boşaltıldı. Karneyle yaşadı bu kent uzun zaman. Sürgünü (1938 ve sonrasında da devam eden 1980'li yıllar- halada çaktırmadan devam eden), öldürülmüşlüğü (1936'da başlayıp, 1980'li-90'lı yıllarda ve şimdi de devam eden), reddedilmişliği (Alevi ve Kürt olmaktan kaynaklı) yaşadı en acı, insanlığın tanık olabileceği en berbat ve beter haliyle.

İsa ve Musa'ya yaranamamak deyimi, bu kentin durumuna uyarlanırsa, eksik anlatım kalır. Devlet her kimse o da öldürdü, evine geleni evladı belleyip, ona zarar gelmesin diye kendisi nöbet tutarken azığını sıcak sobanın önünde sunduğu dağdaki o dönem üyeleri olan sol örgütte.

Eli silahlı herkes güçlüydü ve bu güç, garibanın hep öldürülmüşlüğü oldu.

Asker geldiği köylerde "teröristler nerede sorusuna” aldığı yanıtı beğenmeyince, 17 yaşındaki birini dahi ormanda ağaca bağlayıp ateşe verecek kadar zalimleşirken, dağa; onları daha iyi bir yaşama kavuşturmak için çıktıklarını söyleyenler de bazen başka bir örgüt taraftarı diye, bazen de yan komşusu su kavgasında alt edemediği için ajan diye gammazladığı için bir başkasını durmadan öldürüyordu.

O dönemde dağda örgüt üyeleri olan sol gruplar, öldürdüklerinden kimileri için özür dileyip, "sonradan araştırdık ajan değilmiş” tarzında açıklamalar yapıyordu.

"Ölüye pardon” yani.

***

Tunceli EMEK okurlarının en çok hedef tahtasındaki yazarım gelen maillerden gördüğüm kadarıyla. İyi olanları yayınlansın istemiyorum. Duygusallık yüklenmişler ve cevap bekleyenlere, buradan sadece okuduklarından ötürü ahde vefaları nedeniyle teşekkürden başkası gelmez elimden bilinsin.

Ancak eleştiri varsa içinde, sayfalara yansıtılıyor zaman zaman. Bazılarında tamda beni en iyi özetleyen eleştiriler var ki, bunlardan biri de tembelliğimi eğip bükmeden söyleyen Tunceli EMEK Dostları.

Doğrusu yazma yetimi kaybettiğim anlar çokça oluyor. Dokunduğum tuşlara ruhumun acısının damladığı.

Ben öldürülmüşlüklerin arasında toparlayıp kendimi yazamıyorum. Mesela bir kış günü Şırnak'ta üzerine bomba yağdırılmış, 28'i aynı soyaddaysa mutlak akrabadır dediğim cenazelerin gıyabi törenlerini yapıp, yürek ve acımın insanlığımdan utandırdığı, yapanlar acaba hiç vicdan yolculuğuna çıktı mı sorularıma, üzerinden günler geçse de yas evindeki çaresiz çırpınışların acısını resmediyorum beynime. İşte bu nedenle ben aslında her ölümde, bir gidiş sonrası öldürüp gömdüğüm yüreğimi çıkarıyorum tonlarca ağırlığın altından,  tüm tarihi acıları sırtlanmış mahçubiyetiyle yazasım gelmiyor.

Ne garip bir ülke diyorum durmadan. Başbakanlarını asmış sonra adını en büyük havaalanına vermiş bir haleti ruhiye.

Bir gecenin alacasında yaşını küçülterek astığı baba ve oğuldan bir asra yaklaşan süre sonunda dilenen özür. Ve bu travmanın katillerinden birinin adını İstanbul'daki bir havaalanında kutsayış.

O olayın baş aktörünün adıyla 10 yıllarca hep yönetecek il mülki amiri gönderme basiretsizliği.

Bu ülkenin bütün ordusunu komuta yetkisi verdiğini, bir yıl sonra terör örgütü üyesi diye hapse gönderen zihniyet.

35 vatandaşının üzerine bomba yağdırırken yapılan açıklama: Operasyon kazası…

Biz niye böyle duygu karmaşasında sürekli savrulan, bir türlü doğrularımız netleşemeyen bir milletiz diye soruyorum durmadan…

***

Senden özür diliyorum ben, sevgili Hozatlı öldükten sonra tanıdığım Veli Sarısaltuk. Geride kimsesi kalmayan, (ama mutlak devrim yapacak seni öldürenler ve muhteşem günler görecek kuşkusuz yaşarsa) o yaşlı- hasta annenden de.

Biz birilerine gözdağı olsun diye çokça heba ettik sen gibileri.

Biliyorum ölürken kendinden çok daha canın acıdı, baban daha önce öldüğü için kimseye de emanet edemediğin annen nasıl geçinecek derdinden.

Bağışla bizi olur mu? Bize yürek dolusu sevmeyi, kimse öğretmedi. Bu nedenle bazen sevdiklerimizi dahi öldürüyoruz, tepeden tırnağa nefrete kesmiş yetiştirildiğimizden.

Ben aslında ölüden özür dilenmez bilirim.

Acım büyük. Ölümünü duyduğumda çok üzülmüştüm, seni hiç tanımasamda. TİKKO açıklama yaptığında bir yanım öldü ve senle belki yan yana toprağa düştü.

Sen aslında 35 insanın üzerine bomba yağdıran, o acıyı duymayan en acımasız yanımıza kurban gittin. Yani sende, tıpkı 35 Şırnaklı gibi insanlık kazasına kurban gittin.

"Çok üzgünüm” kendi namıma…

                      e-mail: tunceliemek@yahoo.com

Helin KARAKOYUN yazarına ait diğer yazılar

10.1.2013 00:00:00
15.12.2012 00:00:00


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 11309
 Dün : 12150
 Toplam : 25527704
 Ip No : 54.198.205.153