Güler YILDIZ 19.3.2013 00:00:00

Halen Anadolu'da...

tunceliemek@yahoo.com

Sinema tutkusu olanlar bilir. Hiçbir kurgusal film, gerçek yaşamdan koklanmadıkça bellekte izi kalmaz. Zihni tırmalamaz, kendini hayata bulaştırmaz...

Hayatın bir tarafının mutlaka filmin eteğine yapışması lazım. Filmin de hayattan beslenmesi lazım, besleyebilmek için kendini.

Bir haber okudum birkaç gün önce.  Filmlerin İstanbul kokan yanıyla Anadolu kokan yanlarının nasıl da ayrı ayrı olduğunun kanıtıydı adeta. İstanbul kokan filmlerde  uçurum zenginlik-fakirliğe bağlı,  Anadolu'da ise ölüm ve doğum arasında bir tuhaf, sıradışı yolculuğa...

Okuduğum haberin en can alıcı yeri burası:

"Aydın'ın Nazilli İlçesi'ne bağlı Yaylapınar Köyü'nde, domuz bağıyla bağlı halde toprağa gömülmüş cesetle ilgili yeni detaylar ortaya çıkmaya başladı. Cesette yapılan incelemede burnundan fazla miktarda toprak çıktığı tespit edildi, bunun da henüz hayattayken gömüldüğü şüphesini doğurduğu öğrenildi. Görgü tanıklarının da bu yönde ifade verdiği belirtildi.”

Hangi film?

Bir Zamanlar Anadolu'da filmi... Evet. Çok eleştirilen film, gazeteci, oyuncu ve doktor Ercan Kesal'ın yaşam hikayesinden bir kesit aslında.  Yani gerçek bir Anadolu hikayesi. Doktorluk yaptığı Kırıkkale'de yaşanan bir trajedi. Filmi izlerken içine serpiştirilen kurgu taneciklerini, sahnelerdeki  abartıya kaçmayan özentinin izlerini, insanı düğümleyen sessizliğin başka da pek bir filmde yer almadığını düşünürsek, senaryodaki hakikat gerçekten kovalanmış hissi veriyordu izleyiciye.

Filmi izleyenler anımsar: çoğu malzemenin olmadığı bir otopsi masasında otopsi uzmanı doktora der ki, "bir de... çok fazla toprak var soluk borusunda...”

Yani?

 Anadolu'da fi tarihinde yaşanan bir olayın filmi, Nazilli'de esin kaynağı olmuş ve aynı yöntemlerle bir adamın canına kıyılmış!

Adamı öldürdüklerini sanıp, diri diri gömmüşler toprağa. Nefes almış adam, nefes!! Çekmiş tüm varlığıyla toprağı burnuna. Tıkamış nefes borusunu, kendisi de kıymış kendi canına...

Bu filmi çok özentili/ Tarkovski kokuyor diye eleştirenlere, hayatın her zaman bir adamın yüzüne benzemek zorunda olmadığının kanıtıdır yukarıdaki haber.

Tarkovski insanoğlunun kendi gerçeklerini aradığını söyler filmleriyle. Kendi gerçekleriyle buluşabilmesini kolaylaştırmak için film çeker.  Ailesini de kullanır filmlerinde. Mesela Ayna. Kendi içine, geçmişine tutulmuştur oysa.

Nuri Bilge Ceylan'ın Anadolu'ya, Anadolu insanına, Yakup Kadri'den daha mı az uzak kaldığını düşüneceğiz şimdi? Yaban kitabında yazar, sessiz ama sürekliliği olan bir ölme halinden bahseder hep. Korkuyla karışık bir ölme hali.Yeni olana duyulan kaygının yarattığı bir ölme hali.

Kırıkkale'de toprağa diri diri gömülen, Nazilli'de  tutunmuyor hayata! O da toprağı çekiyor soluk borusuna, o da Anadolunun en sessiz ve ücra bir yerinde film olmayı bekliyor.  İşin bir de adli boyutu var. Eğer canlı canlı gömüldüyse ceza yasası ne diyor acaba bu işe?

Vicdanın ne tür ceza keseceğini bilemiyoruz bile...

*****

Not: Geçen haftaki yazıma gelen eleştiriler için teşekkür ederim. Birarada yaşamayı güzelleştirmek için Kürtler olarak ne kadar çabaladığımızın, çaba istediğimizin de göstergesi oldu bu tepkiler. Benim zekamla ya da anlatma kabiliyetimle uğraşacağınıza, dedelerinizin hatıralarından çıkarın kanlı kılıçları, öyküsünü anlatın çocuklarınıza.  Ben beceriksiz bir anlatıcı olduğumu hep söylerim. Hala da öyleyim... Ama dedemin bir başkasının kanına girmediğinden de bir o kadar eminim. 

Güler YILDIZ yazarına ait diğer yazılar

18.2.2014 00:00:00
2.4.2013 00:00:00
27.3.2013 00:00:00
19.3.2013 00:00:00
8.3.2013 00:00:00
19.1.2013 00:00:00


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 11682
 Dün : 12150
 Toplam : 25528077
 Ip No : 54.198.205.153