Helin KARAKOYUN 19.7.2011 00:00:00

Cenazelerimizi İstiyoruz...

tunceliemek@yahoo.com

Gözlerinizi kapatırsınız bazen. Yüreğiniz de çoktan nasırlaşmıştır zaten. Kalplerde kaybetmişsinizdir, zaten kalelere hiç sızamayışınız bundan.

Acının gezindiği surette kendinize pay çıkarmak öyle her dimağın harcı değil. Bundandır günler günlere eklenerek 40. Günü geride bırakan eylemin faillerinin öylece beklemeleri. Biri duysun istiyorlar bu ülkenin açmazlarını hiç yaşamamışlar gibi.

Acı çekiyorlar, öldürülmüş bir oğul, bir kardeş için değil, mezar taşının olmamasından ötürü.

Ölümün adı tektir. Yoktur onu tanımlamak. Geçip gitmiş, göçüp durmuş, zamana inat zamansızca çekip gitmişsindir belki sevdikleriniz. Birilerinin mermisidir belki onları hayattan koparan. Yada sıkmıştır mermiyi, sonuçlarını hesaplamadan. Her türlüsü kanıksanıyor zamanla. Yeter ki bir mezar taşı olsun geride kalanların beklentilerinde.

Hüsnü ve Annesi Sakine Yıldız, bu yazı yazıldığı saatlerde tam kırkıncı gününde sürdürmekteler süresiz açlık grevlerini.

Çoktan yazılmalıydı bu yazı. Zira her gün gazetenin mail sayfasına, vermediğimden köşe yazılarımda şahsi mail adresimi, bana gelen okur mektuplarını buradan okurken, 40. Güne onlarla birlikte ağır bir kasvetle giriyorum. Her gün acısını paylaşıyor, aynı duyguların kah tam merkezinde kah kıyılarında dolanıyorum.

Bu kadar masumane bir talepten korkmak, öldürdüğünü teslim etmemek başka yerlerde kuşkusuz yaşanmıştır. Tarih çirkinlikleri ve acıları biriktirerek evriliyor ne yazık ki…

Bu gecikmiş bir yazı.

Ancak gel gör ki ben ne zaman kaleme doğrulsam, yazının çıktığı günün sabahında benimle paralel, ilham gelmekte Tunceli Cumhuriyet Savcılarına. Mahkeme koridorlarında bazen adaleti etkilemeye teşebbüs, bazen suç ve suçluyu övmek, bazen terör örgütü propogandası yapmaktan yargılanırım.

Sindirme gayretinin girdiği tutanaklardaki başlık değişmekte, ancak benim yazılarımın savcılara ilham verdiği gerçeğiyse elde tek ve asıl kalmakta.

Bu yazıya da bulunabilir çokça cümle iddianamelerde yer alacak. Ne önemi var?

***

Şimdi Sakine-Hüsnü Yıldız gibi dillendirmemin neresi tuhaf bu talebi?

Zaten saçma olan en insani bir talep uğruna acı çekiyor olmak değil mi ki?

Bir anne ve bir ağabey. Kurmuşlar çadırını Tunceli'nin halk arasındaki deyimiyle Palavra Meydanına, birileri duysun istiyorlar kendilerini.

Ölüden korkan bir ülkede yaşamak, acıların hasılatını toplamak, çaresizliğin en namzet yerinde başka suretlerde vicdani bir yer aramak.

Tunceli'nin en işlek meydanında yazın kızgın güneşi, bazense olmaz dedirten Temmuzunda yağan sağanak yağmur.

Her gün gazetenin mail adresine girip bana gelen bir şey var mı diye bakarken, günlük tutar gibi okuyorum Hüsnü Yıldız'ın yazdıklarını.

Kardeş Ali Yıldız'ın ölümüne değil yası, alamadığındandır cenazesini ve astığı pankartta diyorlar ki ana-oğul: "İstiyoruz Cenazemizi.”

Tanımam ölen Ali Yıldız'ı. Anne Sakine ve oğul Hüsnü'yü de.

Sakine Yıldız ile daha dün Silvan'da ölen 13 annenin acısını eşerseniz, ortak acıda buluştuğu görülecektir belki.

Öldürülen oğulun, devlete göre terörist, birilerine göre gerilla olmasının, yanan askerin devletin katında şehit olması, başkalarında ise kurban seçilmesinin anlamı, yanan bir anne yüreğinde yitirmiştir tüm adlandırılmışlıkları.

Belki hiç bir zaman anne olma cesurluğunu gösteremeyen biri olarak ve ölüden korkulmasını anlayamamışlığımla ben de dillendiriyorum Sakine Ana ve Hüsnü Yıldız ile birlikte aynı talebi.

Diyorum ki; "İstiyoruz Cenazemizi"

                                                  tunceliemek@yahoo.com

Helin KARAKOYUN yazarına ait diğer yazılar

10.1.2013 00:00:00
15.12.2012 00:00:00


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 11541
 Dün : 12150
 Toplam : 25527936
 Ip No : 54.198.205.153