Helin KARAKOYUN 16.3.2012 00:00:00

Birinci Yılında Erkmen Cinayeti ve Fail Muamması...?

tunceliemek@yahoo.com

Herkes gibi olmak nasıl bir şeyse öyle olmak istiyorum. Yada birileri durmadan bana bunu telkin ederken, ben gerçekten böyle olmak ister miyim kestiremiyorum. Tüm yorgunluklarım, bu herkese benzeme histerisine tutulmuş toplumda ne gariptir ki ısrarla beni de kendi cenderesine çekme çabasında olanlardan kaynaklı.

Herkes gibi olmak…bakıyorum iyi bir şeyse, olayım diyorum. İhanetçi olmak, baktığı suretlere güya anlamlar yüklerken aslında alabildiğine aşağılık olmak, yalan, hile, entrika, en yakınındakine ihanet…tüm bunları neden olayım ve bunu oldurma çabasındakiler, oldukları karabasana başkasını niye ısrarla çekme çabasındaki…

Yazmaya ne zaman yeltensem, "yazma sen” deniyor. Çünkü bunca çirkinlik ve aşağılık dünya düzenine serpiştirilmişleri bırakıyor da savcılar ve hakimler, durmadan ama ısrarla beni yargılıyorlar.

Gerçekten aslında yazmamalıyım. Çünkü olağan hayatlarda, hiç benim kadar kendine yöneltilmiş  akıl sağlığına zararlı sorular yok. Ben nicedir hep aynı sorularla yatıp cevapsız kalkıyorum. Çünkü yanıtlarım Tunceli'deki bir Cumhuriyet Savcısında. O ise başkaları muhtemel sorularına yanıt bulmasınlar diye belki dava dosyasını derdest etmiş, koruma altına almış, faili sözde bulmuşken, neden gizlilik kararı konulduğunu dahi açıklamazken, giderek bu halkın beyninde o geçmişten gelen karanlık devlet silüetinin içinden tek başına beynimize kadar sızdığından belki habersiz, belki vicdanı kendiyle konuşurken dahi susturmak için var olan nedenlerine tutunmuş.

Kendisine birkaç şüphe iletilmek üzere yazılmışken bu gazetede benden önce bir başkası tarafından bir yazı, ona dahi soruşturma başlatmak için bir savcının ne nedeni olur diye düşününce, insanın aklına acep kurcalanmasın mı istiyor sorusu geliveriyor.

Dilber Erkmen geçtiğimiz yıl tam da bu ayda bir cinayete kurban gitti. Bu geceyi yarına kavuşturan geceydi 32 yaşındaki genç kadını iki küçük çocuğundan alıp giden o cinayet.

Evet… Dilber Erkmen 17 Mart 2011 gecesi öldürüldü kendi evinin odunluğunda, boğularak. Cinayetin birinci yılında cezaevinde bir fail sözümona var. Ancak madem cinayeti işleyen yakalandı, dosyada neden hala gizlilik kararı var sorusu yanıtı belkide cinayet kadar muallaklı.

Tunceli Adliyesinin savcılık katında geçmiş Adalet Bakanlarından birinin sözü var. Savcılara hitaben "Siz diyor,  Bingöl dağlarındaki bir çobanın dahi yenilen hakkından sorumlusunuz.” Oysa Tunceli merkezde, savcıya 10 dakikalık uzaklıktaki Dilber Erkmen belki her gece uykusunda savcının karşısına geçip öksüz kalan iki çocuğunun acısını kusuyordur.

Zira 32 yaşında öldürülen bu genç kadının yaşlı annesi uykularında kızının kendisine "Beni iki kişi boğdu. Biri ağzımı kapattı, diğeri boğazımı sıkarak beni öldürdü” dediğini ağlayarak kızının avukatına anlatıyormuş.

Bingöl dağlarındaki çobandan sorumlu olan savcı…? Ne güzel bir cümle bu. Doğru olmasını ne çok istiyor insan. Ama ütopik bir düşten öteye gidemiyor bu cümle. Çarpıyor Tunceli Adliyesinin duvarlarına, bu dosyaya gizlilik kararı koyan savcının kapısında tüm acısıyla parçalanıp dağılıyor…Tıpkı Dilber Erkmen'in annesinin düşlerine girip bıraktığı acıyla annesini terk edip güne uyanması gibi.

Neden tüm acıtılmışlıkların altında hep aynı savcının imzası var…? Savcılar delil toplarken sadece mağdur hikayesiyle eline makamında evrak tutuşturulmuş büyük mevkilerin adamlarının olası delillerini mi özenle saklar…?

Erkmen Cinayetindeki ortalığa saçılı deliller aynı titizlikle alıkonuldu ve incelendi mi acep?

Bu günlerde bu savcının imzasıyla başlayan ve başka meslektaşına havalesiyle süren bir soruşturmaya odaklandık ailece…Bingöl dağlarındaki çoban kendisine havale edilmiş bu ülkenin savcısı, elindeki belgedeki iddialarla ilgili bilgi toplayıp mağduri makamdaki zatada soruşturma açmak üzere harekete geçer mi diye, en az Dilber Erkmen cinayeti kadar odaklandık. Sonucunda; adalet, dağ-çoban-savcı denkleminde terazinin çekim gücünü görmüş olacağız çünkü…

Tartarken; içine haksız-hukuksuz uygulamaları, zalimlikleri, zulmü, açılan soruşturmalarda verilmek istenmeyen cezalarda dahi evrağı alıp öfke kusulmasını araştırıp bulur mu…Tüm bu soruların yanıtları, bizim adaletle de inanç sınavımız olacak çünkü…

Kadınlar geçtiğimiz yıl bu ayda çokça bağırıp şov yapmıştı, Tuba Korkmaz ve Dilber Erkmen ölümü nedeniyle. Sonrasında Emniyet 3 ekip kurduğunu söylemişti.

Ölümlerin birinci yılında, tüm kadınlara ve mazlumların haklarını koruması teslim edilen savcılara, toprağa bedenleri acıyla düşmüş bu iki genç kadından selam olsun ne diyelim…

***

Sevgili Tunceli EMEK Dostları;

Şahsi mail adresimi istemeyin lütfen. İletmek istediklerinizi gazetenin mail adresinden gönderdiğinizde de bana ulaşıyor.  Ben teknoloji özürlüyüm yada kullanmayı çokta istemiyorum. Doğru anlaşılmış olmayı diliyorum.

Saygılarımla...tunceliemek@yahoo.com

Helin KARAKOYUN yazarına ait diğer yazılar

10.1.2013 00:00:00
15.12.2012 00:00:00


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 11820
 Dün : 12150
 Toplam : 25528215
 Ip No : 54.198.205.153