Eğitim 30.8.2017 09:08:50 725 defa okundu

YATAY TOPLUM, BAŞKALDIRI VE DEVRİM

19. Yüzyıl başkaldırı hareketlerinin zirve yüzyılı olmuştu. Çoğu zaman devrimlerle karıştırılsa da, temel farklılıkları olan gelişmelerdir...Baki SENDAY'ın Kaleminden

     19. Yüzyıl başkaldırı hareketlerinin zirve yüzyılı olmuştu. Çoğu zaman devrimlerle karıştırılsa da, temel farklılıkları olan gelişmelerdir. Başkaldırı sistem içerisinde egemen olanın değişimi ile sınırlı bir amaç taşıyabilirken, devrim aşağıdan yukarıya hem kurumsal hem de toplumsal alt- üst oluşa yol açan, ama mutlaka iktidar hedefi olan ve hükümetin devrilmesini amaç edinen büyük toplumsal dönüşümdür.

     Spartacus’ün rüyası Roma yönetimini devirmekti. Ama Romanın kutsal sayılan duvarlarının önüne geldiğinde, birden durmuştu. Sonrasında geri çekilip Sicilya’ya döndü. Tam başkaldırı başarıya yaklaşmışken, Spartacus’ü alıkoyan tanrısal engel, kölelere en acımasız ölüm biçimini ve bozgunu getirdi. Kendisini tanrısal yetkilerle donatan Crassus, kutsal Hristiyanlığın mesihi  İsa’nın gerildiği çarmıhtan 6000 tanesini, Romaya giden yolun kenarına sıra halinde aynı köleleri kullanarak diktirdi. Tarih adeta ders veriyordu kölelere. Russel’ın tabiri ile söylemek gerekirse; “İktidarını kullanamayanların iktidarını kullanırlar” ilkesi hayata geçmişti. Spartacus, tanrısal kutsallığın döngüsüne takılırken, Crassus, o engeli paramparça etmeyi bilmişti.

     Toplumsal bir devrime kalkışanların en büyük düşmanı, kararsızlık ve ilkesizliktir. İktidarı hedeflemeyen hiçbir kalkışmanın devrim boyutuna ulaşması mümkün değildir. Yıkmak yeni bir yapıyı yaratmayı gerektirir. Yoksa yıktığınızın enkazı altında ölümle karşılaşırsınız. 1789 Fransız devrimi çok öğretici dersler sunmaktadır. 1789’da devrime öncülük edenler ve kralı giyotine gönderenler, 1793’te kendileri de giyotinin altında can vermişlerdir.

     Crassus, Spartacus’ün çarmıha gerdiği bir Roma yurttaşına karşılık, 6000 bin köleyi çarmıha gererek cevap vermişti. Crassus kendi Tiranlığını bir yurttaşının cesedi ile örtmeyi başarmıştı. O nedenle ezilenlerin başkaldırılarında, çağdaş düşüncelerin kılavuzluğu yoksa başarı şansı yoktur. Fransa’da; 1789’da başlayan başkaldırı çağları, yerini 1793’te başlayan devrim çağlarına bıraktı. Burjuvazinin yedeğinde, kutsallar adına kullanılan halk kitleleri, artık etkisiz hale gelmiş ve bütün yasal düzenlemeler gelişmekte olan sermaye sınıfının istemleri olarak gerçekleşti.

    Ulusçuluk (diğer adıyla milliyetçilik) Fransız burjuva devriminden sonra Avrupa’nın yeni dini oldu. Toprak, sermaye için pazar olarak kutsanırken, bayrak ve din diğer kutsalları oluşturdu. Anatole France’nin çok doğru olarak betimlediği “Vatan için ölündüğü sanılır ama sanayiciler için ölünür” sözleri dönemin açıklamasını yapmaktadır. O dönem halâ devam etmektedir. Barınağı çöplük olan milliyetçiler, çöplüklerinde horozluk yapmaya devam etmektedirler dünyanın her yerinde.

    Spartacus’ün 70 kişi ile başlatıp 70.000 kişiye ulaştırdığı başkaldırı, dünya başkaldırı tarihinde ilk sırada yerini almayı hak etmiştir. Ancak başkaldırıların devrime dönüşmesi için, özünde ilkeli ve net proğramı olan bir yapı taşıması gerekir. Çağın ilerisine seslenecek bir paradigmaya sahip olması gibi bir zorunluluğu vardır. Harekete geçireceği kitlenin analizini çok iyi yapması ve zayıflıklarını bulup üzerine gitmesi gerekir.

    Bugüne kadar gerçekleşmiş başlıca ve büyük devrimlere baktığımızda; “öldürme eylemi” biçim ve özgünlüklerinin belirleyici özelliği olmuştur. Hepsi de hemen hemen insan öldürücüdür. Öldürmeye alışmış ve ölümü yadsımayan liderlerin, daha sonra kendi devrimlerini yapan devrimin çocuklarını nasıl yedikleri bilinmektedir. Stalin ve Hitler en bariz örneklerdir.

    İsa’nın başkaldırısında yine İsa’nın en yakınındaki havari ihanet etmişti. Hükümet değişikliğine başvurmadan yapılan bir mülk yönetimi devrim değildir. Olsa olsa bir düzeltmedir. Başvurulan yol ister kanlı, ister barışçı olsun, politik olarak belirmeyen ekonomik devrim olamaz. Başkaldırı devinimi çabuk durur. Devrim ise tam tersine düşünceden yola çıkar ve süreklilik arz eder.

    Çağımız yatay toplumlar çağıdır. Yüzyılımızın etkili eylem biçimleri çok çeşitlilik arz eden sivil itaatsizlik eylemleridir. Her ülkenin kendi özgün koşullarından kaynaklanan farklı durumları vardır. Hindistan’da Gandhi, tuz vergisini protesto ile başlattığı ve hiç şiddete başvurmadan yıllarca baskı ve işkence görmesine rağmen sürdürdüğü eylemini milyonlara kabul ettirdi. İngiliz sömürge valilerinin kıyafet zorunluluğuna tepki olarak sadece bir peştamal örterek cevap verdi. Müslümanlara gösterdiği derin hoşgörü nedeniyle, kendi kast’ından insanlardan büyük tepki aldığı halde vazgeçmedi: ki; sonunda yine kendi yurttaşlarından biri tarafından, Pakistan’ın ayrılmasında Müslümanlara çok hoşgörülü davrandığı için katledildi.

   Yatay toplum örgütlenmelerinde esas olan sivil toplum kuruluşları ve onların öz savunma birimleridir. Sendikalar, dernekler, meslek odaları, ekolojik kurum ve kişiler, çevreciler, hayvan severler, feministler, Lgbt bireyler, doğa ile barış içinde olan herkes, yatay toplumun bir ögesidir. Dikey toplumlarda, ulusu yaratan devlet olduğu halde, yatay toplumda devlet bir zorunluluk olmasa da, aşağıdan yukarıya halkın doğrudan yerel çekirdeklerden giderek oluşturduğu gevşek bir yapıdır. Yani katı merkeziyetçi ve tekçi bir oluşum değildir. Başta ABD olmak üzere, batı toplumlarının yönetim şekli artık en yerelden başlayarak şekillenmektedir. Trump çok nara attı ancak gördü ki, demokratik değerlerle örgütlenmiş halk onun karşısında ciddi bir engeldir.

   Yazının fazla uzun olması sıkıcı olabilir, ancak bu tür konular asgari düzeyde de irdelenmediğinde anlaşılması güç olur. Okuyan dostlarımın hoşgörüsüne sığınarak yazıyorum. Bilinmesi gereken önemli bir nokta da; yapılarımızın başına “devrimci” sözcüğünü iliştirmekle devrimci olunmaz. Samimi olmanın ilk adımı ilkeli birlikteliğimizi sağlamaktır. Birlik de yetmez, program hedeflerimiz ve örgütlenme- dayanışma çizgimiz net olmalıdır. Araçlarımız doğru seçilmeli, ileride araç olarak kullandıklarımız amacımıza dönüşmemelidir. Hiçbir devrim bir insanın kanından daha değerli olamaz. İnsanı ve doğayı merkeze almayan hiçbir hareketin, doğru sonuca varması ve mutluluk getirmesi beklenemez. İyi okumalar.

                                                    Baki Senday

                                   bakisenday62@gmail.com

    

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

NÖBETÇİ ECZANE

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 5434
 Dün : 17002
 Toplam : 21028207
 Ip No : 54.167.253.186