Siyaset 6.3.2018 12:55:26 1193 defa okundu

Tunceli Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Hıdır Belice ile konuştuk

Üniversite ve yerel yönetimleri eleştiren Belice ile yapılan o söyleşide dikkat çeken cümleler var. İşte satırbaşları: “Yerel yönetimlerimiz duyarsız” “Ben esnaf tarafıyım, festival yapılmalıydı” “Üniversiteyi açmak için o kadar emek verdik ama...” “Askere çarşı izni verilmeli” “Tunceli nasıl kalkınır?”

 

“İnsanlık devam ettiği sürece sorunlar da devam edecektir”

Tunceli’deki Esnaf ve Sanatkârlar Odasına kayıtlı üyeler, bir kez daha Hıdır Belice ile yola devam kararı aldı. Oda Başkanlığına yeniden seçilen Belice, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin yapılıp yapılmaması, üniversite ve askeriyenin durumu da dahil pek çok konuda açıklamalarda bulundu. Tunceli ESO Başkanı Hıdır Belice, kentin yoğun göç vermesinin sonucunda esnafın yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Üniversite, askeriye ve bazı kamu kurumlarının bünyesinde açılan ticari işletmelerin yarattığı sakıncalara vurgu yapan Belice, “Devleti yöneten akıllı kişiler, akıllı politikalarla ve kendi toplumlarının risklerini görerek, akıllarıyla yönetirlerse, bu riskleri bertaraf eder. Kendi ülkelerine, kendi insanlarına huzurlu bir refah sağlamış olurlar. Bunu yapmayan toplumlar ise hep eriyip gider.” dedi ve konuşmasında Tunceli’deki yerel yönetimlerden destek görmediklerine de yer verdi.

 

“Sorunlar sonsuz gibi”

Tunceli EMEK-Uzun yıllardır Tunceli Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı görevini yürüten Hıdır Belice, kısa süre önce yaptıkları genel kurulda bir kez daha üyeleri tarafından seçilerek kendisine yönetim teslim edildi. Makamında ziyaret ettiğimiz Belice’ye, esnafın durumunu sorduk. Üniversite, askeriye ve festivalin esnafa yansımasına değinen Tunceli ESOB Başkanı, “İnsanlık tarihi hep sorunlarla başlamıştır. İnsanlık devam ettiği sürece, sorunlar da devam edecektir. Sorunlar sonsuz gibi. Akıllı devletler, devleti yöneten akıllı kişiler, kendi toplumlarının risklerini görerek ve akıllarıyla yönetirlerse, bu riskleri bertaraf ederler. Kendi ülkelerine, kendi insanlarına huzur ve refah sağlamış olurlar. Bunu yapmayan toplumlar eriyip gidecektir.” dedi ve sözü genelden yerele indirgeyerek açıklamalarına devam etti.

 

“Yerel yönetimlerimiz duyarsız”

Belice, yerel yöneticilere sitem etti ve bunu da şöyle gerekçelendirdi; “Meslek anlamında ilimizde karşılaştığımız sorunlar genelde şöyle: Yerel yönetimlerimiz genel anlamda duyarsız. Hangi parti, hangi siyasi gelip bizi ziyaret etmiş, sorunlarımızı dinlemiş? Biz bir meslek odası temsilcisiyiz. Bir iş yapılırken fikrimiz alınsın.”

 

“Ben esnaf tarafıyım, festival yapılmalıydı”

Geçtiğimiz yıl bütçesi gerekçe gösterilerek iptal edilen Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin bu yıl yapılması gerektiğini söyleyen Hıdır Belice;  “Festivalle ilgili ben her dönem esnaflarımız adına komisyonlarda görev alırdım. Meslek odaları, sayın valimiz, belediye başkanı da görüş ve fikirlerini bu toplantılarda belirtiyordu. Giden değerli Valimiz Osman Kaymak da festivalle ilgili yaptığı toplantıda, festivalin yapılacağını belirtmişti. Ancak Sayın Valimizin tayininin çıkması ve yeni Valimiz Tuncay Sonel Bey’in de festivalin yapılacağı yakın bir tarihte memleketimize gelmesi, ardından da maliyetin çok yüksek olması gerekçesiyle festivalin yapılmamasına karar verilmiştir. Gerekçesi de; harcanan paranın bir milyon civarında olması ve bu parayla da bu festivalin yapılmasını doğru bulmadığını açıklamıştı. Gerçekten bu ciddi bir maliyet. Sayın Valimizin haklı fikirlerine katılıyorum. Festival özünde yöremizi, kültürümüzü ve doğamızı dışarıya tanıtacak bir etkinlik. Bizim de bu yönde çalışmamız lazım. Belgesiyle, bilgisiyle, panelleriyle, müzisyeniyle ilimizin tanıtılması lazım. Ancak hep dışarıdan müzisyen, panelist çağırılması vatandaşı da bizi de üzüyor. Festivalin içeriği iyi planlanıp bu yıl mutlaka yeniden yapılmalı.

Çünkü; ben esnaf tarafıyım ve yapılması gerekiyordu. Bazı gerekçelerle yapılmadı. Bu ayrı bir şey ama biz yapılması taraftarıyız. Ben bu yıl yapılacağından da eminim. Çünkü bu ile insan sirkülasyonu kazandıran iş ve ticarette esnafımıza katma değer yaratan, kentimizi tanıtan önemli bir etkinlik bu. Biz de bu ekinliği tamamen destekliyoruz.” ifadeleriyle görüş bildirdi.

 

“Üniversiteyi açmak için o kadar emek verdik ama...”

Tunceli’de bir üniversite kurulması için çok çaba gösterdiklerini söyleyen Tunceli Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Hıdır Belice, şimdiki Rektör Ubeyde İpek’i eleştirdi. Belice, Munzur Üniversitesi’nin kuruluş aşamasını ve yaşananları aktardığı konuşmasında; “90’lı yıllarda özellikle köylerimizin boşaltılmasıyla ilimiz ciddi bir göç sorunu yaşadı. Dolayısıyla esnaf ve sanatkarlarımız iş yapamaz duruma geldi. Biz yeniden esnaf ve sanatkarların aktif olmasını istiyoruz. Bölüm başkanlarımızca ve yönetim kurulumuzca aldığımız kararlar vardı. Onlardan biri de üniversitenin ilimizde kurulmasıydı. Üniversitenin açılmasını istediğimiz dönemlerde, ilimizin o anki nüfusu 15 bindi. Festival dönemlerinde, dışardan gelen hemşerilerimizle birlikte on beş bin yüz seksen yedi imza topladık. O zamanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve o zamanki iktidarlar bir görüşme yaptık. Ak Parti döneminde imzalanması nasip oldu. İlimizde üniversite açıldı. Bu bizim için güzel bir sonuç oldu. Bu noktada emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Üniversitede Sayın Durmuş Boztuğ ile birlikte iyi çalışmalarımız da oldu. Üniversite ilk olduğundan dolayı daha tam yerine oturmamıştı. Bundan ötürü bizden talepleri vardı. Biz elimizden gelen her türlü yardımda bulunduk. İlk bilgisayarlarını bizler sağladık. Üniversitemiz yavaş yavaş oturdu.

Yeni yerleşkesi olan Aktuluk Mahallesine taşındılar. Dolayısıyla rektörler değişiyor. Biri gidip biri geliyor. Biz herkese başarılar diliyoruz. Bizim amacımız birilerini yerip birilerini övmek değil. Fakat üniversiteden hak ettiğimiz beklentiyi alıyor muyuz diye bir soru gelse, inanın ki ben buna rahatlıkla evet diyemem. Üniversite ayrı yerde duruyor, bizler ayrı yerlerde duruyoruz. Biz toplantılarda; üniversite, sanayi, sivil toplum iş birliğinden söz ediyoruz. Bunlar devletin politikası arasında da var. Bunları faaliyete geçiren büyük iller de var. Sanayi kentleri, araştırma iskan kentleri vardır. Fakat bizim ilimizde bu kültür gelişmemiş. Böyle bir kültür olmadığı için de üniversiteden çok ciddi bir verim aldığımızı söyleyemeyiz. Üniversite açıldığı dönemde Milletvekili Şerafettin Halis Beydi. Belediye başkanımız, meslek odası başkanlarımız ve ben dahil olmak üzere YÖK’ü ziyaret ettik. Tüm ilçelerimizde Meslek Yüksek Okulları açtık. Bunlar bizim için çok büyük işler oldu. İlçelerimizde de göç olduğundan dolayı, oranın ekonomisine de katkıda bulunulmasını istedik. Fakat şuan ki Rektörümüz Ubeyde İpek döneminde, kapatılan Meslek Yüksek Okullarını görüyoruz.

Hatta bununla ilgili sosyal medyada bir paylaşımda bulundum ve rektör beye bir soru yönelttim. Bu Meslek Yüksek Okullarının kapatılmaması yönünde elimizden gelen her türlü desteği vermeye hazırız dedim. Kendileri oralarda güvenlik sorunlarının olduğunu dile getirdi. Bende o zaman kendisine şöyle demiştim. Oralarda asker, doktor, öğretmen, polis birçok meslekten kişiler var. Bunlar hepsi gidip geliyor, güvenlik sorunu olmuyor da, sivil bir birey olarak buradan ilçeye giden öğrenci için mi güvenlik sorunu oluşuyor? Bu bana pek inandırıcı gelmiyor. Güvenlik sorunu, aslında vatandaşın sorunu değil. Vatandaşın devlete karşı sorumlulukları olduğu gibi, devletin de vatandaşa karşı sorumlulukları var. Güvenlik sorunu devletin asli görevlerinden biridir. Mal ve can güvenliği devletten sorulur. Böyle bir sorun varsa, önlemleri alınmalıdır. Bilmediğimiz sorunlar olmuş olabilir, çok önyargılı olmak da istemiyorum. Fakat böyle basit gerekçeler öne sürülüp emek verilip zor kazanılmış değerleri ortadan kaldırmak kötü bir şey.

Oralarda görev yapan herhangi bir akademisyen gitmek istemiyordur ve çeşitli bahaneler üretiyordur. Üniversiteler bir toplumun sosyal, toplumsal, siyasal ve kültürel temelini oluşturan ciddi kurumlardır. Bir toplum bu kurumlar üzerinden yükselir.

Bu kurumlar bizimle bir çalışma içerisinde olmazsa, bize yol göstermezse, bu toplum çok bocalayacaktır.” şeklinde konuştu.

 

“Askere çarşı izni verilmeli”

 

Esnafın sürekli göç veren Tunceli’de artık iş yapamaz hale geldiğini söyleyen ESOB Başkanı, geçmişte yaşananları hatırlatan konuşmasında; “Asker çocuklarımızın hafta sonu çarşı izinleri vardı. 1996 yılında Tunceli’de canlı bomba olayı olmuştu. O zaman asker çocuklarımız şehit oldu. Tunceli halkı olarak askerlerimizin yardımına koştuk. Hastaneye götürdük, kan verdik, elimizden gelen her şeyi yaptık. O yaşananlardan sonra askerin çarşıya çıkma izinleri durduruldu. Dönemin Belediye Başkanı Hasan Korkmaz Bey’di. O zamanın ciddi sıkıntıları ve güvenlik sorunları içerisinde asker çocuklarımızı 2-3 sefer çarşıya çıkmalarına katkıda bulunduk. Son zamanlarda meydana gelen olaylar tamamen vatandaşla devlet arasında yada asker arasında çıkan bir güvenlik sorunu değil.

Askerler çarşıda gezerken, yemek yerken, bankamatikten para çekerken o zamanlar tinerci yada akıl sağlığı yerinde olmayan gençler tarafından saldırılara uğruyorlardı. Olaylar oluyordu, bilen-bilmeyen, toplanan kalabalık gruplar oluyordu. Ben inanıyorum ki hiçbir Tuncelili bunları isteyerek yapmıyordu. Sürekli olmamakla birlikte, arada böyle olaylar meydana geliyordu. Şimdi artık biz o günlerde, o tarihlerde değiliz. Bu ortamda çok şey değişti. Yine değerli valimizden, komutanlarımızdan yetkililerimizden talebimiz odur ki, asker çocuklarımıza yeniden çarşı izni verilsin. Göç veren ilimize, iş yapamaz hale gelen esnafımıza ekonomik anlamda katıda bulunulsun.” ifadelerini kullandı.

 

“Tunceli nasıl kalkınır?”

İlimizin kalkınması için atılması gereken adımları ve önerilerini sıralayan Belice, açıklamasını şu cümlelerle sonlandırdı;

“Temel sorunumuz; huzur ve güven ortamının olmaması. Biz istiyoruz ki; güvenimiz  ve huzurumuz yerinde olsun. Böyle olursa, insanlar da huzurlu olur, göç vermeyiz ve esnafta satış yapabilir. Afrin meselesi ABD’nin Ortadoğu’yu parsellemek istemesi ve kanton bölgeler haline getirmek istemesidir. Oradaki halkın enerji kaynaklarını talan etmek istiyorlar ve bu bize de yansıyor.

Her devlet kendi geleceği için mücadele eder. Türkiye devleti de kendi geleceği için böyle bir projeye imza attı. Huzur ve güven olursa, satışlar da yolunda gider. Bunlar arz talep ilişkisine dayanıyor. Son zamanlarda devletin oluşturduğu teşvik politikaları önemli konulardan biri. Yüzde yetmişlere varan bazı projelerde daha yukarı çıkabilen destekler var.

Tarım, hayvancılık ve turizm alanında ilimizi geliştirebiliriz. Bu şehre sanayi gerek. İlimizin coğrafi şartlarından dolayı hayvancılık ve tarımın geliştirilmesi gerektiğini savunuyorum.”

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar

vatandaş

1- Festivalin kime ne faydası vardı? Son yıllarda çevre kirliliği yaratan serseri takımından başka kim geliyordu? Doğa Festivaliydi ama doğayı kirletmekten başka bir işe yaramıyordu. 2- Üniversite üniversite dedin pankartlar astın da ne oldu. kaç tane Dersimli iş buldu. Köy okulundan ne farkı var. iş bulamayacak ne kadar bölüm varsa yandaşlara iş sağlamak için açılmış bölümler var.



SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 11225
 Dün : 15712
 Toplam : 24257084
 Ip No : 54.166.233.99