Kadın & Sağlık 30.10.2017 17:06:09 417 defa okundu

Her aşk içinde nefret taşır,siz siz olun bunu bilerek balayında hacca gitmeyin

Karolin Fişekçi/Storia.me

Konumu, durumu ne olursa olsun, dünyanın neresinde olursa olsun, kadınlar bir şekilde erkek şiddetine maruz kalıyor. Şiddet, erkek şiddeti diyorsam, illa aklınıza yumruk, tokat gelmesin. Laf ile, davranışla da psikolojik şiddet mevcut. Üstü kapalı tehditle, aşağılama, dışlama, korkutmaya çalışmayla da pekala şiddet uygulanabiliyor. Bunu Türkiye’de Gülben Ergen-Erhan Çelik ayrılığında; Hollywood’ta Gwyneth Paltrow, Angelina Jolie’ye geçmişte yapılan yapımcı Harvey Weinstein tacizinde gördük.

Taocu felsefeyi içselleştirmediyse insan, doğası gereği şiddete yatkın bir mahlukat. İnsan çok sevdiğinden, aynı zamanda nefret de eder. Aşk; aynı zamanda nefret potansiyeli taşır, bu ikisi ayrılmaz bir bütündür. Bunu bildiğimden biri bana ölesiye aşık olduğunu söylediğinde, bir miktar irkilirim. “Çok seviyorum, çok aşığım, sensiz yapamam.” Bu sözler bana hep çok tehlikeli gelir, aşırı uçtur ve dünyanın doğası gereği kolayca nefrete dönüşebilir. Daha sonra ise o nefret, tekrar sevgiye dönüşür. İki uca gidip gelen bir ibre düşünün; ama ne zaman karşı uca gitse, oradan aldığı ivme ile sonra diğer uca gider; asla ortada dengeyi bulamaz.

Ne zaman gazetelerde şaşaalı bir aşk ve evlilik haberi görsem “Acaba bunlar ne zaman ve nasıl ayrılacaklar? Ne rezillikler çıkacak acaba?” derim.

“Aman sen de ne fesatsın! Her evlenen illa ayrılacak mı? Ya da her ayrılan illa rezil mi ayrılacak?” diyebilirsiniz. Şu bakımdan haklısınız, her evlilik mutlaka boşanmayla sonuçlanacak diye bir şey yok fakat büyük olaylarla, abartıyla başlayan ve bunu gazetelerde, televizyonlarda, sosyal medyada gördüğümüz sahne önü evlilikler genelde hüsranla son buluyor. Ayrılık zamanı da tarafların karakterleri, asaletleri ortaya çıkıyor. Bir taraf alttan alırsa, ayrılık daha sakin gerçekleşiyor.

Bir erkek ya da kadın sizin için bir şeylerden vazgeçtiğini söylüyorsa; sizden de bir şeylerden vazgeçmenizi isteyecek. Birisi sizin için değiştiğini söylüyorsa, aynısını sizden de bekleyecek. Birisi için değişmek ne kadar mümkün? Bence gerçekten değişmek mümkün değil, dönüşüm var. Bir de değişmiş gibi yapmak var. Bir kişi kendisinin zıddı olup değişiyorsa birden, bu ya sizi etkilemek için zorla takınılan bir tavır ya da tepkisel geçici bir durum, tekrar eskiye dönebilir. Bir kadın ya da erkek çapkınlığından tamamen sıyrıldığını söylüyorsa, bu bir sonraki çapkınlığa kadardır ancak, o vakte kadar yeni çapkınlık için bir enerji birikiyordur. Bu yüzden 180 derecelik dönüşler değil de orta yolu, dengeyi bulmalar daha kıymetli; yalnız bu artık kutuplaşan ülkemizde iyice nadir bulunan bir durum.

Bir tarafta Türkiye’nin tanıdığı, geçmişte olaylı ilişkileri olan, büyük ihtimalle ihtiraslı ama şimdi anne olan, toplumsal projelere katkıda bulunan bir şarkıcı, yazar ve programcı Gülben Ergen; diğer tarafta muhafazakar çevreden gelen bir haber spikeri; iki tarafın da önceki evliliğinden çocukları var; farklı çevreler ve insanlar... Büyük olasılıkla iki taraf da ilişkiye başlarken kendinden ödünler vermiş, büyük sözler vermişler birbirlerine ve bir yerden sonra bu evlilik bitmiş. O aşk, nefrete dönüşmüş. Çünkü iki taraf olasılıkla birbirine çok zıt iken tutamayacağı sözlerin altına girmiş, sonra da bu patlamış...

Unutmayın bu çift evlendikten hemen sonra balayı yerine Hac’ca gitti. Hac’daki el ele çekilmiş fotoğrafları günlerce gazetelerdeydi. Beraber hacca gittiğin bir kimseyle böyle kanlı bıçaklı nasıl olabilir insan? Sonlu bir ilişkiye Hac gibi kutsal bir olguyu alet etmek ne kadar doğruydu? Sonlu ilişki diyorum, evlilik ölüme kadar sürse bile yine de sonlu dini olgular ise, bana göre sonsuz. İnanç bir ilişkiye alet edilmeyecek, bireysel yaşanacak bir olgu bence. Belki erkek kadından beraber hacca gitmeyi istedi, kadın da o zaman aşkın etkisiyle kabul etti. Bireysel olması gereken bir ibadet, balayının malzemesi oldu. Şimdi böyle bir evliliğin ardından olanlara bakın. Belki de beraber Hac’ca gittikleri için adam, iddia ettiği ihaneti asla kabul edemiyor, kadını tehdit ediyor; bunu içinde kabul edememiş. Yaptıkları evliliğe iyice kutsal manalar yüklemiş ve ısrarla “O kadın, aldatan bir kadın” deyip duruyor. Fakat bundan başkalarına ne? “Sonun Deniz Seki gibi olacak.” diyerek tehdit etmiş. Deniz Seki şimdi hapisten çıktı, orada kendini geliştirdi, yeni albüm çıkardı, hayattan dersler çıkardı ve hayatına devam ediyor. Son dediği bu mu? Nasıl bir anlayış ve tehdit şekli? Herkes kendi kararlarının ve yaptıklarının sonucunu yaşıyor.

Siz, siz olun tutamayacağınız sözler vermeyin. Birisi için kendinizi değiştirmeye kalkmayın. Değişim değil dönüşüm olmalı, bu da yine kendiniz için… Bir başkası için verilen sözler, yapılan vaatler, gün gelir elinizde patlar.

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

NÖBETÇİ ECZANE

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 9859
 Dün : 14744
 Toplam : 20993521
 Ip No : 54.225.16.10