Kadın & Sağlık 19.5.2018 18:32:41 2114 defa okundu

Hayatımızın Kaptanı Olabilmek…

Baki Senday'ın Kaleminden....

 

            Bir günlük kelebeğin, enkaz halindeki bir duvarın, yaşlı bir çınarın, tabiatın çoraklığında boy veren bir çalının bile, kendine ait bir hayatı varken, biz neden başkalarının ayak izinde yürüyerek, bir hayat yaşamak zorundayız ki? Zihnimiz, toplumun dayattığı koşullanma ve tortulardan azade olmadıkça, kuşatılmışlıktan kurtulmadıkça, yaşamı muhakeme ederek değil de, iliklerimize kadar duygulanım ve hisle yaşamadıkça, hayatımızın doğru anlamını bulamamışız demektir. His ve duygu dolu olmayan hiç bir eylem, yaşamsal nitelik taşımaz. Düşünerek, hesabı kitabı muhakeme edilmiş bir hayat, aslında yaşanmamış ve yaşanmaya da değmeyen bir hayattır. Düşünce, yaşamımızda olması gereken bir gerçekliktir ama zihnimizi kirletmemelidir. Zihin berrak ve net olmadıkça, yaşam hep ertelenir.

            Hayat, insanlarla, fikirlerle ve nesnelerle olan bir ilişki ağından ibarettir. Hiçbir ilişki, soyutlanmış olarak yaşanmaz. Bu da, zihinlerimizin hesap yapmasına, çıkarcı olmasına ve doğallığını kaybetmesine yol açar. Bütün bu ilişkiler, zihinlerimizin yozlaşmasına ve tutucu olması sonucuna götürür. Değişim ve dönüşümün, bütünlükten yoksun olmasının ve değişime direnmemizin nedeni, bu zihinsel yozlaşmadır. En devrimci zihinler bile, sonuca gidip başarılı olunca, orada yozlaşarak varlığını sürdürürler. Devrimin kendisi, onu yapanların yerleşik menfaati haline gelir. Siyasal sisteminde, bürokratik ve hantal bir yozlaşma başlar.

Yürek; his ve duygulanımdan yoksun olduğunda, zihin kendi menfaatlerinin kesinliği, emniyeti ve rahatı için, kişisel çıkar merkezini oluşturur böylece, bütünlüklü düşünme yetimizi kaybederiz. Parçalı zihin, karmaşa üretir ve kendisiyle sürekli bir çatışma içinde olur. Çatışma; doğru ve bütünlüklü bir yaşamın ve düşünmenin, en büyük bariyeridir. Çatışmalı zihnimizin, odaklanma sorunu olduğu gibi, dikkat bütünlüğünden de yoksun kılar bizi. Dikkat olmayınca, algı yanılsamalarına düşmemiz kaçınılmaz olur.

Doğru düşünmek ile doğru düşünce aynı şeyler değildir. Doğru düşünmeden anlaşılması gereken şey, sürekli bir farkındalık hali olmalıdır. Doğru düşünce ise, ya kalabalığın ortak doğrusu veya ona tepki olarak doğan, şablona dökülmüş düşüncedir. Doğru düşünce statik bir özellik taşır ve ideal peşinde gitmedir. Otorite ve hiyerarşi yaratır. Hiyerarşi ise otoritenin koşullu yaşamıdır. Doğru düşünme ise, uyumlu olmanın, kabulün ve tüm sürecin farkındalığıdır.

Doğru düşünme ve ona bağlı doğru bir yaşam sürme, kendimizi tanıma ve bilme eylemiyle birlikte, benliğin kendiliğinden ortaya çıkmasıyla oluşur. Çok derin bir öz farkındalık olmadan, zihinsel bütünlüğe ulaşmak olanaksızdır. Bütünlüklü zihin olmadan doğru düşünemeyiz. Parçalı zihnin her parçası, birbiriyle çatışma ve çelişki içinde olur. Doğru düşünme ve ona bağlı olarak doğru bir hayat yaşama anlayışı, kitaplardan ve başkalarından da öğrenilemez. Girdiğimiz ilişki eylemlerinde, kişinin kendisinin bilincine varması yoluyla gelir.

Herhangi bir sonuçla yola çıkma veya peşin hükümlü bir cevabı aramak, doğru düşünmeyi bitirir. Doğru uğraşı, doğru türde bir eğitim ve kişinin kendini anlamasıyla birlikte gelir. Her nesil, kendisinden önce olanı yüceltirken, aslında kendi çöküşünü de itiraf etmiş olur. Yaşlılıkta gençliği anlamamak da, böyle bir zihinsel bölünmüşlüğün ve çürümüşlüğün sonucudur. Yozlaşma, fiziksel çöküşe geçtiğimiz süreçte değil de, daha önce kişi gençken anlaşılmalıdır.

Bana göre; şimdilerde, modern neslin en önemli ve yanlış yanı, maddecilik lanetine tutulmuş olmasıdır. Madde( nesne) adeta kutsanmaktadır. Bu durum, gençliğin his ve duyudan yoksunluğuna yol açtığı gibi, telafisi mümkün olmayan bir aç gözlülüğü de beraberinde getirir. Doyumsuzdur gençlik, doğallıktan kopuktur, dolayısıyla, yaşamın derin anlamını kavramaktan çok uzağa düşmüştür. Böyle maddecilik lanetine tutsak bir nesil, elbette dünyevi olanla ayartılabilir, ciddi duygu ve hislerden yoksun kalır. Bütünlüklü bir duygu dünyası olmayan bireyin, sağlıklı ve mutlu bir yaşama dokunması, olasılık dışıdır.           

Sonuç olarak; yaşamımızın gidişatında köklü bir dönüşüm için çok büyük bir öz farkındalık ve derin içsel yolculuklara çıkmak gerekir. Büyük bir his ve duygu derinliği, yani sevgi olmalıdır. Sevgi bütünlüklü ve mutlu bir yaşamın tek anahtarıdır. Sevgi, yolumuzu kendimiz çizebilmenin, tek kılavuzudur. Başkalarının değişmemizle ilgili şablon ve reçeteleri, bizim özelimize uymaz. Kendi hayat yolculuğumuzda, kendi ayak izimizle yol açmalıyız. Bütün insanların sıkıntı ve çıkmazları ortak olsa da, her insanın kan gurubu farklılığı gibi, yaşam ve mutluluk reçetesi de farklıdır. Başka hastaları iyileştiren bir şablon, biz de tam tersi bir sonuç yaratabilir. Çünkü kalabalıkların hayatı koşullanmaların ürünüdür.  Sevgisiz hayat yaşamaya değmez bana göre.

                                               Baki Senday

                                              

                        bakisenday62ægmail.com       

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 2057
 Dün : 11953
 Toplam : 24259869
 Ip No : 54.81.105.205