İlçe Haberleri 8.3.2018 19:31:20 1610 defa okundu

Günlerimiz var daha ne olsun...!

Gazetemizin Sahibi Hüsniye Karakoyun 8 Mart Kadınlar Günü nedeniyle bir makale kaleme aldı. Bakın içinde Tunceli'den birilerine dair nasıl cümlelere yer verdi...

 

Ne zaman kadın meselesi konuşulsa, aklımda hep aynı soru: “Derdimiz erkeklerle mi, kendi hemcinslerimizle mi?”

Ne zaman bir kadın öldürülmüşlüğü haberi medya aracılığıyla yanıbaşımıza düşse, onu öldüren erkek mi, arka planda bir azmettirici kadın var mıydı diye geçiririm aklımdan. Kadının önce kendi hemcinsini hazmetme sorununu çözüp öyle yola devam kararı alsak, sanırım yıllardır kadın hak yemişliğinde en çok erkeğin sesinin çıktığı, kadın STK ve yılda bir iki defa, başlığını dahi değiştirmeden aynı hamasi nutuklarla meydanlara çıkan, bazen de çıkmadan medyaya gönderdiği çok şey yaptığı görüntüsüyle basın metni üzerinden çözen kadın kuruluşları riyakarlığında, sorular ve o sorulara yanıt almadığımız sürece, elde kalan tek şey günler üzerinden yürüyen boşa geçmiş zaman.

Çünkü; öldürülen bir kadının üç-beş kadının omzunda mezarlığa uğurlanması, kadın hassasiyeti geliştirmiyor ne yazık ki?

Uzun yıllardır kadın işletmeciliği ve kadınlarla yol almaya çalışan ben gibi, Türkiye’nin genelinde erkeklerin ara yerinden kendisine bir mecra açmış girişimci kadınların önündeki engel de ne acıdır ki erkekler olmuyor. Kendisi kötülük saçan, erkeklerin içindeki kin ve öfkesinde maşalaşmış, ona yardım yataklıkla hemcinsine ihanetçi kadınlar var oldukça, günlerimiz hayırlı olsun.

Güneydoğu merkezli algılanan töre cinayetlerinde, anne-abla-kayınvalide gibi kadının aslında erkeği elinde tuttuğu, istediğinde dizginlediği bir mekanizmada, katledilen kadınların bu dramında emin olun azmettirici çoğunlukla bir kadın. Namus kavramı üzerinden öldürtülen kadınlar da, namusu erkeğin beynine bu denli kötü zerk eden de onu doğuran, dünyanın merkezine koyan, kız çocuğunu erkeği büyütürken onun ayağına turab eden anne de bir kadın.

Kadının en çok kadına ihanet ettiği bir ortamda, erkeği suçlamadan önce, bağdaş kurup bir kenarda, başımızı avuçlarımızın arasına alıp, “sorunun kaynağı kim” sorusuna yanıt aranmalı kanımca.

Eşitlik isteyip bir türlü eşit olmaya da yanaşmayan kadının aldığı her hasar, bilinmeli ki toplumun hasarıdır. Çocuğun anneyle olan ilişkisindeki zaman ve erkek-kız farketmeden ebeveynlerden kadının eğitimdeki etkisi, eşittir ülkenin insan kalitesi düzeyi.

Yani kadına dair yılda bir iki defa günler aracılığıyla pohpohlayan cümleler kurmak, ne erkeğin nede kadının hayrına değil.

Ülkede insan hakkına saygının oluşmaması da, kadının bir türlü hayatının düzene girmemesi, bunun için gayret sarf edilmemesinden kaynaklı.

Bu nedenle günlerle kotarılmaya çalışılan Türkiye’deki kadın meselesi, dramatik ve hicranlı halini sürdürüyor. Gerçekte ne istediğini bilememenin sonundaki bu savrulmuşluk hallerinde, ısrarla sormamız gereken bir diğer soru da, ülkede sadece kadınların mı ezildiği sorusu.

Sözde kadın dayanışması, örgütlülüğü, içerikten yoksun çeşitli günler, sadece hediye ve sloganlar üzerinden yürüyen bu saçma ve sorgulanmayan sarmalda, önce neyi tartışmak gerekli ona karar vermeli.

Derdimiz gün mü?

 

Kadınlar Günü, Anneler Günü, azıcık yontunca o da bize münhasır Sevgililer Günü...

Erkeğe zar zor bir “Babalar Günü” denkleştirmişken, günlerde bunca jeste (!) rağmen, Türkiye’de kadın neden hala yönetimlerde, siyasette, ticarette yeterince aktif değil? sorusu yanıt bulmadıkça, her yıl defalarca erkek siyasetçiler ve yöneticiler tarafından tekrarlı cümlelerle aktarılan o hamasi kadına verilen değer nutukları mı ki ihtiyacımız olan?

Ülkede, bir girişimci kadının başarı öyküsüne başka kadınlar destek verdiği ve yücelttiği gün, kadın meselesinin halledildiği milad olacaktır.

İşte bu beklenti de tıpkı kadınların sokağa kadın hakları için bile indiğinde, yanındakinin kulağına diğer kadını kirlettiği günün sona ereceği düş kadar afakidir bilesiniz.

FETÖ artığı birinin Tunceli’de bu gazetenin çıkışıyla denk hırs ve kininde, beni vurma gayretinde, doğruluğuna inandığı şey; bu işte kadının en iyi maşa olarak kullanılacağıydı.

O nedenle, sağa sola çemkirip kalem sallayan, fotoğraf makinasıyla tehditler savuran, gazetecilik nutukları atan zatın, kendisine yönelik 200 bin TL’lik Cemaatten gelen nedeni belirsiz paraya dair tek kelime etmeden, hedef şaşırtma manevrasında 20’lik kız çocuğunu kullanması, mezuniyet töreninde yana çekip kulağına kötülük üflemesi de kadının ruh dünyasını okuduğunun aslında net göstergesiydi.

Yine kadınlar gününde kadın sloganları atan özellikle Tunceli’deki kadınlar, bilesiniz ki 7 yıl önce katledilen Dilber Erkmen’in ruhu hala toprağa teslim olmamıştır. Çünkü; o günlerde sokaklarda her gün yürüyüp Erkmen’in katili bulunmadan evlerinize gitmeyeceğinizi haykırırken, bizim gazete olarak kadın avukatıyla dayanışma ile cinayetin çözülmesine dahil olma çabamız bile hemcins engeline takılmıştı.

İşte bu nedenle; kadın dayanışması naraları=ikiyüzlülüğün perdelenmiş halleri…

Hüsniye KARAKOYUN

husniyekarakoyun@tunceliemek.com.tr

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 2284
 Dün : 11953
 Toplam : 24260096
 Ip No : 54.81.105.205