Manşet 16.5.2018 09:34:29 667 defa okundu

GÖZYAŞLARINA KÖPRÜ KURANLAR…

Baki Senday'ın Kaleminden...

 

                                   (Yüreği avucunda koşturan annelere)

            Eyleminde, güdü taşımayan tek şey sevgidir. Koşullanmadan arınana tek şeydir, sevgi. Annelik iç dürtüsü denilen olguyu, sadece bir refleks olarak algılamak, sevgiyi hiç bilmemektir. Erkeklerin, kadınlardaki annelik duygusunu tarif etmeye kalkışması, beni hep eğlendiren bir konu olmuştur. Hayatta, bazı şeyleri tarif etmek mümkün değildir. Ancak, yaşadığınızda, anlayabileceğiniz şeyler vardır. Annelik olgusu da bunlardan biridir. Kadınların, gerek beyin işlevselliği ve gerekse nöro- kimyasallarının, gündelik yaşam olayları karşısındaki değişimleri, erkeklerin anlama kapasitesinin çok üzerindeki olgulardır.

            Üzerinde yaşadığımız, çok seçkin güzellikteki doğa parçasının, güzelliklerini yaşamamıza engel olan zalimlerin, her konuda olduğu gibi, kadınlarımızın ve annelerimizin gözyaşlarından oluşan nehirlere, köprüler kurarken, dalgalanıp boydan aşan sellere yaslanarak, ağlayacakları günler mutlaka gelecektir. Dikenleriyle, annelerin sinelerine yaralar açtıkları güllere yaslanarak ağlayacakları, dizlerinin yüzlerine dayanacakları günler mutlaka gelecektir. Mazlumken zalim, zalim olunca zulüm yapanlar, elbette akıbeti berbat olanlardır.

            Dünyayı zindana çeviren sevgisizliktir. Sevgisizliğin derdi ve boşluğu, en derin dertlerimizi dermanımız yapacak kadar güçlü bir şeydir. Derdimiz, dermanımız olunca, sevgisizlikten dolayı yaşamımıza damıtılmış zehir, hayati bir devamız haline gelir ve zamanla o zehri kendimize bal eyleriz. Aynı şey, aşk için de yaşanmaz mı? Aşkın o güzelim derdine düştüğünüzde, dile yaslanıp ağlamaktan başka ne yapabilirsiniz ki? Sevgi ve aşkın değişmez gerçeği acının bal eylenmesidir. Sevginin de, aşkın da, karşısına ve arasına, koca koca dağlar sıralandığında, yaptığımız tek şey yola yaslanıp ağlamak değil midir? Sevgi ve aşkın çıkmaz sokaklarında kaybolduğumuzda, halden anlamayan dostlarımız da varsa, ele yaslanıp ağlamaz mıyız?

            Sevgi ve aşkın derin acısı, bizi dertler deryasında gezintiye çıkarırken, âşıklar gibi, sazımızın her perdesinde, tele yaslanıp ağlamaz mıyız? Dönüp yıllara, yanıp küllere, tozup çöllere koşarken yele yaslanıp, ağlarız gene. Gelmeyen baharımız, açılmayan bahtımıza, yanar ağlarız. Aşk ve sevgiyi, dil arif edemez. Zalimlerin üzerine köprü kurdukları gözyaşlarımızı, hiçbir nehir, ırmak ve sel tarif edemez. Sinemizi küle çeviren, sevgi ve aşkın yakıcı alevinin ilhamını, hiçbir arı, çiçek ve bal tarif etmez. Derdimiz olan acı, bize bal olmuştur, çünkü. Sonunda anlarız ki! Yüce dağ başının kışı, faydası olmayan bahardan ve yazdan daha makbuldür. Yine anlarız ki! Âlimin cezası, cahilin duasından daha makbuldür.

            Bilmemiz gereken önemli bir husus da, içsel özgürlüğünü tamamen koruyabilmiş ve acılarının sağladığı değerlere ulaşabilen insan, dışsal kaderinin üzerine tırmanabilir, ancak. İnsan, kendi acıları yoluyla, bir şeye ulaşma şansını zorlarken, onunla birlikte her yerde, yazgısıyla karşı karşıya gelir. Onun için Tolstoy “Beni korkutan tek şey acılarıma değmemek” demişti.

             Sevgimizin ve aşkımızın büyüklüğü oranında, acılarımız olur. Tek başına yaşadığımız şey, olsa olsa ölüm olur. Çünkü aşk iki kişilik, sevgi ise paylaşılarak çoğalan ve bulaşan bir duygudur. Aşk, yorganımızı yağmurdan, döşeğimizi kardan yaptırır, bize. Aşkı, dostluğu ve sevgiyi, yeni doğmuş bebeklerin yüreğine yazmalıyız ki, onlarla birlikte büyüsün ve bütün dünyayı sarsın. Biliyoruz ki; Hiçbir acı, sevginin verdiği acıdan daha soylu değildir. Sevgi sadece anı yaşar. Ne eskiye dönerek iyi günleri, ne de yarın için yaşar. Sevginin olmadığı yerde, akıl aranmamalıdır, bence. Sevginin, aşkın, bilginin ve çalışmanın ne anavatanı, ne gümrük duvarları ne de üniforması vardır.

            Bana göre en büyük çabamız, sevgi ve aşk uğruna ölmek değil, uğruna ölecek bir aşk ve sevgi bulmak olmalıdır. Bütün tabiatın altın tacı sevgidir. Sevmek iki defa yaşamaktır. Aşk ile sevmek en büyük ibadettir. Sevmediğimiz biriyle yaşamak, sevdiğimizden ayrılmaktan daha beterdir. Sevmek, kendimizi aşmaktır. Sevmek anlamaktır. Sevmek empatidir. İnsanlığın en büyük dramı, yok olmak değil, sevmekten vazgeçmektir.  Hayatımızı yaşarken, hepimizin bir görüş, bir duyu ve bir düşüncenin yanında, sevgiyi de biriktirmemiz gerekir. Sevgi hak edene, umut sabredene, mutluluk, dingin ve hazır bekleyene gelir. İnsanlıktan yoksun çorak zalimlerin, dünyamızı zindana çevirmelerinin temel sebebi, aşktan ve sevgiden yoksun olmaları değil midir? Aşk ve sevgiyle kalın.

                                               Baki Senday

                                              

                                   bakisenday62@gmail.com        

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 7539
 Dün : 11600
 Toplam : 23894613
 Ip No : 23.20.240.193