Eğitim 8.5.2018 09:30:51 423 defa okundu

EĞİTİMİN İÇERİĞİ VE AMAÇLARI ÜZERİNE...

Baki Senday'ın Kaleminden...

 

         İdealist bir filozof olan Aristoteles: “Eğitim refah anında bir süs, felaket sırasında bir sığınaktır” demiş. Bizim ülkemizin eğitim uzmanlarına göre de eğitim: “Kişide istenen davranış değişikliklerinin yaratılmasıdır” diye ifade edilir. Peki, bu davranış değişimi kimin isteklerine göredir, o nokta belirsizdir. Zeki olan biri, hemen bu davranış şeklinin, devletin uysal vatandaşından istenen davranış biçimi olduğunu anlar. Toplumun geleneksel bariyerlerinin engellediği ve devletin kişiliğine müdahale ederek erozyona uğrattığı bir çocuk, nasıl mutlu veya doğru bir yaşam sürebilir ki?

         Bana göre eğitimin temel amacı: Çocukları kendi yeteneklerinin bilincine vardırarak, onlarda kişilik bütünlüğünü sağlamaktır. Hayatın her aşamasında, bütünlüklü olmayan, parçalanmış kişiliklerin, nasıl mutsuz ve ziyan olduğunu görmüyormuyuz? Bir eğitim programı ve eylemi, çocuğu ve genci, mutluluğa ve kişisel doygunluğa taşımıyorsa, angaryadan başka bir şey değildir. Gereksiz bilgilerle, koşullanmış zihinler taşıyan bir ferdin, ne kendisine, ne de yaşadığı gezegene bir katkısı olur.

         Meslek yaşamım boyunca, ki hala devam eder benim için, içimi en çok acıtan şey, çocuklarımızın kafasında, resmi ideolojinin birer türevi olan saçmalıkların, bilgi diye oluşturdukları tortu dağlarıdır. Eğitimin temel amaçlarından biri de, bilgilenmek değil, eylemdir. Yani, öğrenilmiş değerler ve bilgilerin pratikte doğruluklarının sınanmasıdır. Benim alanım Coğrafya idi. Derslerimde tabiatı ve evreni sınıfa taşıyarak ve içinde öğrencilerimi yaşatarak, kavratmaya çalışırdım. Bir anımı paylaşmadan geçmek istemiyorum.

          Devlet okulundan emekli olacağım yıldı. Bir gün, tanımadığım bir numaradan arandım. Arayan, Mersinin ve Türkiye’nin en seçkin okullarından biri olan Özel Toros Koleji Fen Lisesi Müdürü Sayın Ali Aslan Bey’di. Mümkünse, uygun bir zamanımda, kendisinin ikram edeceği bir kahve sohbetine davet ediyordu. Kendisine, bir ara uğrayacağımı söyleyince, önemlidir lütfen size bir sürprizim var demişti. Ertesi gün gittim. Çok sevdiğim bir öğretmen dostum, orada idari kadroda çalışıyormuş. Ders ücretli öğretmen ihtiyaçları varmış ve iki öğretmen başvurmuş ama daha ilk derslerinden itibaren tutunma sorunu yaşamışlar. Öğrenciler çok seçkin ve aynı zamanda zeki gençlerdi. İyi düzeyde başarılara imza attılar zaten.

         Kahve içerken, elime ders programını sıkıştırdı Müdür Bey. Düşüneyim bir filan diyecek oldum ama okulumdaki programı bile benden önce almışlardı ve ona göre program hazırlamışlardı bana. İnsanların çalışmak için can attığı bir kurumdur, o kolej. Şimdi üniversitesi de var. Kurucusu bir felsefe öğretmeni ve eğitimin duayenlerindendir. İlk derste, öğrencilerin bana bakışlarını hiç unutamıyorum. “Bu da kim böyle” der gibi baktılar. Çok net ve iddialıyım, bir anlam veremediler ve tutunamayacağımı sandılar. Tanışma faslı biter bitmez, öğrencilerime görev dağılımı yaptım. Ders araç ve gereçleri ben gelmeden sınıfta olacak ve hiçbir öğrenci benden sonra derse giremeyecek dedim. Özel ve özgür olan bu gençler, önce afalladılar, çünkü çok aykırı şeyler söylemiştim.

         İkinci ders saatinde, okulun öğrenci temsilcisi, sevgili öğrencim İnci Erdoğan ayağa kalktı. Kendisini ve okuldaki görevini tanıttıktan sonra “Ben bütün okul ve arkadaşlarım adına konuşuyorum, öğrenciniz olmaktan büyük onur duyuyoruz, müdürümüze sordum teneffüste, hakkınızda kısa bilgimiz oldu, siz nasıl buyurursanız biz öyle çalışacağız. Size hiç sorun yaratmayacağız” dedi. O güne kadar Coğrafya derslerinde hep sayısal testler çözen o güzelim gençler, pür dikkat dersimi dinlediler, bana yaşamımda ender karşılaştığım mesleki hazzı yaşattılar. Yılsonu mezuniyet töreninde, tamamen kendilerinin hazırladığı bir programla sunum yaptılar. O sunumda diğer bütün branşların, özellikle de sayısal derslerin öğretmenlerine yönelik kritiklerini ve eleştirilerini, zekice düşünülmüş, incitmeyen ve saygısızlık içermeyen bir dille sundular. Ben merak ediyordum acaba benimle ilgili eleştirileri ne olacak diye! Birden, bir müzik eşliğinde “Kimler geldi kimler geçti” diye başlayan bir şarkı tutturmazlar mı! Yüzlerce eğitimci, veli ve öğrencinin katıldığı o seçkin törende, mutluluktan gözyaşlarıma hakîm olamadım. Meslek hayatım boyunca, çok güzel ödüller almıştım öğrencilerimden, onursal değeri olan. Ama bu kez ayaklarım yerden kesilmişti gerçekten.

         Diyeceğim o ki; “kötü çocuk yoktur, kötü eğitim vardır” Biz çocuklarımızın kafasını geliştirmek yerine, belleklerine gereksiz zırvalar enjekte ediyoruz. Sonra, bilgi semeriyle onları sokağa salıyoruz ve üretken insanlar olmalarını bekliyoruz. Her öğretmenin ilk öğrenmesi gereken şey, eğitimin öğrenciye saygıyla başladığıdır. Öğrencisine saygı duymayan hiçbir öğretmen, ona bir şey veremez ve ondan da öğrenemez. Aslında, iyi bir öğretmen, öğrencilerine verdiklerinden daha çok onlardan öğrenendir. Bu da ancak, öğrenciyi yürekten ve can kulağıyla dinleyip anlamaktan geçer. İyi ve nitelikli eğitimciler çok iyi bilirler ki; eğitim en iyi şekilde bireyselleştiğinde verimli olur. Farklı yetenek, zekâ ve özelliklere sahip çocuklarımızı ve gençlerimizi, gri renkli boğuk ve soğuk duvarların arasına mahkûm ederek, onlara en büyük kötülüğü yapmış oluyoruz. Zekânın, en tabanda vasat düzeye indirgenmesine dayanan kalabalık sınıf ortamlarında, seçkin olanın, ileri çıkma şansı yoktur. En zeki çocuk bile o vasat ortam ve çevrede benzeşme yoluyla geriler ve aptallaşır.

         Hayatımızı yaşarken müthiş bir savaşın içinde gibiyiz. Bazı kazanımlarımız için neleri kaybettiğimizin hiç farkına varmayız. Hiçbir şöhret, başarı, servet ve makam mutlu ve sade bir yaşamın engin güzelliğine erişemez. Ama biz bunu çok geç anlarız. Bütün eğitimcilerin, öğrencilerine, nasıl mutlu bir yaşam yaşayacaklarına dair çok iyi rehberlik etmeleri çok önemlidir. İyi insan olmadan mutlu olunamayacağını, hepimiz bilmeliyiz. İyi insan olunmadan, sadece bilgi semeri yüklenmiş zalimlerin, dünyayı ne hale getirdikleri ortada değil mi? Eğitim, kişiliği bütünleştirip geliştirmiyorsa, mutlaka kötü bir yön geliştirmiş demektir, bireyde. Özgürlüğü yaşamayan bir çocuk, mutluluğun ne olduğunu, sıkı disipline edilmiş bir okul programıyla öğrenemez. Okullarımızın, koşullanmış zihin üretme atölyesi olmaktan çıkarılması gerekir çok acil bir şekilde.

         Bu yazımı sistemin mağdur ettiği çok değerli bir emek insanına adıyorum. İyi okumalar temennisiyle.

                                      Baki Senday

                                     

      bakisenday62@gmail.com                                                                                                                                               

 

        

 

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 7560
 Dün : 11600
 Toplam : 23894634
 Ip No : 23.20.240.193