Eğitim 19.12.2017 17:00:00 739 defa okundu

Downlu Bir Çocuğa Sahip Olmak (3)

Hülya Dülger’in Kaleminden…

Yine de... Güçlü olmak zorundaydım.

tahliller tekrar tekrar yapılıyor, sonuç değişmiyordu. Çocuk servisi bölüm başkanı geldi bebeği muayene etmeye başladı. Uzman doktorlar da o güne kadar nasıl bir tedavi uyguladıkları ile ilgili bilgi veriyorlardı. Bölüm Başkanı muayeneyi bitirdi ve bebeğin karaciğerinde sorun olduğunu söyledi .

      

Bunun üzerine, bebeğin doktorları renkli ultrason için gerekli ayarlamaları yaptılar. 14 gün kaldığımız hastanenin bir başka bölümüne doğru yola çıktık, arabadan indik, ultrason çekeceğimiz bölümün önündeydik.

 

Hiç bekletmeden içeri aldılar, bebeğin üzerini çıkardım ultrason çekmeye başladı doktor, şaşkındı, kendi kendine konuşuyordu, olamaz diyordu. En az yarım saat uğraştı. Gördüklerini bizimle paylaştı, karaciğerinde olmaması gereken bir bağlantı olduğunu ve ilk kez böyle bir vaka ile karşılaştığını söyledi. Sonuçları aldık ve kaldığımız hastane odasına geri döndük.

   

Ertesi gün ultrason sonucunu değerlendiren doktor heyeti bizi Ankara Hacettepe Üniversitesine göndermeye karar verdi. O günü de hastanede geçirdik. Sabah olunca hem taburcu işlemleri, hem de Anakara’ya sevk işlemleri yapıldı. Uzun süre kaldığımız hastaneden öğleden sonra ayrıldık. Ayrılmadan önce bebeğin doktorlarından biri geldi ve durumu anlattı. İşte o zaman downlu bir çocuğa sahip olduğumu anladım.

 

Ancak konuya dair hiç bir fikrim yoktu. Daha öncesinde ne duydum ne de gördüm, belki de şaşkınlığım bundandı. O şaşkınlıkla bebeği de aldık evimize gelmek için yola çıktık. İki saat sonra evimize gelmiştik. Yapılan sevk üç gün geçerli olduğu için o gecenin sabahı Ankara’ya hareket ettik.    

 

Ankara'ya varmış ve Hacettepe Üniversite Hastanesine giriş yapmıştık. Bizi yine doktorlardan oluşan bir heyet karşıladı. Bebeği muayene ettikten sonra birçok tahlil istediler. Tahlilleri yaptırmaya başladık. Tahlilleri aynı gün almamız mümkün olmuyordu, yapılan tahlil sonuçlarını dört yada beş gün içinde alabildik, sonuçları doktorlar inceledi ve şu an bebeğe biyopsi yapamayız çünkü hemofili yani kanı pıhtılaşmıyor biyopsi yaparsak bebeği kaybedebiliriz dediler.

 

Sonra kan pıhtılaşsın diye bir iğne yaptılar, bir de sarılığını düşürmek için 50 paketlik ilaç yazdılar. Bu ilaçları kullanın bittikten sonra tekrar gelin dediler.

 

Bu süre zarfında Ankara’da bir yakınımızın yanında kaldık, bize çok yardımcı oldu. Umut yüklü geldiğimiz Ankara’dan hüzünlerimizi, endişelerimizi de yanımıza alarak geri döndük. Uzun süren yolculuk sonunda evimize gelmiştik.

 

Geldiğimiz günün akşamı kardeşimin düğünü vardı. Biraz dinlendikten sonra düğüne gitmek için hazırlandık, önce baba evine gittik, herkes göz yaşlarıyla bizi karşıladı ama ağabeyimin ağlamasını  asla unutamam, bana sarıldı ve dakikalarca ağladık.

 

Düğün evi değil, cenaze eviydi sanki. Herkes üzgündü o üzüntüyle salona gittik düğünün başından sonuna kadar gözümde yaş kurumadı doktorların çok yaşamaz dedikleri kızım yaşasa bile her genç kızın hayali olan o gelinliği giyemeyecek ve bir yuva kuramayacaktı. Bu çok acı vericiydi.

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 5957
 Dün : 7167
 Toplam : 24568404
 Ip No : 54.224.111.99