Kadın & Sağlık 19.8.2017 17:15:11 701 defa okundu

Dağların Güvercini 2. Bölüm

A.Dersim GÜLER'in kaleminden...

Doktor Barış hastahanenin giriş katındaki asansörün önündeydi. Gözlerinde iki gece öncesinden kalma şarap mahmurluğu vardı. İki gün izinliydi ve yokluğunda Kewok’a neler olup bittiğini merak ettiği için, gelir gelmez Kewok’un yattığı kata çıkmak için asansöre koşmuştu. Asansöre binip, 6. Kat tuşuna basmıştı. Asansör 6.katta durdu. Barış çıkıp Kewok’un odasına doğru hızlı adımlarla yürüdü. Kapıda yine iki asker ve bir polis vardı. Polisi görünce sordu neler oluyor diye. İçerde polislerin olduğunu ve ifade aldıklarını söyledi askerlerden biri. Tam bu esnada içerden sert bir erkek sesi geldi “Olanları anlatırsan hayatın biter” diyordu öfkeli ses. Şimdiye kadar çoktan ifade alınmış olmalıydı diye düşündü Barış ve odaya girdi. Kewok ağlıyordu. O uzun kirpikleri ıslaktı. Yanağından damlacıklar yağmur misali süzülüyordu. Polislerden birisi Doktor Barış’a “Çıkar mısınız odadan, işimiz var görmüyor musunuz?”diye sert şekilde azarladı. “ Ben Kewok hanımın doktoruyum. Ve burda kalmak istiyorum. Ayrıca hastamın psikolojik durumunu bilmenize rağmen, görüyorum ki ona oldukça sert davranıyorsunuz. Kapıdan bile duyuluyor ses tonunuzun sertliği. İnsan haklarına aykırı bu”  deyince Barış, polislerden biri oldukça sert bir şekilde “Yine geleceğiz” dedi ve çıktılar odadan. Barış, Kewok’un hıçkırarak ağladığını görünce, hiç birşey sormamaya karar verdi. Yanına yaklaşıp oturdu yatağın kenarında ki sandalyeye. Bir hemşire girdi odaya. Barış’ı görünce “Günaydın Barış bey” dedi.  Barış hemşirenin kolundan tutup yataktan biraz uzaklaştırdı ve sessizce konuşmaya başladı” neler oldu burda, iki gün önce ifadesi alınacaktı. Kızın durumu iyi değil, üzerine gidilirse bir daha intihara kalkışabilir, sürekli polisleri gördüğü zaman kendini kaybediyor demedik mi? Ben yokken de size böyle söylemeniz gerektiğini söylemedim mi?” diye sordu Eda hemşireye. Eda hemşire “Söyledik Barış bey. Söylememize rağmen iki gündür odaya girip çıkıyorlar” dedi ve çıktı odadan. Kewok’un gözlerinden süzülen yaşları seyre dalmıştı Doktor Barış. Biraz sonra “hiç adil değil” dedi Kewok hıçkırıklar arasından. “Adil olabilmek için, adaletin ne olduğunu bilmek gerek” diye yanıtladı Doktor Barış ve biraz durakladıktan sonra “neden intihar ettin?”diye sordu. “Kewok’un anlamı nedir biliyor musunuz?” diye sordu Kewok ve hiç cevap beklemeden devam etti; “Dağların güvercini demek. Yani özgürlük demek. Haksızlığa uğramak nedir onu bilir misiniz? Bilmeyin bence. Üvey babamın beni taciz etmesinin hiç bir önemi yokmuş gibi, o korku hali ile elime geçen bıçağı, o adama saplamanın cezasını çektiriyorlar. Hani bir arayanım soranım yok ya, kimsesiz olmanın bedeli çok ağır. Hatta okadar ağır ki…” dedi Kewok ve sustu. Doktor Barış “Tamam yorma kendini. Dinlen biraz, ben bir kaç saat sonra yine gelirim “dedi ve Kewok’tan herhangi bir cevap gelmeyince, ağır adımlarla çıktı kapıdan. Bir saat sonra askerlerden biri odaya girip, iki saate kadar çıkıyoruz hastahaneden. Cezaevinin revirinde devam edilecekmiş tedavine” dedi ve tam kapıdan çıkacakken durup yeniden Kewok’a baktı ve umarım kimseye birşey anlatmamışsındır, yoksa cezaevi müdürü zaten seni yaşatmaz. Üzgünüm, emir kuluyum”dedi hüzün dolu bir ses tonu ile ve çıktı kapıdan. Kewok yatağından kalkıp pençereye doğru yürüdü. Camı açıp aşağıya baktı. Sonra bir güvercin gelip kondu camın kenarına. Güvercine baktı uzun uzun, gökyüzüne baktı sonra. Birazdan yağmur yağacaktı belli. “Hiç adil değilsin hayat. Dört duvar arasında saklı kalacak çığlıklarım. Hiç kimseler bilmeyecek neden bu kadar çaresiz olduğumu” dedi ve “hayır hayır birileri bilmeli orda neler olup bittiğini”dedi ve yatağının hemen yan tarafındaki çekmecenin üzerinde duran kağıt mendilden bir parça kopardı. Çekmeceye baktı bir kalem bulabilmek için, bulamadı. Tam çaresizce etrafına bakınıyorken, yatağın kenarına düşen kurşun kalemi gördü ve bir tebessüm konuverdi dudaklarına. Yerden aldığı kurşun kalem ile kopardığı kağıt havluya Doktor Barış’a diye başladı yazmaya. Cezaevi müdürü tarafından tecavüze uğradım. Ölü bedenimi muayene etmenize izin veriyorum. Ve gerekli raporu mahkemeye vermeyin. Çünkü adil davranabilmeleri için, adaletin ne olduğunu bilmeleri getekir. Sadece intiharımdan cezaevi müdürü ve bu yapılanları örtbas etmeye çalışanlar sorumludur demeniz, gittiğim yerde rahat uyumamı sağlayacaktır. Hoşçakalın” diye sonlandırdı mektubu ve güzelce katlayıp avucunun içinde sıkıca tuttu. Pencerenin kenarında duran sandalyeyi pencerenin tam önüne çekip üzerine çıktı. Güvercin kanatlandı. Kewok bıraktı kendini kocaman bir boşluğa. Doktor Barış oturduğu odasının camından içeriye sızan gürültüyü duyup çıktı hemen. Hastahanenin bahçesindeki kalabalığı ve koşuşturmakta olan doktor ve hemşire arkadaşlarının telaşından anladı ciddi bir durumun olduğunu. Ama Kewok’un orda öylece cansız yatabileceğini hiç düşünemedi. Kalabalık arasından daldı Kewok’un yattığı yere. Gök gürledi ve bütün bulutlar Kewok’a ağladı. “ölmüş”dedi bir doktor arkadaşı. Kewok’un avucunda duran kağıt havluyu gördü ve kenetlenen parmaklarını açıp aldı. Doktor Barış’a kısmını okuyunca “Bu sana Barış. Okumak bana düşmez” dedi ve uzattı Barış’a mektubu. Mektubu aldı ve yağmurdan ıslanıp yok olmasın diye cebine koydu Barış. Eğilip, ıslanan saçlarına dokundu Kewok’un “Dağların güvercini hiç adil değil ölüm” dedi ve ıslanan gözbebeklerini gizleyip bütün insanlardan, yürüyüp gitti Doktor Barış. Kewok’un bedeni kocaman bir kalabalık ortasında ıslandı bir süre daha.  Gökyüzünden başka birde Barış ağladı Kewok’a…

Kim bilir, belki de henüz tamamlanmamış bir öyküydü bu da…

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

NÖBETÇİ ECZANE

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 3234
 Dün : 15933
 Toplam : 20210047
 Ip No : 54.224.49.217