Hüsniye KARAKOYUN 11.12.2017 12:37:04

Yalnızlığın başkenti

tunceliemek@yahoo.com

 

“Yalnızlık kimse için bir yazgı olmasın diye…”

Tuncelili genç yazar & işverenlerimizden Hüseyin Cengiz’in romanının bana hitaben imzalı kısmında yer alıyor bu cümle.

Kitabın adı ise “Yalnızlığın Başkenti”

Cemal Süreya, Tuncelili bir şair. Tuncelili diyorum ama daha çocukluğunda sürgüne gönderilen ailesi ile önce Bilecik’e ardından da İstanbul, Ankara, Hatay git-gelli devlet memurluğu-istifalı hayatı, aşkları, ayrılıkları, üvey anne dramıyla konu olmuş yazarın kitabına.

Kitabı okuduğunuzda, içinizde soğuk rüzgarlar eserken, bir yanınız aşkın tutkusu ve sürüklenişi, öte yanınız ayrılıkların acısıyla ürperiyor.

Öyle güzel kurgulanmış bir roman ki “Yalnızlığın başkenti”

İçindeki kavramlar arasında, bazen Pülümür’de Buyer Dağına tırmanan asıl adı Cemalettin Seber olan sonraki süreçte ünlülerin o vazgeçilmez takıntısından nasibini alarak kendisine isim seçme serüveninde Cemal Süreya ile yer değiştiren şairin hayatı eşliğinde, geçmişin acıları da diziliveriyor yamacınıza.

Cemalettin’in doğumuyla başlıyor roman. Sonrası acı ve dram. Çokça kadın var romanda betimlenen. Ara yere düşen aşklar, bazen İstanbul’da sokakta dilenen üvey annenin yüzünde canlanan hatıralarla başka kadın öyküleriyle kol kola giriyor. Ünlü Şair Süreya’nın 1938 Dersim Tertelesi sırasında 6 yaşında olduğu aktarılan romanda, Buyer Dağına doğru tırmanan bir köylü kadının, ağlayan çocuğunu bırakıp daha büyüğünü alması sırasında acının kadın bedeninde tezahürünü yaşıyorum okurken. Evladını bırakmak…?

Bundan daha büyük dram olur mu diyeceğim ama bu kentin geçmişi ve şimdisi zaten dramlar silsilesi.

Geçmişimizin acıları arasından şekillendirdiğimiz yaşamımızda bir eksiklik var kuşkusuz. Nitekim Cemalettin, kendisini öldürmeye gelen askerlerden kaçarken kaybettiği ailesi ile daha altı yaşındayken sığındığı mağarada, kendisini günler sonra bulan annesiyle kavuşmasının ardından çıktığı sürgün yolculuğunu aktarırken;

“Bir yük vagonunda açtım gözlerimi,
Bizi kamyona doldurdular,
Tüfekli iki erin nezaretinde,
Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular,
Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar,
Tarih öncesi köpekler havlıyordu

Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar, polisler…”
diyordu.

 

Aklımız yaşadıklarımıza takılı kalınca, yalnızlar, mutsuzlar şehrine mi dönüştü bu topraklar?

Geçmişe saplanmak nafile, ileri bakmalı kuşkusuz. Ancak yüreğimizi teslim alan bu hırpalanmışlık duygusu mu ki Cemal Süreya’nın sürgün ve üvey anne zulmünün ardından yaşadığı çokça aşka rağmen evliliklerini kısa sürede ayrılıkla sonlandırması.

Çok okuyan kent değil miydi ünvanımız?

Bu kentin bir başka değeri olan Hozatlı ancak doğduğu topraklarda doyamayacağını anlayınca Mersin’de kendisine yaşam oluşturan İş insanı Mustafa Güler “Peki bu çok okuyanlar nerede?” minvalinde sorusuyla, okuduklarımızı değiştirip-dönüştüremememize sitem ediyordu EMEK’imizde yayımlanan yazısında.

Geçmişe saplanıp kaldığımıza dair de değerlendirmesi vardı Sayın Güler’in.

Gerçekten pranga gibi yüreğimizde ve beynimizde mi taşıyorduk acılarımızı…? Mutsuzluğumuz, evsizliğimiz…Aslında pazılın eksik parçası gibi, tamamlayamıyor muyduk ki bir türlü eksiğimizi…?

Bundan mıydı ki, çok okuyanların kentinde hiç de onunla mütenasip olmayan onlarca kahvehane, birahane-cafe vardı.

Bulamıyoruz eksiğimizi…

Nerede hata yaptığımızı da bilemiyoruz.

Sürülüyor, öldürülüyor, eksiliyor, çaresizliği değiştirip dönüştüremeyince içimizdeki bize de dokunamıyoruz.

Hüseyin Cengiz ilk kitabı olan “İçindeki Bana Dokun” kitabında; “Aslolan yola çıkmaktır. Arkanda gölgen kan ter içinde kalıyorsa sana yetişmek için, sen yolunu çoktan bulmuşsun demektir. Ertelemek, erken ölümdür birazda. Ya akıntının yönünü değiştireceksin ya da akıntıya kapılacaksın. Bir şey yapmalısın, bir şey, tam da şimdi, şu anda, adı ne olursa...” diye yazmış.

Gerçekten de bir şey yapmalı…

Geçmişe saplanıp kalmadan, onu da reddetmeden ama bir şeyler yapmalı…

Tam da şimdi, şu anda…Adı ne olursa olsun ama mutlaka yürekteki katran karası mutsuzluğu silen türden, bir şey yapmalı…

***

Gazetemizi;

Facebook’ta: Tunceli EMEK Gazetesi

Instagram’da: tunceliemekgazetesi

Twitter’da: @TunceliEMEK

İnternette: www.tunceliemek.com.tr adreslerinden de takip edebilirsiniz.

Yazılı halini okumak isteyenler için:

6 Aylık Abonelik: 100 TL

Yıllık Abonelik: 200 TL

(İl dışı aboneliklere 100 TL posta gönderim bedeli eklenir

Hüsniye KARAKOYUN yazarına ait diğer yazılar

29.4.2018 22:26:53
13.4.2018 15:30:00
8.2.2018 09:50:18


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 6800
 Dün : 10990
 Toplam : 24599234
 Ip No : 54.225.17.239