Hüsniye KARAKOYUN 20.12.2017 17:23:29

Nerde lan bu sapıklar?

tunceliemek@yahoo.com

İtiraf edin, bu kadar maço bir yazı başlığı beklemiyordunuz değil mi?

Efendim ülke o kadar elit ve hijyenik ki, sormayın gitsin. Mesela, hayvan hakları, insan hakları, doğal yaşama saygı, ayı hakları, domuz hakları, dağ keçisi, kedi sevicilik…Allahım nasıl bir insaniyetliktir bu…?

Çevre dostluğu desen bizde, adamın kahvehanesine kadar giren ayı arkada, kişi önde kaçarken yine de “aman ayıya zelal gelmesin” diye haykıran ayıseverlik bizde.

Domuz bostanı talan etmiş, bir güzel bağdaş kurmuş neredeyse gariban köylüyü püskürtürken, domuz sevicilik tavan, köylünün durumu ise yerlerde.

Kışt de de gör gününü.

 

Keçiyi kesip yerken sorun yok…İneği, danayı, öküzü, koyunu, deveyi, tavuğu, balığı yerken de öyle…

Eti seviyoruz.

Hatta et olmadan yemeği yemekten saymayanların sayısı dahi bir hayli fazlayken, domuz dostuyuz, ayıyı vurmayın diye ayaktayız.

 

Kadın dostuyuz mesela. Ermeni öldürüldüğünde “Hepimiz Ermeni”, kedi tekmelendiğinde hepimiz çok tepkili…

Hayvanseveriz çünkü…!

 

Allahım, nasıl bir ülkeyiz böyle…Nasıl duyarlı, nasıl ahlaklı, nasıl erdemli, nasıl hak-hukuk-Allah-kitap edebiyatını en alasıyla yaşıyoruz…Nasıl?

Gerçekten bu nasıl bir ruh halidir böyle?

Erzincan’da yavru kediyi tekmeleyen askerin yanı başında kaç kişi var o sırada? Ama kimse müdahale etmiyor.
Sokakta linç edilen birini de çoğunlukla kimse kurtarmıyor. Cinayetler bazen ulu orta, tüm aleniyetiyle yaşanıyor…

 

Zülfü Livaneli’nin “Kardeşimin Hikayesi” romanında baş kahramanın rüyasına giren bazı hayvanlar soruyor; “Siz insanlar neden en zararsız olan hayvanları kesip yerken, size zarar verenlere karışmıyorsunuz?”

 

Soru ne kadar mantıklı öyle değil mi?

 

Mesela; Tunceli’de boşaltılan köylerden ötürü yaban hayvanları artık merkeze kadar iniyor. Akşamları Atatürk Mahallesinde sokak aralarına kadar iniyor domuzlar bazen tek bazen sürüyle…

Bazı köylerde birkaç yaşlı kalmışken, onların da kendileri için ektiği 3-5 karık bostanını gece domuz gelip kazıyor, sabah kalktıklarında tarumar olmuş halde buluyorlar. Görselerde olup biteni, yapacak bir şey yok. Vurmak yasak, eh taş ile de ayı korkutamayacaklarına göre, bakarken öylece çırpındıklarına tanıklığımız var.

Ceviz ağaçlarını, armut ağacını gece ayılar gelip kırıyor, tıpkı bir insan edasıyla silkeleyip yediklerini yiyor, diğerlerini de artık yenilmeyecek hale dönüştürüyor.

Köydeki herkesin mutlaka birkaç tavuğu vardır. Tilki, yasaların da kendisine tanıdığı yetkiyi kullanarak, gündüz aleni aleni alıp gidiyor tavukları. Tüfek ile vurmak yasak. Mutlaka dokunulmazlığı olduğunu bildiğinden, kalan köylülerin de yaşlı olmasından ötürü, kaçarken onların yetişmesinin mümkünatının olmadığının bilinci ve rahatlığıyla yediğini yiyor, gerisini telef edip gidiyor.

Testereyle kestiği başı gitar kutusunda taşıyan, minibüsüne binen 18’lik genç kızı yakan, sigara izmariti söndüren bir caninin tilkide zuhur etmiş halleriyle.

 

Ayı-domuz-tilki vurmak yasak. Oysa ayı veya domuz ile karşılaştığınızda sizi koruyan bir yasa yok. Ayı, domuz ve tilki yargı karşısına da çıkarılamıyor.

Hatırlayanlar vardır mutlaka, Tunceli-Ovacık’ta geçtiğimiz yıllarda ayı kahvehaneye girmiş, vatandaşları kovalamıştı.

Tamam bu davranışı takdire şayan (!) Muhtemelen dişi ayıydı ve kadın cinsinin hak koruyucusu olarak gitmişti o mekana…

Orada sorun yok. Kahvehane çok da matah bir yer değil. Orada bulunanları püskürtmesi tamam anlaşılır şey de (!) zaten 30-40 köyünde insan olan, ki onların da çoğunda yaşlıların yaşadığı Tunceli’de sürekli bir yaban hayatı bekçiliği söylemi…

Ülkenin riyakarlığından mı esinleniyoruz nedir…?

Ne zaman hayvana eziyet edilen bir görüntü paylaşılsa, söylemlerin çoğu klasik, “buna insan denmez, hayvan bunlar.”

Yapana yöneltilen öfke sırasındaki tanımlamaya bakın hele…

Hayvan üstün ve eziyet edilmemesi gereken bir canlı diye vurgu yapmak isterken, düşülen tezata bakın.

İnsanı kutsayıp, hayvanı küçülterek tekrar hayvanseverlik yapıldığına inanan bir çürümüşlük…

Engelliler günü nedeniyle hamasi nutuklarda “Hepimiz engelli adayıyız”

Bir şey ile empati kurmak için, bir gün başımıza geleceği korkusu mu gerekiyor?

Bir şeyleri anlamak için illa o olmak gerekmiyor. Hepimiz Hrant, hepimiz Ermeni, hepimiz engelli, hepimiz kadın, hepimiz LGBTİ, hepimiz eşcinsel, hepimiz dönme, kısaca bir şeyleri savunmak için o savunduğumuz şey olmak zorunda değiliz.

 

Bir parça insan olmak yeterli.

 

Neden başlığı böyle seçtiğime gelince, dikkat ettim bu eziyetli görüntüler paylaşılınca herkes bu kadar duyarlı söylemler geliştirince, hep aynı çığlığı atasım geliyor; herkes bu kadar iyiyse, bunca cinayet, sapkınlık, taciz, tecavüzü kim yapıyor?

İnsanın av tüfeğiyle ayı ve domuzu saygıyla selamladıktan sonra, havaya ateş edip avazı çıktığınca bağırası geliyor;

Hepiniz iyiyseniz, nerde lan bu sapıklar…?

Hüsniye KARAKOYUN yazarına ait diğer yazılar

8.7.2018 10:30:00
29.4.2018 22:26:53
13.4.2018 15:30:00


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 4437
 Dün : 8290
 Toplam : 24886318
 Ip No : 54.162.171.242