Baki SENDAY 12.9.2017 11:40:19

ÇÜRÜMÜŞ İNSANDAN SOYLU İNSANA

bakisenday62@gmail.com

Toplumsal ve tarihi olayları incelediğimizde, başarıda zirve yapan kişilerin yaratıcı özellikleri hemen görülür. Eski olanı yıkmak ve yerine yeni olanı kurmak, ancak eskiyi yıkabilecek kadar yaratıcı ve özgür ruh taşıyan kişiliklerce mümkündür. 20. yüzyılın ilk çeyreğinden başlayarak, yaşanan iki büyük savaş ve devamında süreklilik kazanan, geri ülkelerin istilası şeklinde tezahür eden ve “İstikrarlı-istikrarsızlık” tarzında gördüğümüz savaşlar, başta Ortadoğu olmak üzere birçok yerde, halkların içinde boğuldukları kan gölleri oluşturuyor.
Kapitalist modernitenin ideologlarınca, “Tarihin Sonu” şeklinde formüle edilen düşüncelerle, dünyada ezilenler ve insani olan herkesin kafasında, algı yanılması yaratarak hedeflerine ulaşma amacı güdülmektedir. Tarihin sonu değil ama “Çürümüş insanın” sonu yakındır.
Tüketimin çürümüş insanından, üretimin soylu insanına geçiş için göstermemiz gereken önemli çabalar vardır. Bu çabaların en önemlisi, üreten insanın tüketime tutsak olmasından kurtarılmasıdır veya kurtulmasıdır. Günümüz üretim ilişkilerinin çarpıcı bir yanı da; Eskiden olduğu gibi “alt yapının üst yapıyı belirlediği” şeklindeki tespitin, artık tamamen belirleyici olmadığıdır. Çünkü; günümüzde tüketim çılgınlığı olmadan, üretimin bir anlamının olmayacağını hepimiz anlamış bulunuyoruz. Onun için neyin üretileceği, tüketim durumuna göre kararlaştırılır ve yukarıdan aşağıya eğitim ve kültür yolu ile kabul ettirilir. Büyük orandaki reklam harcamaları, bu yanılsamayı yaratmak için kullanılır. Sistemin yegâne sigortası “Tüketim” olgusudur.
Bu temel tespiti yaptıktan sonra, ne yapmamız gerektiği sorusu sorulabilir! Tüketimin çürümüş ve düşürülmüş insanından, üretimin soylu insanını nasıl yeniden üretebiliriz? Tüketim alışkanlığı, yukarıdan aşağıya en güçlü araçlarla pompalanırken, üretici insan tipi yaratmanın ve emeğe saygılı insan için alternatif projelerimizin olması gerekir. Kapitalist modernitenin tipik insanı, köle ruhlu ve bencildir. Alternatifi ise, özgür ruhlu ve dayanışmacı insandır. O halde, “ben” i zedelemeden “Biz” kavramını kullanıma sokmak gerekir. Burada unutmamamız gereken, bireysel yetenek ve özellikleri ayırt edebilmektir. Burjuvazi denilen sınıfın, coğrafi keşiflerden, Rönesanstan, Reformdan günümüze kadar, sömürgelerden ve kölelerden sağladığı rantlarla gerçekleştirdiği iki büyük sanayi devriminin (buhar makinesi ve elektrik enerjisi) yanı sıra, iletişim araçları alanındaki devasa devrimle de oldukça güçlü bir konum elde etmiştir.
İnsan onuruna yakışır bir yaşam ve dünya için, önce özgür ruhlu ve doğa ile uyum içinde bir insan tipi gerekir. Bu insan tipi, çok farklı eğitim programları ve üretim biçimi içinde ancak yetişebilir. Öyleyse ilk adım, dayanışmacı komünal yapıların ve yaşam biçimlerinin köylerde ve kentlerin varoşlarında (varoş kavramını doğru bulmam ancak halk ağzı kullanmam gerekti) hayata geçirilmesi olabilir. Bu alanlarda, farklı eğitim kurumları oluşturularak, çocukların ve gençlerin çıkarcılıktan uzak, paylaşımcı ve dayanışmacı bir ruhla eğitilmesi çok yararlı olabilir. Bu kurumlar, mevcut yapı içinde işleyen okul ve kurumlar da olabilir, önemli olan içeriktir. Yani sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının resmi devlet ideolojisinin dışında ona rağmen bir çabası olmalıdır.
Kentlerin kenar mahallelerinde, kaderine terk edilmiş ve birileri tarafından inanç, gelenek ve moral değerleri istismar edilerek oy deposu haline getirilmiş, kömür ve makarnalara muhtaç geniş halk kitlelerine, somut ve gerçekçi projelerle gitmek ve ikna etmek için çok yoğun bir çaba gösterilmelidir. Kimseyi pragmatik ve bedavacı lümpen bir yaşama yönlendirmeden, dayanışma ile çok yararlı işler yapılabilir. Konut sorunu, eğitim sorunu, kolektif iş alanları kurarak işsizlik sorunu, üretilen emeği pazarlama alanları oluşturarak insanlarda yeni ve umutlu bir gelecek paradigması yaratmak imkânsız değildir. Kentlerde mahalle ve kent konseyleri oluşturularak hiçbir ayrım (din, dil, kültür, etnisite v.s) yapılmadan yerelden yönetimin önemi kavratılarak demokrasi bilinci geliştirilebilir. Tüketime köle olmuş, AVM'lerin kampanyalarında gece yarısından sıraya girip, birbirini izdihamlarla ezen, çürümüş insan tipinin acınası durumu, sanat eserleri yoluyla (Çadır tiyatrosu, açık hava müzik etkinlikleri, seyyar sinema çadırları, anlaşılır resim sergileri, sosyal medya alanı v.s) açığa çıkarılarak üzerinde düşünme ortamı yaratılabilir. Doğa ve yaşam alanının kutsallığı ve yaşam için değeri bilince çıkarılabilir.
Yaldızlı salonlarda, parlak ışıklar altında icra edilen sanat, ancak bir avuç üretimden kopuk ve soyut yaşayan insan için anlam ifade eder. Ülkemizde yıllardır, bir avuç jakobenin, askeri ve sivil bürokrasinin, çağdaşlık adına yaptıklarının halklara bir yararı olmamıştır. Birçok değerli eğitim ve sanat insanı da, bu resmi ideolojiyi çağdaşlık sanmış ve enerjisini heba etmiştir. Sanatın yaratıcı gücü, devasa bir güçtür. Doğru yerde ve zamanda kullanıldığında inanılmaz gelişmeler sağlar. Köleci Roma imparatorluğundan sonra, Rönesans'ı hatırlayın. Bilim ve sanat “yeni çağ”ı başlatan olaydır.
Bir diğer önemli alan, halkların inanç alanıdır. Bu alan toplu veya bireysel yaşamın olduğu her yerde vardır ve var olmaya devam edecektir. Üzerinden atlanarak veya karşı durarak bir sonuca ulaşamazsınız. Doğru yaklaşmazsanız, güçlü bir silaha dönüşüp sizi vurur ve ülkemizde olan da budur. Ortaçağdan çıkış din ve Kilise ile pozitif bilimlerin korkunç mücadelesi sonucu gerçekleşti. Ancak pozitivizmin temel yanlışı, metafiziği ve insan doğasını hafife almasıdır ki; bu gün, metafiziği güçlü bir silah olarak, bilime karşı kullananlara bu yanlışlık büyük bir avantaj sağladı. Doğru olan, sizin de toplumun vicdanında bir rahatlama yaratacak ve iyimserlik üreten, manevi bir argüman zenginliğine sahip olmanızdır. Bunun için bütün inanç ve ibadet kurumlarında olmak ve güzel olanı insana duyurmaktır. Öncelikle öğretilenlerin çarpıtılmış olduğunu, aynı kitleye aynı ortamda doğru yol ve yöntemlerle izah etmektir. Yani bizim de eğitimcimiz, din adamımız, sanatçımız, üreticimiz, gençliğimiz ve bilgelerimiz olmak zorundadır. Çürümüş ve tüketim alışkanlıklarına köle duruma düşürülmüş, bu tutsak insan tipine alternatif, gelecekten umutlu, yaşamı kutsayan ve üreten soylu insan için tamamen farklı bir paradigma gereklidir.
Yeni insan tipi yeni bir eğitim şekli ile mümkündür. Bu eğitim anlayışında, kahramandan çok birey ön sırada olmalıdır. Yeri geldiğinde her birey sorumluluk alabilecek düzeyde kahraman olabilmelidir. Yıllardır Bir avuç askeri ve sivil jakobenin tekelinde olan ve “seçim” argümanı kullanılarak demokrasi diye insanlara yutturulanın, demokrasi olmadığını, alternatif yerel demokratik oluşumlarla ispatlamak gibi bir görevimiz olmalı. Cumhuriyet'in kurucu unsuru olan siyasi yapıların ve askeri bürokrasinin, batı taklitçiliği ile giyim kuşamdaki değişimi, “Laiklik” diye yutturması ve insanların zihnini dumura uğratması, içinden çıkılmaz bir handikaba dönüşmesinin yanında, insanları kutuplaştırarak birlikte hareket etme olanaklarını yok etmiştir. İçinden geçtiğimiz süreçte, egemen olan zihniyetin iktidarda olması ancak doğru bir analiz yaptığımızda anlaşılır olacaktır.

Baki SENDAY yazarına ait diğer yazılar

12.9.2017 11:36:18


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

NÖBETÇİ ECZANE

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 13315
 Dün : 22109
 Toplam : 21019086
 Ip No : 23.20.129.162