EMEK Yorum 7.12.2013 00:00:00

Ak Parti Yapınca Özgürlüklerin Kısıtlanması, Tuncelililer Yapınca Yozlaşma Karşıtı

tunceliemek@yahoo.com.tr

 

-Alo

-Efendim.

-AKP kendi tabelasının üzerine mum yakıp koymuş, dini inancımızla alay ediyorlar. Gelin çekin haber yapın…?

***

Yıl 2004.

Tunceli EMEK Gazetesi daha birkaç aydır yayın hayatına başlamış ve haftalık olarak çıkıyor. Sümerbank’ın kullandığı yeri Turabi Şaroğlu almış ve market açmaya hazırlanıyor. Tunceli’de bir grup esnaf toplanmış ve yanlarına Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Hıdır Belice’yi de alarak belediyeye gitmişler. Eylem yapan grubun iddiası, TUNMAR açılırsa küçük esnafın mağdur olacağı, biteceği yönünde. Dönemin Belediye Başkanı Songül Abdil’den Şaroğlu’nun açacağı markete ruhsat vermemesini istiyorlar. Belediyedeki eylemin gerekçesi bu.

Tunceli EMEK o dönemde yazdığı bir makaleyle, bu yapılanın doğru olmadığına vurgu yapıyor ve market açılmazsa müşterinin başka illere gideceğine dikkat çekiyor. Büyümenin önüne geçilemeyeceğini, her türlü mal ve hizmeti bu kentte tüketiciye sunmamız halinde hem ticaretin büyüyeceğine, hemde işletmelerin büyüyeceğine vurgu yapıyoruz. O günkü yazdıklarımız arasında Tunceli’deki işletmelerin rekabet için strateji geliştirmeleri gerektiği, aksi durumda başkalarını engelleyerek ticarette var olmaya çalışmanın mümkün olmadığı yönünde cümlelerimiz de var.

Aralarından abonemiz olan 5 kişi arayıp aboneliklerini iptal ettiriyor ve bizi Şaroğulları Hozatlı biz de Hozatlıyız, taraf tutmakla itham ediyorlar. O dönemde en sert tepkiyi Habib Gül veriyor. Şimdinin MİSAŞ’ı açarak İslami sermayeyi Tunceli’ye getirdi diye en çok eleştirilen kişisi olan Habib Gül…?

Aradan geçen birkaç yılda, şehirde özellikle de Atatürk Mahallesinde TUNMAR’dan daha büyük marketler açılıyor. Artık kimse küçük esnaf bitecek masalını anlatamıyor. Çünkü biliyorlar ki kent büyüyor ve kendisini geliştirip yenilemeyen gidecek. Öyle birkaç etipuf, sigara, bayatlamış çerezle küçük bir dükkanda kimse kaşınızla gözünüzün hatrına size gelmez… mesajını alanlar alıyor. Diğerleriyse hala “bizim millet böyle işte” diyerek kendisini avutmaya devam ediyor.

***

Yıl 2013.

Tunceli’de bir birahanede hesap nedeniyle çıktığı iddia edilen kavga sonrası müşterilerden biri yaralanıyor. Olay bir anda büyüyor ve yaralanan kişinin akrabalarının öfkesi genele dağılıyor, büyüyor, çok sayıda insanın da karıştığı vurdulu-kırdılı bir eyleme dönüşüyor. O birahaneyle başlayan taşlama ve yakıp-yıkma olayından tüm bu tarz işletmeler nasibini alıyor. Mekanları basanlar bir anda namus bekçisi, yozlaşmayı yok etmeye çalışan birer kentsever misyonuna bürünüyor.

Eylemin gerekçesi çok onurlandırıcı (!): YOZLAŞMAYA HAYIR!

Bu şehrin insanları tarafından açılmış, zararını yine kendi insanımızın çektiği bir yozlaşma karşıtlığı hikayesi. Oysa talebin olduğu yerde arzı yaratırsınız. Sanki kimse gitmiyor ama o insanlar dışarıdan kadın getirmiş, kendi kendine eğleniyor, sizi rahatsız ediyor?

Bir çok şehre gidin kadın garson çalıştırılan böyle çok sayıda alkollü mekanlar görürsünüz. Bu gün İstanbul’da en çok kadınların çalıştığı meyhaneler tekrar gözde mekanlara dönüştü. Yurt dışına gidin, çok sayıda PUB’lar vardır. Alkol satılır ve kadın garsonlar servisi yapar.

Tunceli gibi kendisini özgürlükçü, demokrat, aydın, solcu, sosyalist, devrimci…yani tüm erdemli meziyetleri kendinde topladığı hikayesiyle yıllardır nara atan bir kentte, alkollü içki satılan, kadın çalıştırılan mekanlara saldırılması tuhaf değil mi? Hani özgürlükçüydük? İsteyen gider istemeyen gitmez. Gelip kolunuzdan zorla tutup bu mekanlara mı götürüyor birahaneleri açanlar?

Evde kocalarınızla iki çift laf etmiyorsunuz, sürekli dırdırla adamlar kapağı oraya atıyorsa hiç mi kadın olarak suçunuz yok da, “kocalarımızı elimizden alıyorlar” masalını durmadan tekrarlıyorsunuz?

Daha da garip olansa, tam da bu döneme denk gelen zamanda hükümetin çıkardığı yasayla alkollü içeceklerin saat 22.00’dan sonra satılamayacağına dair kanun tasarısına karşı verilen tepkiydi. Düşünsenize, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “alkolik gençler istemiyoruz” derken karşı çıkan bizlerken, birahaneyi taşlayan, kadınlar çalışıyor diyerek bunu yozlaşma olarak görenlerde bizler.

Yani anlayacağınız Ak Parti yapınca özgürlükleri kısıtlayan, biz Tuncelililerin mekan basıp dağıtması, yakması, eşyaları sokağa atıp kırması, insanlara saldırmamız, cam çerçeve indirmemiz yozlaşma karşıtlığı oluyor.

Ne diyelim…

Hayırlısı…

***

Bu eylemlerdeki bir başka tuhaflık ise, birahaneyi yozlaşma karşıtlığıyla dağıtanların, ardından MİSAŞ ve BİM’e saldırmaları.

Aradaki bağı kuran beri gelsin…

***

Başka illerde yıllarca Doğu ve Güneydoğu’da dağ ve devlet arasında halk deyimiyle şamar oğlanına dönmüş insanlarımız, çatışmalı süreçte başka illere göçüp yaşama bir yerinden tutunmaya çalışırken, evlerine-işyerlerine çokça saldırı haberi duyardık.

Çatışmada ölen bir asker ve polis cenazesi sonrasında saldırıya maruz kalır, içlerinden çoğunun asker kaçağı olduğu topluluklar tarafından olayın müsebbibi gibi saldırılara maruz kalırlardı. Hala da öyle. Bu ırkçı ve faşizan tavırdan ötürü, Zazaca şarkı istedi diye İzmir’de bir barda öldürülen Tuncelili gencin haberini yaptığımız zaman birkaç ay önceydi. İki gün önce, Bolu'nun Göynük ilçesindeki termik santral inşaatında çalışan 5 işçinin aynı firmada çalışan işçilerin saldırısına uğradığını haberleştirmiştik. İçlerinden Tuncelili Hüseyin Doğan, Alevi oldukları için saldırıya uğradığını söylüyor ve saldırganların “"Vurun bu komünist Alevilere" dediğini ileri sürüyor. Mahsun Yap’ı daha iki gün önce 22 yaşında toprağa verdik. Tuncelili olup Edirne’de kazada öldüğü açıklandığı halde çoğunluğun kaza süsü verilerek öldürüldüğünü iddia ettiği gencimiz…

Şimdi biz de Tunceli’de BİM ve MİSAŞ’a saldırıyoruz...!

Ve tuhaflığa bakın ki, olaylardan sonra ne Ticaret ve Sanayi Odası nede Esnaf ve Sanatkarlar Odası Yönetim Kurullarından saldırıya uğrayan birahaneler ile diğer esnafların yaşadıklarına dair tepki açıklamaları yapılmıyor.

Böbrek, dalak, mide, pankreas herkeste var.

Yürek nadide bir organ, herkeste bulunmuyor…

***

Bu saldırılar sonrasında iki şeyi çokça merak ettiğimiz oldu.

Birincisi, acaba Turabi Şaroğlu, BİM ve MİSAŞ’a saldıranlara, içinden dahi olsa kızıp, sonrasında her iki işletmeye geçmiş olsun ziyaretinde bulundu mu…veTunceli EMEK Gazetesini herkesin kendisine karşı olduğu zamanda çok sayıda kişiyi karşısına almak pahasına yazdığı makalesinden ötürü bir kez olsun saygıyla yad etti mi?

İkincisi, Habib Gül 2004’te TUNMAR için verdiği tepkiyi 2013’te kendisinin işletmesi olan MİSAŞ taşlandığında hatırlayıp pişman oldu mu…ve “Tunceli EMEK keşke benim haksızlığa uğramamda da bir makaleyle yanlışlara dikkat çekse” diye düşündü mü?

***

Ey Tuncelililer! Dış dünyayı dizayn etmeye çalışmaktan vazgeçin artık da, biraz kendi içinize yönelin. Bu ülke yıllarca en değerli insanlarını önce katletti sonra “Dış mihraklar, karanlık güçler yaptı” masalıyla avundu.

Şimdi siz, yozlaşma istemiyorsanız gitmezsiniz. Trilyonluk işletmeler açıyorsunuz, çalıştırdığınız personeli eğitmiyorsunuz. Artık bir kez olsun kendi yanlışlarınızla yüzleşin. Sizin rakibiniz BİM, A101, MİSAŞ, NOKTA değil. Onlar olmadığı zamanlarda da çok sayıda insan 3-5 kilo sebze ve meyveyi çevre illerden getiriyordu. Adını yazarak reklamını yapmak istemediğimiz çevre illerden birinden ekmek alıp getiren insanlara dahi tanık olduk. Ucuz olduğundan değil, biz ticarette hizmet sunumunda üslup yoksunu olduğumuzdan. Şimdi üniversite var ve inşallah çatışmasız süreç daha iyiye doğru gidecek. Bize düşen, her gün yaptığımız iş üzerine biraz düşünerek daha iyiyi üretmek ve çağın gereği olarak teknik ve hizmet yönünden kendimizi geliştirmek.

Yel değirmenleriyle savaşmanın anlamı yok. Kocaman kocaman marketler açmışsınız, müşterinin karşısında ağzında sakızla konuşan, poşeti fırlatır gibi veren personel istihdam ediyorsunuz.

Kusura bakmayın ama taşlayarak yozlaşma karşıtlığı olmaz ve hep kaybeden oluruz. Korkutarak terbiye olunmayacağını en iyi biz Tuncelililerin bilmesi gerekiyor çünkü.

1938; yakarak, öldürerek, ahırlarda katledilmiş, 1990’lı yıllar öldürülmüş, sürgüne maruz kalmış ve şu anda dahi devletin tarayarak sindirme gayreti…

Bunca şeye rağmen hala Tunceli ve Tuncelililer varsa, çıkarmamız gereken bir ders yok mudur sizce?

***

-Alo

-Efendim.

-AKP kendi tabelasının üzerine mum yakıp koymuş, dini inancımızla alay ediyorlar. Gelin çekin haber yapın…?

***

EMEK Yorum yazarına ait diğer yazılar

11.7.2015 00:00:00
2.6.2015 00:00:00
11.4.2015 00:00:00
25.3.2015 00:00:00


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 6759
 Dün : 10990
 Toplam : 24599193
 Ip No : 54.225.17.239