EMEK Yorum 1.5.2014 00:00:00

AKP’den Talebimizdir: “Bize Bir Grup Sinoplu Gönderin”

tunceliemek@yahoo.com.tr

TÜİK bir veri açıkladı. En mutlu il Sinop, en mutsuz il bizmişiz. Hoş son zamanlarda Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı tüm verilerde hepEN oluyoruz ama bu EN’lik genellikle olumsuz yönde oluyor.

Mesela en geç evlenen, en çabuk boşanan, doğurganlık oranı en düşük (yani çoluk çocuğa da karışmıyormuşuz) Tuncelililer çıkmıştı yakın zamanda TÜİK’in verilerinden.

Nüfus yoğunluğu en az olan il, taşıt sayısı en az olan il…vs neysede, son verisi her yönden sıkıntılı. Düşünün, zaten geç evlenen ve tahammül sınırı en dipte olan ilmişiz diye çabucak boşanıyormuşuz, kim alır bundan sonra bizi değil mi ama…insanın kınayası geliyor şu TÜİK’i…!

Bir veride biz açıklayalım bu kurumun ki kadar güvenilir (!) olmasa da, en çok gösteri ve insan kınayan iliz mesela. 

Durun hemen refleks gösterip “ama bizi kötülüyorsunuz” demeyin. Aynı taraftayız, kaygılanmayın. Tunceli’de başka düşünceye tahammül edilemediğini öğrendik, delimiyiz eleştirelim değil mi ama (?)

Tunceli’ye dair açıklanan mutsuzluk verisine hemen refleks gösterip celallenenlerimiz çok oldu. Birkaç gündür Tuncelililerden birinin eline maazallah TÜİK’ten biri geçse vay haline.

 “Efendim bu Türkiye İstatistik Kurumu ne yapmaya çalışıyor. Bizi kötülemişler” diyen de var, en modern, en çağdaş, en çok okuyan olduğumuzu söyleyip bu kurumun bizi çekemediği iddiasında bulunan da. Bizimkiler EN’leri sıralarken öyle kötü olanlar falan yok.

Fakat konuşunca insanın bu cümlelerde içini acıtan bir şey var. “Yazıktır anam-bacım, abim-babam. Enerjinizi boşuna harcamayın” diyesimiz var.

Niye zorla mutluymuşuz diye paralanıyoruz, insanın anlayası yok. 1938’de tarihin en büyük katliamını yaşamış, yakılmış, süngüden geçirilmiş, topluca taranmış, üzerine bombalar yağdırılmış, sürgüne, tehcire tabi tutulmuşuz…

1980 ve 2000’li yıllarda yine kim vurduya gitmiş çoğu insanımız, dağdakiler ayrı öldürmüş, devlet ayrı…

Sürgün edilmişiz, köylerimiz yakılmış, boşaltılmış, sürgüne gönderilmişiz…

30 küsur yıl çatışmalı süreçte yediğimizden içtiğimizden anlamadan, her an yüreğimiz avucumuzda yaşamışız. Kaybettiğimiz sevdiklerimiz, akrabalarımız, komşularımız ve tanıdıklarımız olmuş.

Şimdi devlet her kimse PKK ile barıştığını söylerken, çatışmalı sürecin sona erdiği dillendirilirken, özgürlükleri kendilerinden çalınmış binlerce insan hala cezaevlerinde yatıyorken…

Mesela Tunceli Belediye Başkan Yardımcısı Alican Önlü 2009 yılında daha kendisiyle söyleşimizin ses kaydını çözüp haberleştirmek üzereyken gözaltına alındı. O dönemde her perşembe bu gözaltına alınanlar için eylem yapılacağı açıklanmıştı. “Kara Perşembe” eylemleri bir süre sonra sona erdi. Bu arada Alican Önlü’den tam 260 perşembeyi çalanlar (1 yıl 52 hafta X 5 yıl), o sırada barış sürecini dillendirip bu koşulların oluştuğuna hükmettiler. Kara Perşembeyi düzenleyenler bir süre sonra bu eylemlerinden vazgeçti. Bizse Sayın Önlü’yü sıklıkla hatırladık ve her hatırlanmışlıkta yüreğimize yumruk yemiş gibi daraldık. Kendisinden çalınan zamana dair bir şey yapamıyor olmaktan ötürü.

Birileri bu kadar hoyratça sürekli yaşamımızı, sevdiklerimizi, tanıdıklarımızı bir yerlere savururken, biz ısrarla nasıl olur da bizi mutsuz gösterirler diye kızıyoruz. En demokrat, en aydın, en çağdaş bizmişiz, diğer iki yerel gazetede yapılan bu yönlü söyleşilerde de bunlar ifade edilmiş. Enerjisini en fazla boşa  harcayan il ünvanı da bizim olsa yeridir.

İnsanın; “En geniş don lastiğiyle bağlayın da demokratlığımız paçamızdan akmasın” diyesi var.

Bu kadar demokrat bir toplumda Murat Kur kazanmadığı halde bürosuna niye saldırdık? CHP iki vekil çıkardığında bürosunun camını çerçevesini, en demokrat halimizle nasıl bizden habersiz seçtiniz diyerek mi kırıp döktük?

Bu nasıl demokrasi…? diyesimiz var. Var da demiyoruz artık…

Biz şahsen illa mutluyuz diyerek TÜİK’e kızmıyoruz. Zaten bu kadar, gece yattığınızda sabaha stresle uyanılan bir ülkede, acaba Sinoplular haber mi dinlemiyor, TV mi seyretmiyor diye düşünmeye başladık. Yoksa bu kadar kaosun arasında hala nasıl mutlu kalınır anlayamıyoruz. Bu nedenle mutsuz olduğumuzu kabul edemeyenlerdenseniz size tavsiyemiz “TÜİK zaten paralel yapının kurumu. Bunu Gülen mutlaka tertip etti” diye Sabah kahvaltısında ve Akşam yemeğinde birer doz tekrarlayın haberleştirsinler ve sizde bu utançtan kurtulmuş olursunuz.

Ancak; bizim Adalet ve Kalkınma Partisinden bir talebimiz var: bir grup Sinoplu göndersinler. Bu ülkede bunca çalkantılı ortamda hala nasıl mutlu kalındığını bir soralım.

Ya bu ülkeyle bağlarını kopardılar yada yaşarken kalplerini söküp Türk Kalp Vakfına bağışladılar da bir şey hissetmiyorlar.

***

Bir de fazla dert etmeyin bu kurumun verilerini. Hatırlamıyor musunuz yakın zamanda masa başında anket düzenlemiş göstermişlerdi diye operasyonla kaç kişiyi polis gözaltına aldı ve kurumlarından kovuldular. Bunun da masa başı verisi olmadığını söyleyebilir mi TÜİK yetkilileri? Mesela biz Tunceli’de TÜİK anketörlerini hiç görmedik ilimize dair yapılan hiçbir araştırmasında. Yerel gazetelere dahi gelmeyen Türkiye İstatistik Kurumu anketörleri, nereden derledi ki bu verileri?

Tunceli EMEK Gazetesi

Gücünü Cesaretinden Alan Gazete


Bizi Tunceli EMEK Gazetesinin facebook sayfası (Tunceli Emek), Tunceli EMEK Gazetesi Grubu (Tunceli EMEK Gazetesi) ile Twitter’dan da (@TunceliEMEK) takip edebilirsiniz...

 

EMEK Yorum yazarına ait diğer yazılar

11.7.2015 00:00:00
2.6.2015 00:00:00
11.4.2015 00:00:00
25.3.2015 00:00:00


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 9598
 Dün : 11143
 Toplam : 24591042
 Ip No : 54.158.248.112